Köşe Yazıları

Erbain ve Marifet | Tevekkül Erol

07 August 2026 17 dk okuma 4 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 4

"O, (dünya işlerine) iyice daldı ve kendi heva ve hevesinin arzularına yöneldi." İslam toplumunun önde gelenlerinden pek çoğu gerçeği biliyordu; ancak gurur, kibir ve nefsani arzuların esiri olmak, onların hakkı kabullenmelerine engel oluyordu. Nefsi arzular, heva ve heves akıl ve vahyin yerini aldığında, hakkın en açık gerçekleri bile inkâr edilir ve dolayısıyla insan çöküşün eşiğine gelir.

 Bu ruh halinin doğal sonucu, İlahi rıza dairesinin dışına çıkmaktır, nitekim İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

"Ve ben Seni ve Peygamberini gazaplandırdım."

Bu bağlamda, İmam Hüseyin'e (a.s) muhalefet etmek sadece ilahi bir şahsiyete karşı gelmek değil, aynı zamanda Allah ve Resulü ile karşı karşıya gelmek anlamına da geliyor. Kur'an açısından bakıldığında, Allah’ın Resulüne ve hüccetleri olan imamlara itaat, Allah'a itaatin bir kendisidir; onlara karşı durmak ise insanı Allah'ın düşmanları safına yerleştirir.

 Erbain ziyareti bir başka unsuru daha gündeme getirir:

“Ve (İmama) itaat edin... fitne, nifak ve ikilik çıkaranlara ve ağır vebal yüklenenlerden kaçının.”

İmamlar’dan ve vahiy öğretilerinden uzaklaşan bir toplum, kaçınılmaz olarak fitneci, nifakçı, fesatçı ve ikilik çıkaran lider ve yöneticilerin peşinden gidecek ve onlara itaat edecektir. Dolayısıyla o halkta bu değişimin sonucu şu oldu. Ehl-i Beyt imamlarına (s.a) itaat etme yerine, Şecere-i Habise, sapkın Emevi zümresine itaat ettiler. Yani dini tahrif ederek, hadis uydurarak, Ehl-i Beyt İmamları’nın velayet ve faziletlerini ortadan kaldırarak ve halkı dünya sevgisine yönelmeği teşvik etmekle, kamuoyunu yıllarca Kerbela felaketine hazırlamak için hareket ettiler.

 Bu faktörlerin bir araya gelmesi, o batıl cepheyle gizli bir işbirliğine, yani ziyarette ifade edildiği şekliyle “ona karşı işbirliğine”, zemin hazırladılar. Aşura’nın temeli bir anda oluşup gerçekleşmedi; aksine, yıllar süren fikri, ahlaki, kültürel, itikadi, sosyoljik, pisklojik, adalet, toplumsal yozlaşma ve siyasi sapmaların bir sonucuydu. Dünya sevgisi, ahireti unutup göz ardı etme, kibir, hırs, heva ve hevese bağlılık ve münafıkların peşinden gitme gibi unsurlar birleşince ortaya çıkan sonuç! Hz. Peygamber’in (s.a.a) oğlunun şehadeti ve vahiy ailesinin hürmetinin çiğnenmesi oldu. Bu, Kerbela’da vuku bulsa da kökleri Aşura’dan yıllar öncesine dayanan bir felaketti.

 İmam Hüseyin (a.s), bu cephe karşısında "sabır ve hesaplı bir planla onlarla mücadele etti", cehalet perdelerini kaldırmak ve hidayet yolunu ebediyen aydınlatmak uğruna sabırla, ihlasla ve yalnızca Allah rızası için izzetli bir duruş sergiledi. Dolayısıyla Erbain ziyareti, yalnızca tarihi bir olayın aktarımı değil, aksine tüm nesiller için sürekli bir uyarı niteliğindedir: Dünya sevgisine, hırsa, kibre ve ikiyüzlülük akımına kapılan her toplum, bir kez daha Allah'ın hüccetiyle (imamıyla) farklı yöntemlerle yüzleşebilir. Buna karşılık aklı, basireti, feraseti, tefekkürü, masum imamı ve velayetini kendine ölçü ve örnek alan her toplum, İmam Hüseyin (a.s) ve zamanın imamı “İmam Mehdi (a.f)’’ için malını ve canını sunmakla Allah'a kul olmak ve O’nun emirlerine mutlak itaat etmekle aynı hedefe doğru ilerleyeceğini göstermektedir.

 Kısaca Erbain ziyaretine gidenler için bunlar ölçü olmalıdır. Sadece gittim, yürüdüm, ziyaret ettim, geldim... Sonrası aynı sapkın ve çökmüş bir toplum gibi yaşamak olacaksa o halde neden bu zahmetler, bu masraflar ve neden aşk aşk değişler.!!!

Önceki Sayfa 2 3 4 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar