Erbaîn ziyareti, İmanın nişanesidir, sıradan bir yolculuktan çok daha fazlasıdır; müminler için büyük bir sınavdır. Uzun mesafeler kat etmek, zorluklara göğüs germek ve direniş, diriliş ile şehadeti çağrıştıran bir diyarda bulunmak, sarsılmaz bir iman ve sonsuz bir sevgi gerektirir. Bu ziyaret, mümini bireysellik çemberinden çıkarıp İmam Hüseyin'in (a.s) milyonlarca seveniyle; yani ırk, dil ve coğrafi sınırların ortadan kalktığı ve yalnızca imanın ön planda olduğu bir toplulukla birleştirir.
Dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca ziyaretçi bugün Kerbela'ya giden yolları yaya olarak ve sevgi dolu kalplerle yürürken, aslında İmam Hasan Askeri'nin (a.s) yüzyıllar önce öğütlediği o aynı iman nişanesini sergilemektedirler.
Erbain ziyareti insanı hidayet ve tekâmüle götüren bir yoldur. Eğer bu ziyarette bir eksiklik olursa hidayet ve tekâmül eksik kalır, insan hidayet ve tekâmül de eksik kalırsa, İmam Hüseyin’i (a.s), dolayısıyla zamanın imamı, İmam Mehdi’yi (a.f) marifet ve velayetin’i hakkıyla tanıyamaz. Erbain yürüyüşünün felsefesi hidayet ve tekâmüle varmaktır. Yani o tekâmülün son noktası ise İmam Mehdi’nin (a.f) velayet devletidir. İleride kısaca işaret edeceğimiz Hz. Zeyneb’in (s.a) Şam’dan Kerbela’ya dönüşünün amacı, Mehdevi velayet devletinin zeminini oluşturmak için gelecek nesillere hidayet ve tekâmüle ermenin mesajını vermekti. İmametin 11. güneşi, Hz. İmam Hasan Askeri (a.s):
“Erbain ziyareti müminin alametidir’’.
Mümin Erbain ziyaretine giderken imam Hüseyin’e (a.s) tevessül eder. İnsanın imamına tevessülü (yönelmesi) hangi oranda ise, imam Hüseyin (a.s) onu o oranda kabul eder.
İmam Hüseyin’in (a.s) Erbain ziyaretine giden bir insanın amacı hidayet olmalıdır. Çünkü imam Hüseyin (a.s) hidayet eden bir meşale ve nurdur.
Hadis-i Kudsi’de; Allah Tebârek ve Teâla, Hz. Cebrail vasıtasıyla habibi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) şöyle buyurdu:
Ey Habibim! İnsanlara söyle: “Gerçekten Hüseyin hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisidir’’.
Allah’ın buyurduğu “gerçekten’’ kelimesi derin bir vurgudur. Yani “buna İnanın’’ bu kelime birçok insanın kavrayamadığını gösteren uyarıcı bir cümle olarak vurgulanmaktadır. Eğer hidayet olup kurtuluşa ermek, dünya, ahiret saadetine ulaşmak ve tekâmüle ulaşmak isteniyorsa, Hüseyn’e gidilmelidir, çünkü Hüseyin, hidayetin kapısı ve bayraktarıdır. Hüseyin, insanı şirkten, şeytandan, tağuttan, zalimden, günahtan ve bütün kötülüklerden kurtarmanın ana mihveri kurtuluş gemisidir.
Erbain ziyaretine giden ve günlerce uzun yolları kat ederek yürüyen kardeş ve bacıların hepsinin hem niyetlerinin halis hem düşünce ve tefekkürlerinin doğru olduğunda şüphe yoktur. Ama maalesef ibadetlerde ve amellerde birtakım eksiklikler söz konusudur. Bacı ve kardeşlerin bir kısmı ziyaret dönüşü sonrası ibadetlerde gaflet ediyorlar, özellikle ziyaret dönüşlerinden sonra maalesef her şeyi bırakıyorlar. Aşka yolculuğu diye günlerce sosyal medyada açıklamalarda bulunan bacı ve kardeşler ziyaretten döndükten sonra Hüseyni aşkı neden hayatlarında yaşamıyorlar? Hem hidayet meşalesine sarılacağım ve hem kurtuluş gemisine bineceğim diyeceksin sonra keyfinin istediği hayatı yaşayacaksın, bu, velayet ve Hüseyin’e aykırı bir düşüncedir. Bu, sorgulanması gereken bir durumdur. Erbain ziyaretine giden her bacı ve kardeş kendini sorgulamalı, ben neyi doğru ve neyi yanlış yapıyorum diye.
Eğer böyle bir eksiklik söz konusuysa ki öyledir, bunun sorumlusu organize eden ve kafile götüren değerli âlimlerdir. Organize eden veya organizede âlimlik yapan hocalar gerekli bir şekilde İlahi vazifelerini layıkıyla yerine getirmeliler. Gereken bilgiyi vermeli ve ziyaretin felsefesini anlatmalılar. Ziyaretçilerin düşüncesinde yalnız yemek, içmek, misafirlik ve başka bir şey olmamalı.
Direniş ve Diriliş