Düşünce

Dr. İbrahimi Dinani'nin Dilinden Allame Tabatabai

02 September 2025 58 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 14

Hz. Mesih (a.s.) doğuştan kör olanlara şifa verdi. Cüzzamlı hastalara şifa verdi; ama batını kör olanlardan yani cehl-i mürekkeb içinde olan insanlardan dolayı çöllere kaçtı. Ona dediler ki “Ey Allah''ın elçisi, sen körlere şifa verdin. Bu batını kör olanlara da şifa ver, bu cahillerin cahilliğini de gider.” Hz. Mesih dedi ki “o belaydı, bu ise ibtiladır.” Yani bu olacak bir şey değil.

 

Cehl-i mürekkeb sahibi insan bencil olduğu için ve bilmiyor olmasına rağmen bilmediğini de kabul etmediği için tedavi edilemez. Basit cahillik hiç sorun değildir, kolayca ortadan kaldırılabilir. Bilmediğini öğrenebilir. Tehlikeli olan bilmeyen ve bilmediğini de kabul etmek istemeyen insanın cehaletidir.

 

Laricani: Allame Tabatabai, tüm eserlerinde Ehlibeyt''e büyük bir bağlılık gösteriyor. Acaba bundan felsefi marifetin, irfani marifetin kısaca her türlü marifetin bu halka olmadan elde edilemeyeceği sonucunu çıkarabilir miyiz?

 

Üstat Dinani: Merhum Allame Tabatabai buyurduğunuz gibi Ehlibeyt''e çok bağlıydı. Ehlibeyt''e bağlanmak gerektiği konusundaki rivayetler oldukça fazladır. Kur''an o evde nazil olduğu için Kur''an''ın tefsirini de en iyi Ehlibeyt''in bileceği İslam âlimleri tarafından da söylenir.

 

Bakınız Kur''an''ın bir zahiri bir de batını vardır. Kur''an''ın zahirini, Arapça bilen herkes anlayabilir. Ama Kur''an''ın bir da batını vardır, hatta o batının da batını vardır. Nitekim bazı rivayetlerde bu batınların sayısı yedi olarak verilir. Buradaki yedi çokluğu ifade etmek içindir. Kur''an''ın batınına yol bulmak herkesin işi değildir.

 

Kur''an''ın zahirini herkes anlar. Elbette bu bir hüccettir ve bizim usûl âlimlerimiz Kur''an''ın zahirini hüccet olarak kabul etmektedir. Bazıları Kur''an''ın zahirinin hüccet olduğunu reddetse de şu an ben o konuya girecek değilim. Âlimlerimizin fakihlerimizin büyük çoğunluğu zahirin hüccet olduğuna inanırlar. Tüm insanlar Kur''an''ı okuyabilir, anlayabilir, ondan deliller çıkarır, bunda hiçbir sakınca yok.

 

Allame Tabatabai''nin daha çok üstünde durduğu şey ise batındır, batını da veli anlıyor. Yani Müminlerin Emiri (a.s.), Masum Evliya (a.s.) ve o halkaya bağlanmış olan diğer insanlar… Bir başka ifadeyle ve daha kapsamlı olarak söyleyecek olursak batın ehli olup da batını anlayabilenler… Çünkü ehli olmayanların batına ulaşacak yolu yoktur.

 

Her insanda batın olabilir; ama bazı insanlarda o batın uyanmamıştır, uyumaktadır. İnsanın içindeki her bir batın uyandığı ve aydınlandığı ölçüde Kur''an''ın batını ile temas kurabilir.

  

Bahsini ettiğiniz velayet budur, velayet yani batındır. Siz batına yaklaştıkça Kur''an''ın batıni maarifine yaklaşmış olursunuz. Ama Allame Tabatabai''nin ve diğer ariflerin de dediği gibi batın ehli olmayanların Kur''an''ın batınına ulaşabilecekleri bir yolları yoktur. Onların Kur''an''dan, zahirden başka bir nasipleri yoktur. Tek nasipleri zahirdir. Eğer kafirse zaten hiç nasibi yoktur, eğer Müslümansa sadece zahirden nasibi vardır. Ama batını aydınlandığı ölçüde Kur''an''ın sonsuz maarifine yol bulabilir.

 

Laricani: Üstat Mutahhari''nin Allame Tabatabai''nin Ehlibeyt''e olan sevgisi ile ilgili bir hatırası var. Merhum Mutahhari, yazılı eserlerinde veya konuşmalarında Allame Tabatabai''nin ismini andığı zaman “Ruhum ona feda olsun” derdi. Ona, “Allame Tabatabai''ye bu kadar sevgi göstermenin sebebi nedir?” diye sorduklarında diyor ki “Benim ona olan sevgim onun bir filozof olmasından ya da büyük bir Kur''an müfessiri olmasından dolayı değildir. Benim ona yönelik sevgim Ehlibeyt''e olan aşkı dolayısıyladır. O, her ne kazanmışsa velayet sahasından kazanmıştır.”

 

Allame Tabatabai ile ilgili olarak onun öğrencilerinin anlattığı bu şeyler örnek verilmeye değerdir. Buradan onun şefaat ile ilgili bahsine geçmek istiyorum. Bugünlerde bu konuda şüpheler ortaya konuyor. Mesela deniyor ki “İnsan Allah''la doğrudan irtibat kurabilir, siz insanları neden şefaatçi yapıyorsunuz. Bu şirktir.” Bazıları sırf bundan dolayı şefaate inananları şirke düşmekle suçluyor. Allame Tabatabai''nin Ehlibeyt''e tevessül ve şefaatle ilgili düşünceleri buna cevap konusunda bize ne ölçüde yardımcı olabilir?

 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar