Hz. Zeynep (s.a), Aşura’dan sonra esir kafilesinin sözcüsü olarak, Şam’dan Kerbela’ya dönüşünde üç gün Kerbela’da Hüseyin’nin mezarında Erbain ziyaretinde bulundu ve biatını yeniledi. Yüklendiği vazifeyi mükemmel şekilde yerine getirmiş ‘’söz silahı" ile Kerbela kıyamını sessizliğe gömülmekten kurtarmış ve kurtarmaya devam edeceği sözünü vermişti. Hz. Zeynep (sa), vefat edene kadar her yerde yalnızca "söz silahı" ile aydınlatıcı konuşmalarıyla, zalim otoritenin Aşura mesajını Kerbela’da bastıracak şekilde susturmasına izin vermemişti. Kerbela'nın ilahi tasarımında, Aşura'nın ardından bu olayı anlatma görevi Hz. Zeynep'e (s.a) emanet edilmişti; çocukluğundan beri bilgeliği ve ilmiyle tanınan bu yüce hanımın elinde, Kerbela sürecinde "söz silahı"ndan başka bir araç bulunmamıştı, ama İmam Seccad’ın (as) velayet mührüyle onu mükemmel kullandı.
Hz. Zeynep (s.a) ve İmam Seccad'ın (a.s) hutbeleri ve aydınlatıcı çabaları, Aşura mesajını canlı tuttu. Hüseyni konuşmalar, Aşura’dan sonra Şam dönüşü yollarda Kerbela’ya ve sonrasında devam etti. Evet, bu söz silahı ile gelecek nesillere her dönemde Erbain ziyaretini miras bırakmak ve Mehdevi velayet devletinin zeminini oluşturmaktı. İlahi adalet devletin de insanlara diriliş kültürü ve temiz yaşamın zeminini oluşturmaktı. Şam dönüşü Erbain’de İmam Hüseyin (as) ile ahdini yenilemişti Zeynep.
Eğer Erbain ziyaretinin anlaşılması isteniliyorsa, Hz. Zeynep’in (s.a) Şam dönüşü Erbain ziyaretini iyi okumak gerekiyor. Bunu okuyan her tefekkür sahibi, mümin ve marifet ehli olur, Erbain ziyaretinin bir direniş ve velayet devletinin ise bir diriliş mektebi olduğunu anlar. Erbain ziyaretine giden aşk yolcularına bu konuları ulema anlatmalı ve öğretmelidir.
Erbain Ziyareti Duasın’daki Açıklama; İmam Cafer-i Sadık'ın (a.s) ifadelerinde toplumun tarihsel çöküşünün anatomisi.
Erbain ziyareti, dünyaperest ve yozlaşmış yöneticilere, onlara itaat eden ve zulme müsamaha gösterenlere karşı yürüyen bir milletin hayat hikâyesidir.
İmam Cafer-i Sadık (as), meşhur Erbain ziyaretinde, Şehitler serveri İmam Hüseyin’in (as) kıyamının felsefesini kısa ama derinlikli bir cümleyle şöyle buyuruyor:
“O, kullarını cehaletten ve sapkınlık karmaşasından kurtarmak için gazabını Sana yöneltti.”
Bu ifade, Aşura’nın yalnızca siyasi veya askeri bir savaş olmadığını, aynı zamanda insanlığı cehalet ve sapkınlık karmaşası şeklindeki iki büyük hastalıktan kurtarma çabası olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte Erbain ziyareti, kıyamın amacını dile getirmekle yetinmeyip, İmam’ın karşısında yer alan cephenin oluşum köken ve faktörlerini de titizlikle açıklamaktadır.
* Birinci Faktör; Bu sapmadaki en önemli etken, dünya tarafından aldanmaktır. Dünyanın cazibesine kapılanlar, ona karşı çoktan birleşip tuzak kurmuşlardı. Ziyaret metni; İmam Hüseyin'in (a.s) düşmanlarını, dünyanın aldatıcı cazibesine kapılan ve gözlerini hakikate kapatan kimseler olarak tanıtır. Bu insanlar; güçlerini, servetlerini, mevkilerini ve zahiri güvenliklerini korumak uğruna Allah'ın hüccetinin karşısında saf tutmuşlardır. İnsan kararlarında ölçü dünya olduğunda, hak ve batıl, dünya kazanç ve zararı üzerinden tartılır; bunun sonucu ise Allah'ın Hücceti zamanın imamına karşı durmak olur.
* İkinci Faktör; Bu çöküş sürecindeki bir sonraki adım, zararla sonuçlanan bir alışverişti; Ziyaret metninde “Kendi payını en değersiz dünya metai karşılığında sattı ve ahiretini en düşük bedelle satın aldı” şeklinde ifade edilen bir alışverişi açıklıyor. Yani onlar, gerçek paylarını en değersiz dünya nimetleri karşılığında takas ettiler ve ahiretlerini en ucuz fiyata sattılar. Kur'an böyle bir alışverişi “apaçık bir hüsran” olarak nitelendirir; zira insan, geçici bir kazanç uğruna ebedi sermayesini kaybetmektedir.
* Üçüncü Faktör; kibir, hırs ve heva ve hevesti. Ziyarette şöyle buyurur: