Dr. İbrahimi Dinani''nin Dilinden Allame Tabatabai
İsmail Mansuri Laricani: Bismillahirrahmanirrahim
Selam aziz izleyiciler, Allame Tabatabai''nin vefat yıl dönümünün eşiğindeyiz. Marifet programının bu bölümünde özel bir söyleşimiz var. Allame Tabatabai''nin seçkin öğrencilerinden ve şu anda da ülkemizdeki irfan ve felsefe kürsüsünün seçkin hocalarından biri olan Sayın Dr. İbrahimi Dinani ile birlikteyiz.
Aziz üstada hoş geldiniz diyor ve teşekkürlerimizi arz ediyoruz. İzin verirseniz önce siz Allame Tabatabai ile tanışıklığınıza dair bir giriş yapın ben de ardından sorularımı yönelteyim.
Üstat Dinani: Pekâlâ, bismillahirrahmanirrahim. Benim Hz. Allame Tabatabai ile tanışıklığım, öğrencinin hocasıyla tanışıklığıdır. Ben Havza talebesi olduğum dönemde o da Havza''nın meşhur hocalarından biriydi. Merak hissiyle kendisini keşfettim ve onun ders oturumlarına katılmaya başladım; gündüz olan derslerine…
Daha sonra derslerine daha sık katıldıkça yakınlığımız arttı ve gece verdiği derslere de katılmaya başladım. Gece derslerine katılan kişi sayısı parmakla sayılacak kadar azdı ve gizliydi. O derslere herkes gelemiyordu. Kendisi bir müddet sonra benim de o derslere katılabileceğimi söyledikten sonra ben de aralarına katıldım.
Benim Kum''da bulunduğum yıllar boyunca yani yaklaşık 10, 12 yıl müddetince hem gündüz verdiği normal derslerine hem de geceleri dönüşümlü olarak dostların evlerinde yaptığı derslerine katıldım. O dersler haftada iki geceydi. Allame o derslerinde içinde sakladığı gerçek düşüncelerini ortaya koyuyordu.
Gece derslerinde rahat konuşuyordu, gündüz yaptığı derslerde birçok şeyi söylemiyor veya söylemek istemiyordu. Gündüzleri kitaptan ders verirdi. Ama kendi sahip olduğu özel düşünceleri, yani kendisinin açıklamak istediği düşünceleri gece derslerinde anlatıyordu.
Laricani: (Gülerek) Yani sırları açıklıyordu.
Üstat Dinani: (Gülerek) Sırlar değildi, düşüncelerdi. Fakat çok derin konular oldukları için belki de birçok yerde bunları gündeme getirmeyi uygun görmüyordu. Başka yerde gündeme getirilmeyen bu düşünceler o gece derslerinde konu olurdu. Öğrenciler de kendisine yakın ve özel öğrencileriydi.
Laricani: Sizden başka kimler vardı mesela?
Dinani: Mesela Sayın Cevadi-i Amuli vardı, Hasanzade Amuli vardı, Abbas Ebuturabi, Uveysi Gazvini, Saini Zencani, Şeyh Abbas Necefabadi, ben vardım, Muhammed Hamenei ve Dr. Ahmed Ahmedi vardı.
Bu dersler uzunca bir süre devam etmişti ama biz ilk döneminde yoktuk. İlk döneminde Sayın Mutahhari falan vardı. Benim olduğum dönemde bu söylediklerim mevcuttu. Ben Kum''da bulunduğum süre boyunca bu derslere katılma bahtiyarlığına eriştim. Ayrıca ben kendisinin Tahran''da Henri Corbin ile yaptığı görüşmelere Kum''dan kendisiyle birlikte giden tek kişiydim. Yani ben gündüz verdiği derslere ilaveten hem Kum''daki gece derslerine hem de Tahran''daki derslerine katılıyordum.
Laricani: Henry Corbin''den bahsettiniz. Henri Corbin, İslam maarifiyle özellikle de İslam irfanıyla çok ilgili biridir.
Dinani: Özellikle de Şiilikle çok ilgilidir.
Laricani: O, eserlerinde Şia irfanını çok öne çıkardı; bunun sebebi nedir üstat?
Dinani: Bu çok ayrıntılı bir mesele… Merhum Henri Corbin, kuşkusuz çağımızın büyük filozoflarından biriydi. Batı''daki çeşitli felsefi ekolleri tanıması ve birçok felsefe üstadını görmesi bakımından benzerine az rastlanabilecek biriydi.
O, birçok felsefe üstadıyla ya görüşmüş veya onların öğrencisi olmuştu. Batı felsefesine, Batı felsefesi tarihine ciddi bir hâkimiyeti vardı. Kendisi de büyük bir filozoftu. Maneviyatçı bir insandı, zatı itibariyle maneviyatçı insanlardan biriydi. Hocası olan Louis Massignon sayesinde Sühreverdi''nin eserleriyle tanışıyor. Sühreverdi''ye adeta cezp oluyor; özellikle de Sühreverdi''nin misal âlemine…