Sıffin Savaşı, İslam''ın ilk dönemlerinin önemli ve belirleyici olaylarından biri ve ibret verici bir hadisesi olarak kabul edilir. İran''ın kader belirleyici bir savaşın içinde olduğu şu dönemde, bu tarihi olayı yeniden okumak faydalı olacaktır. Bu öyle bir savaştır ki bölgenin geleceğini ve hatta küresel denklemleri değiştirmektedir; İran''ın bu mücadeledeki zaferi, önümüzdeki yıllar ve on yıllar için caydırıcılık sağlamasının yanı sıra, ülkenin küresel güçlerin bile iradesini kıramadığı ve kendi isteklerini dayatamadığı etkili bir aktör olarak bölgesel ve küresel konumunu yükseltecek ve pekiştirecektir.
Sıffin Savaşı Hicri 37 yılında gerçekleşti. En temel sonucu, Hariciler (veya Marikîn, Şurât ve Harûriyye) olarak bilinen aşırılıkçı bir akımın ortaya çıkması; ayrıca Muaviye bin Ebu Süfyan akımının hayatta kalması, yönetiminin devam etmesi ve ardından Emevi hanedanının halifeliğinin (Hicri 41''den 132 yılına kadar) kurulması oldu.
Mektuplaşmalar yoluyla Ebu Süfyan''ın oğluyla savaşmaktan kaçınmaya çalışan İmam Ali (a.s.), diplomasiden umudunu kestikten sonra fitneyi bastırmak için Sıffin bölgesine (Suriye''nin Rakka kenti yakınlarında bu tarihi savaşın gerçekleştiği yer) doğru yola çıktı ve Muaviye bin Ebu Süfyan''ın ordusuyla karşı karşıya geldi. Muaviye de savaştan önce Amr bin Âs''tan yardım istedi; o ise ancak Mısır valiliğini elde etme şartıyla Muaviye''nin hizmetinde bulunmayı ve ona danışmanlık yapmayı kabul etti.
Sıffin Savaşı Hak cephesinin lehine ilerlerken, ordusu yenilginin eşiğine gelen Muaviye, askeri yollarla siyasi varlığını sürdüremeyeceğini anladı. Bu yüzden Amr bin Âs''ı, savaş alanındaki durumu değiştirecek bir hile ve komplo bulmaya teşvik etti. Âs''ın oğlu, Kur''an sayfalarının mızrakların ucuna takılmasını ve halkın Kur''an''ın hakemliğine çağrılmasını önerdi. Bu hamle, Şamlıların saflarını sıklaştırırken Irak halkı arasında ihtilaf çıkmasına neden oldu. Bu komplo ile İmam Ali''nin (a.s.) ordusundaki bir grup, savaşın devamında gevşeklik gösterdi ve hatta savaşın durdurulması için baskı yaptı. Ordusunun bir iç savaşın eşiğine geldiğini gören İmam Ali (a.s.), (başlangıçta buna direnip halkı savaşa devam etmeye çağırmasına rağmen) mecburen bu talebi kabul etti. Ebu Süfyan''ın oğlunun iktidarını sürdürmek için kurduğu bir komplo olarak değerlendirilen `Hakem Olayı`, Irak temsilcisi Ebu Musa Eş''ari''nin kandırılmasıyla Hak cephesi için istenen sonuca ulaşamadı ve iyi bir şekilde sonlanmadı.
Bu tarihi olayın tecrübesinden yararlanarak günümüz için çıkarılabilecek bazı dersler şunlardır:
1. İrade ve Medya Oyunlarına Karşı Direnç
Hak cephesinin zaferi, ancak inananlarının kararlı olması, Hak imamına ve önderine itaat etmesi, direniş göstermesi ve ilahi vaatlere iman etmesiyle güvence altına alınır. Düşmanların vaatleri, psikolojik ve medya oyunları onların zihinleri ve planları üzerinde en ufak bir etki bırakmamalıdır.
2. Uzlaşma Çağrılarının Arkasındaki Hile
Batıl cephesi sahada zaferden umudunu kestikten sonra komploya, hileye, psikolojik savaşa ve uzlaşma çağrısına başvurur. Elbette bu çağrı da (birçok durumda) içinde bulunulan zor durumdan kurtulmak ve güç toplamak için askeri bir taktik olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Hakem olayından sonra kesin bir yenilgiden kurtulan Muaviye, İmam Ali''nin (a.s.) kontrolündeki bölgelere zarar vermek için planlar yaptı; tarım arazilerini, evleri tahrip etmek veya yakmak için gruplar göndererek baskı uyguladı. Yani Sıffin''de insanları Kur''an''ın hakemliğini kabul etmeye çağıran aynı kişi, yenilgiden kurtulduktan sonra eski hedeflerine ve planlarına geri dönmüş, hırsında hiçbir sınır tanımamıştır!
3. İç Birlik ve Lidere İtaat
İlahi önder, ancak halkı ve ordusu ona itaat ettiğinde, kendi aralarında çatışıp çekişmediklerinde ve tamamen ilahi hedeflerin, Allah''ın dinini ikame etmenin hizmetinde olduklarında başarıya ulaşır. Muhalefet, itaatsizlik, bölünme, dağınıklık ve çatışma ile hiçbir ilahi lider halkına zafer ve başarı getiremez.
4. Zorluklar Karşısında Sabır
Allah''ın dini yolunda direnmek; şirk, küfür, nifak ve zulümle mücadele etmek zor bir yoldur ve beraberinde zorluklar getirir. Bu durum, bazılarını şüpheye düşürebilir ve hatta düşmanlarla uzlaşma arayışına itebilir. Ancak başarı ve zaferin yolu sabır, direniş, Allah''a tevekkül, ilahi vaatlere iman ve Hak yolunda cihattan geçer.