Akait başlıklarına girmeden önce Batı’da dinden kaçışın nedenleri ve bu nedenlerin bizim toplum ve bireyler için de ne ifade ettiği işlendi.
Temel İlke
Allah’ı ve dini kabullenmek aklın hükmü ve fıtratın eğilimidir. Buna rağmen kaçış varsa sebepler çokludur. Herkesi tek nedene indirgemek yanlıştır.
Sebep 1: Dini Kavramların Yetersizliği
Batı’da Allah tasviri akılla çelişen biçimde maddi ve insana benzeten anlatımlarla yapıldı. Çocukluk düzeyinde kalan bu tasvirler zihin olgunlaşınca reddedildi. İslam’daki tevhid öğretisi Allah’ı cisimden ve mekandan tenzih eder. Akılla çelişmez.
Sebep 2: Baskı ve Zorlama
Kilise inanç ve hatta bilim dışı konularda baskı uyguladı. Engizisyon dönemlerinde büyük sayıda insan yakıldı ve ağır cezalara çarptırıldı. Zorlama doğru olana bile tepki doğurur. Kur’an dinde zorlama yoktur ilkesini koyar. İnanç kalbin işi olduğu için zorla dayatılamaz.
Sebep 3: Felsefi Açıklamaların Yetersizliği
Batı felsefesinde nedensellik her varlığın sebebe muhtaç olduğu şeklinde formüle edildi. Bu formül Allah’ı da sebepli görmeye kapı araladı ve kısır döngü üretti. Doğru formül her mümkün varlığın sebebe muhtaç olduğudur. Varlığı zorunlu olan sebebe muhtaç değildir. Allah’ın varlığı zorunludur. Böylece akıl, Allah’ı istisna ilan etmek zorunda kalmadan doğru sonuca ulaşır.
Sebep 4: Toplumsal ve Siyasal Algıların Yetersizliği
Dini kabul etmek baskıcı iktidarı onaylamak, özgürlüğü kısıtlamak, yönetenleri dokunulmaz görmek diye sunuldu. Özgürlük arayan birey bu algı yüzünden dinden uzaklaştı. İslam siyaset anlayışında haklar karşılıklıdır. Yönetici ve toplum birbirine karşı sorumludur. İmam Ali’nin vurgusu budur. Yöneticiler de şer’i yasaklar ve adalet ilkeleriyle bağlıdır.
Eğitsel Not
Dinden uzaklaşmanın nedeni kişiden kişiye değişir. Teşhis doğru konmadan üslup belirlenmemelidir. Yanlış açıklama kaş düzeltirken göz çıkarır.
Sonuç ve Ders
Doğru Allah tasviri akılla uyumlu yapılmalıdır. Zorlamadan, sevdirerek ve delil sunarak anlatılmalıdır. Felsefi temeller sağlam kurulmalıdır. Din ile baskı eşitlenmemeli, özgürlük ve karşılıklı haklar ilkesi öne çıkarılmalıdır. Bu yaklaşım fıtrat ve aklın doğal eğilimini güçlendirir, kaçışı tersine çevirir.