Düşünce

Dr. İbrahimi Dinani'nin Dilinden Allame Tabatabai

02 September 2025 58 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 14

İşte o ‘ben''i tanımak Hak Tebarek ve Teâla''yı tanımaktır. Eğer o ‘huzuri ben'' yoluyla o kendi ‘ben''ine vakıf olursa, suret şeklinde değil, vukuf şeklinde ‘huzur''a ulaşırsa işte bu Hak Teâla''yı tanımanın yoludur. Suret önemli değil demiyorum, suret de kendi yerinde önemlidir. Ama bu sureti aşıp ‘husul''den ‘huzur''a ulaşmak gerekir.

 

İşte bu Hak Tebarek ve Teâla''yı tanımanın yoludur. Eğer bu tanıma gerçekleşirse ve bu huzur hâsıl olursa işte bu, “insan-ı kâmil” makamıdır. İşte bu insan-kâmil de sizin işaret ettiğiniz velayet makamıdır. Bu ise Hak Tebarek ve Teâla''nın “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” diye işaret ettiği marifet yani tanımadır. Yani insan işte bu marifete ulaşmalıdır.

 

Laricani: Evet çok güzel bir bahis oldu. Alame Tabatabai, “Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti'''' ayetiyle ilgili olarak şu sonuca varıyor: Bizim Allah''a dair ilmimiz, kendi nefsimize dair ilmimizin mukaddimesidir. Yani Allah''ı bilmemiz kendimizi bilmemizin öncülüdür. (Önce Allah''ı, sonra kendimizi biliyoruz, bunu kavramsal olarak kabul ya da fark etmesek de).  

 

Üstat Dinani: Çok önemli bir meseleyi dillendirdiniz. Allah''a dair ilmimiz kendimize dair ilmimizi sağlıyor; ama bizim Allah''a dair ilmi bulmamız gerekir. Yani Allah''ı bilecek olan benim. Bu ‘ben'', hem aynadır hem de hicaptır (perdedir). Eğer ben enâniyetle bakıyorsam, Allah''ı göz ardı ederek kendi kendime bakıyorsam, bu aşılmaz bir hicaptır. Bu, dağdan daha aşılmaz bir hicaptır. Artık bunu aşmak mümkün değildir, yani firavunluktur. Eğer ‘ben''i Hak Teâlâ''sız bir şekilde görüyorsam bu, ebediyen aşılmaz bir hicabın ötesinde kalmaktır. Ama eğer bu ‘ben'' bir ayna ise orada Hak''tan başka bir şey gözükmez. Dolayısıyla ben kendi aynama baktığımda Hak Teâla''yı görürüm.

 

İzin verirseniz bizim şarkıcılarımızın da okuduğu Mevlana''ya ait bir şiiri örnek vereyim. Tüm İran halkı bu şiiri defalarca duymuştur, radyo ve televizyonda sürekli olarak yayımlanıyor. Şimdi yeri gelmişken bu şiiri okumak istiyorum.

 

Ayine-yi reng-i to eks-i kesi est

To ez heme reng coda budei.

 

Senin renginin aynası birinin yansımasıdır

Sen her renkten ayrı idin.

 

Yani sen o kadar saf ve netsin ki adeta bir aynasın, eğer Hak Teâla dışında her şeyden saflaşmışsan sende yalnızca Hak Teâla yansır.

 

Laricani: Bundan daha güzelini Hafız demiş:

 

Merdum-i dide-yi ma gayr-i to ra nazır nist (Göz bebeğimiz senden başkasını görmez)

 

Üstat Dinani: Evet, aynen… Madem Hafız''dan bahsettiniz bir şiir de Hafız''dan okuyayım:

 

Mera be kar-ı cehan hergiz iltifat ne bud

Ruh-i to der nezerem in çunin hoşeş arast.

 

Benden asla dünyaya iltifat olmaz

Öylesine güzeldir ki gözüm hep senin yüzündedir.

 

Yani ben ayna olur, Hak Teâlâ dışında kalan her şeyden arınır tertemiz olursam, bu ayna Hakk''ı gösterir. Paslanmış olan ve Hak''tan başkası ile meşgul olan ‘ben'' ise aşılması mümkün olmayan bir hicaptır. İzin verirseniz yeri gelmişken Mevlana''dan bir şiir daha okuyayım.

 

Ba to divar est o ba işan der est

Ba to seng o ba ezizan govher est.

 

Seninle duvardır, onunla kapıdır

Seninle taştır sevgili ile mücevherdir.

 

Yani kimi insanlar adeta duvar gibidir, çelik bir duvar gibi. Bazıları ise kapı gibidir. Eğer karşımızdaki kapı kilitli olursa tıpkı bir duvar gibi olur, duvardan farkı kalmaz. Ama eğer ben kilidi açmasını bilirsem kapıdan geçebilirim. Eğer ‘kendi'' enâniyet sahibi olmazsa kapıdır, oradan geçebilir ve Hak Teâlâ''ya ulaşır. Ama eğer enâniyet sahibi olursa, Hak Teâla''dan başkasıyla meşgul olursa, çelik bir duvar gibidir, içinden geçmek mümkün değildir. Dolayısıyla ‘ben'' kelimesi çok inceliklidir; ‘kendi'' kelimesi çok derindir. İrfanın beyni işte burasıdır. Yani kendini tanımak doğru olmalıdır.

 

Laricani: Emirü''l-Müminin İmam Ali (a.s.) de şöyle buyuruyor: “El âlimu arefe kadreh.” (Âlim, kendi kadrini, hakikatini bilir.)

 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar