'Hüseyin'in şehadeti müminlerin kalbinde asla sönmeyen bir ateştir.''
Hz. Resulullah (s.a.a)
Ne mutlu Erbain ziyareti için yolları yürüyen gerçek İmam Hüseyin (as) âşıklarına, o yolda her türlü tebligat ve hizmet edenlere, onlar gerçekte canlı cennete yolculuk edenlerdir. Erbain ziyaretiyle Erbain yürüyüşü birbirinden farklı bir şeydir. Erbain ziyareti İmam Hüseyin’in (as) kabri şerifinin bulunduğu kubbenin altında imamın mübarek kabrini ziyaret etmek ve iki rekât namaz kılmak / ziyaretnameyi okumaktır. Erbain yürüyüşü ise ziyarete giden yoldur. Aşıklar Maşukunu ziyaret etmek için yürürler, elbette sevabı çoktur ama hadislerde belirtilen ziyaretin kendisi değildir.
Erbain Ziyareti Aşktır
Hz. Resulüllah (s.a.a) buyuruyor:
''Hüseyin'in şehadeti müminlerin kalbinde asla sönmeyen bir ateştir.''
Allah Resulü’nün (saa) buyurduğu ‘’Ateştir’’ kelimesi yani ‘’Aşktır’’ öyle bir aşk ki mümini hem marifet ehli, hem velayet ve hem Hüseyni yapar. Mümin bu aşk sayesinde derin bir tefekkürle marifetullah makamına ulaşır. İmam Hüseyin’e (as) duyulan sevgi ve muhabbet insanın kalbini aşka dönüştürür. İnsan, mümin olursa marifet ehli olur, marifet ehli olan kimse âşık ve âşık olan kimse velayet’i hakkıyla tanır, her kim velayeti tanırsa Hüseyni olduğunu anlar.
Allah! Mümini İmam Hüseyin (a.s) aşkıyla kendine âşık eder. İmam Hüseyin’e (a.s) âşık olmak Allah’a âşık olmaktır. Âşık, Maşukun razı olmadığı şeylerin aksini yapmaz. İmam Hüseyin (as) aşkı’yla Erbain ziyaretine giden müminlerin birinci vazifesi İmam Hüseyin ve İmam Mehdi’nin (a.f) velayetini tanımasıdır.
Bir insanın tefekkürü ve niyeti Hüseyni olursa, Erbain ziyareti onun için anlamlı olur. Eğer tersi olur ameline yansımazsa marifet ehli olamaz. Her sene, geceler, gündüzler değil, bir ömür boyu yol kat ederek Erbain ziyaretine gitse bile alması gereken faydayı alamaz. O halde onun için sadece yürüme yorgunluğu kendine kalır, yürüyüşün sevabını alır ama başka bir getirisi olmaz.
Aşk ve tefekkür önce niyette oluşmalı, sonra amele dökülmelidir. Eğer amele dökülürse marifet ehli olur, marifet ehli olursa velayeti tanır ve Hüseyni bilinç ve şuurla hareket eder. Allah’ın farzlarını yerine getirir, helalına helal, haramına haram der, mazlumu savunur, zalime karşı durur, tağuti beşerî sistemleri kabul etmez ve fasık bir yöneticinin sevgisini kalbinde taşımaz. Allah Resulü (saa):
“Müminlerin kalbinde sönmeyen bir ateştir’’
Yani “Aşktır’’ cümlesini müminler için buyurmuştur. İnsanlar, inananlar veya Müslümanlar için buyurmamıştır. Çünkü bu aşk İlahi bir nurdur, İlahi nur, ancak marifet ve velayet ehli olanın kalbinde oluşur, kalbini ve ruhunu günahlarla kirletenin değil.
Erbain Ziyareti Müminin Alametidir
İmamet ve Velayet'in on birinci güneşi, Hz. İmam Hasan Askeri (a.s) buyuruyor:
''Müminin alameti 5 tanedir''.
Bu beş alametten bir tanesi, İmam Hüseyin'in (a.s) şehadetinin kırkıncı günü olan ‘’Erbain ziyaretidir.’’
İmam, Erbain ziyaretinin neden iman esaslarından biri ve hak yolunun yol haritası olarak çizmiştir?. "Müminin alametleri" bu beş alamet arasında "Erbain ziyareti" özel bir yere sahiptir; zira bu, yalnızca tavsiye edilen bir amel değil, aynı zamanda müminin inancının ve bağlılığının derinliğinin de bir göstergesidir.
Şeyh Tûsî’nin ‘Misbâhü’l-Müteheccid’ ve Şeyh Müfîd’in ‘el-Mezâr’ gibi muteber kaynaklarında yer alan bu yüce hadis, Erbain ziyaretini dinin direkleri olan günlük namazlarla aynı düzeye koymaktadır. Bu konumlandırma, Erbain ziyaretinin yalnızca manevi bir yolculuk değil, aynı zamanda hakiki imanın bir tezahürü olduğuna dair açık bir mesaj taşımaktadır.