5. Güvenilmez Düşmanla Müzakerenin Sonuçsuzluğu
Sadece zayıf düştüklerinde müzakere ve uzlaşma arayışına giren, güçlendikten sonra imzaladıkları anlaşmaları ayaklar altına alan ve sözlerine sadık kalmayan hilekâr ve yalancı düşmanlarla uzlaşmak, Hak cephesinin yararına değildir ve iyi, faydalı bir sonuç doğurmaz. Nitekim `Dûmetü''l-Cendel`de Irak ve Şam temsilcileri arasındaki hakemlik ve müzakere süreci de Hak cephesi için istenen hiçbir sonuç ve kazanım elde edilemeden sona ermiş, bundan sadece Muaviye ve ordusu kazançlı çıkmıştır.
6. Yarım Kalan Savaşın Tarihsel Bedeli
İmam Ali''nin (a.s.) ordusunun Hz. Ali''nin sözlerini dinlediğini, Hakem olayını kabul edip Muaviye ile uzlaşmak yerine sabır ve direniş göstererek savaşı Muaviye ordusuna karşı zafer kazanana kadar sürdürdüğünü düşünelim (Nitekim İmam''ın ve Malik Eşter gibi bazı sadık sahabelerinin görüşü de mücadelenin devam etmesi yönündeydi). Bu durumda bu kriz sonsuza dek çözülmüş olacak, Muaviye ve Amr öldürülecek veya esir düşecek, Ebu Süfyan''ın oğlu asla halifeliğe göz dikip onu Emevi hanedanı içinde miras bırakma fırsatı bulamayacaktı. Oğlu Yezid''in halifeliğine zemin hazırlanamayacak ve dönemin İslam toplumunun başına (Kerbela olayı ve Harre vakası gibi) o musibetler gelmeyecekti. Zübeyrî akımı ortaya çıkmayacak, 91 yıllık Emevi halifeliği İslam dünyasında kurulamayacak ve Emevi zulmüne karşı veya İmam Hüseyin''in intikamını almak için (Tevvâbîn ayaklanması, Muhtar es-Sekafî''nin kıyamı, İbn Eş''as''ın isyanı, Zeyd bin Ali''nin kıyamı vb.) halk ayaklanmaları şekillenmeyecek ve insanların kanı oluk oluk akıtılmayacaktı. Başka bir deyişle, Emevi hanedanının yönetimi, Hak cephesinin Sıffin Savaşı''nda zafere ulaşamamasının ve bu önemli savaştaki başarısızlığın bir ürünü olarak değerlendirilebilir.