1. Kur''an''da Nefis Üzerine Düşünmeye Davet
Allahu Teala, insanı hem dış dünyadaki (afaki) hem de kendi iç dünyasındaki (enfüsi) ayetler üzerinde düşünmeye davet eder.
Zariyat Suresi 20-21. Ayetler: Kur''an, yakin (kesin bilgi) peşinde olanlar için yeryüzünde birçok ayet olduğunu belirttikten hemen sonra, `Kendi nefislerinizde de ayetler (nişaneler) vardır; görmez misiniz?` buyurur.
Ayet (Nişane) Kavramı: Ayet, bir şeyi gösteren işaret veya levha gibidir. Kâinattaki her varlık birer aynadır ve baktığımızda bize Allah''ı gösterir. Ancak nefis, bu aynaların en özel ve en öncelikli olanıdır.
Öncelik Sırası: Allah, mahlukatın rabliğini bir tarafa, Hz. Peygamber’in rabliğini (Rabbüke) bir tarafa koyarak ikincisine özel bir önem atfettiği gibi; kâinattaki ayetler ile nefisteki ayetleri de ayrı ayrı vurgulayarak nefsi tanımanın (Marifetün Nefs) hayatiyetine dikkat çekmiştir.
2. İnsanın Hakikati: Ruh ve Beden İlişkisi
İnsan, madde (beden) ve mana (ruh) olmak üzere iki unsurun bileşiminden oluşur. Ancak asıl `insan` olan ruhtur.
Merkep ve Süvari Metaforu: En meşhur görüşe göre ruh, bedenin asıl sahibidir; beden ise ruhun bu dünyadaki işlerini yürüttüğü bir `merkebi` (bineği) veya aracıdır.
Asıl Fail Ruhtur: Gören göz değil ruhtur; göz sadece bir penceredir. İşiten kulak değil ruhtur; kulak bir araçtır. Ruh bedenden ayrıldığı an (ölüm), göz açık olsa da görmez, kulak işitmez.
Ruhun Zaman ve Mekan Ötesi Yapısı: Ruh, maddi olmadığı için zaman ve mekanla sınırlı değildir. Rüya hali bunun bir delilidir; beden yatağındayken ruh saniyeler içinde binlerce kilometre öteye gidebilir, geçmişi veya geleceği (sadık rüyalar) müşahede edebilir.
3. `Nefsini Tanıyan Rabbini Tanır` Düsturu
Dersin merkezinde, hem Hz. Peygamber (s.a.a) hem de Ehlibeyt imamlarından nakledilen şu meşhur hadis yer alır:
`Men arefe nefsehu, fekad arefe rabbehu.` (Kim nefsini tanırsa, Rabbini de tanımış olur.)
Marifetullah''ın Kapısı: Allah''ı en doğru ve en derin şekilde tanımanın yolu, kişinin kendi ruhsal özelliklerini keşfetmesinden geçer.
Merhale İlişkisi: İmam Ali (a.s), `Nefsini daha iyi tanıyan, Rabbini daha iyi tanır` buyurmuştur. Bu da gösterir ki nefsi tanımada katedilen her mesafe, Allah''ı tanımada yeni bir kapı açar.
Kadrini Bilmemek ve Helak: İmam Ali''nin bir diğer uyarısı şöyledir: `Kendi kadrini (değerini) bilmeyen insan helak olur.` İnsan, kendisine bahşedilen `ruh` gibi muazzam bir nimetin farkına varmazsa, ebedi hayatını ve özünü kaybeder.
4. İnsanın Ontolojik Değeri ve Paha Biçilmezliği
İnsan, elindeki altını bir merkep sesi duymak için heba eden bir çocuk gibi, kendi ruhunu dünyevi ve geçici zevkler uğruna ucuzca satmamalıdır.
Bedenin Değeri Cennettir: Hadis-i şerifte `Bedenlerinizin kıymeti cennettir, onu cennetten ucuza satmayın` buyurulmuştur.
Ruhun Paha Biçilmezliği: Ayetullah Cevadi Amuli’nin yorumuyla; eğer sadece bedenin değeri bile cennet ise, asıl olan ruhun değerine paha biçilemez. Ruh, cennetten de öte bir makama, yani Allah''ın rızasına ve kurbiyetine (yakınlığına) namzettir.