Bu derste, bir önceki derste başlanan aklın yetersizliği konusunun eksik kalan maddeleri tamamlanmakta ve ardından Kur’an-ı Kerim ışığında peygamberlerin gönderiliş amacı ele alınmaktadır. Üstad Abbas Akyüz; insan aklının sınırlılıklarını, unutma, yanılma ve çevreden etkilenme gibi yönleriyle özetledikten sonra, nübüvvetin en büyük gayesinin insanı yalnızca bilgiyle doldurmak değil, o bilgiyi nefis tezkiyesi ve terbiyeye dönüştürmek olduğunu ayetler üzerinden açıklamaktadır.
1. Aklın Tek Başına Yetersiz Olmasının Diğer Nedenleri
Manevi Gerçeklerin Sınırı: İnsan aklı, Kadir Gecesi veya Berat Gecesi gibi zaman dilimlerinin manevi feyizlerini ve meleklerin âleme inişi gibi metafizik olayları kendi deneysel yöntemleriyle asla keşfedemez.
Unutma ve Yanılma: Beşerî akıl mutlak değildir; zamanla unutmaya ve yanılmaya açıktır. Tıpkı gözün hızla dönen bir ateşi daire şeklinde görmesi gibi, akıl da bazen doğruları yanlış, yanlışları doğru algılayabilir.
Çevresel Etkenler: Akıl her zaman tamamen tarafsız çalışmaz; yaşanan coğrafyadan, alınan eğitimden ve toplumsal şartlardan etkilenir. Bir bölgede aklın makul gördüğü siyasi veya askerî bir refleks, başka bir çevrede tamamen gayrimakul kabul edilebilir.
2. Kur’an’da Eğitim ve Öğretim Dengesi
Dört Temel Ayet: Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin geliş amacını özetleyen dört farklı ayet yer almaktadır. Bu ayetlerin üçünde tezkiye, yani nefis terbiyesi ve eğitim, talim, yani bilgi öğretimi kelimesinden önce zikredilmiştir. Sadece bir ayette mantıksal sıralama gereği önce öğretim, sonra eğitim gelmektedir.
Öncelik Arınmadır: Mantıksal olarak insanın önce bilmesi, ardından bildiğiyle amel ederek arınması beklenir. Ancak Kur’an’da çoğunlukla tezkiyenin önce zikredilmesi, eğitimin ve ahlaki arınmanın kuru bir bilgi yığınından çok daha üstün olduğunu ve asıl hedefin insanın terbiye edilmesi olduğunu göstermektedir.
Amelin Merdiveni Olarak İlim: Peygamberler insana yalnızca bilgi dağarcığı genişlesin diye ilim öğretmezler. İlim, amelin ve ahlaki terbiyenin mukaddimesidir. Asıl amaç, öğrenilen her bilginin insanı ruhsal olgunluğa, kulluk bilincine ve ahlaki kemale ulaştırmasıdır.