Görüldüğü üzere Schleiermacher’in en çok üzerinde durduğu husus, dinin cevherini fikir ve akıldan bağımsız olarak değerlendirmektir. Ona göre düşüncenin bu duyguya müdahalesi, ancak duygunun asli olarak ortaya çıkmasından sonra gerçekleşir. Bu nedenle düşünce, söz konusu duyguya nispetle ikincil ve dışsal bir unsur konumundadır.
Schleiermacher, Tanrı’yla irtibatı, mutlak bağlılık ve sonsuzluk hissini dinin cevheri olarak ilan ederken kimi zaman “vasıtasız bilinç”ten söz eder. Böylece dinin cevherinin kavramların dışında bulunduğu iddiasını eleştirmenler açısından tartışılabilir bir hale getirir. Ortaya çıkabilecek açık çelişkiyi gidermek için ise tecrübe ve duygunun aslını her türlü yorum ve açıklamadan önce konumlandırır. Bu bağlamda şöyle yazar:
“Bizim meselemizde mutlak bağlılığı Tanrı’yla irtibatla bir saymaya ilişkin söylenmesi gereken şudur: Bu mevzu, bilinçle ilgili bahiste değinildiği gibi, etkileyen ve etkilenen varlığımız ile menşeimize ‘Tanrı’ kelimesiyle işaret edilecek şekilde anlaşılmalıdır. Bu, bizim için bu kelimenin asıl ve hakiki manasıdır.”
(Schleiermacher, 1928: 404)
Schleiermacher’e göre mutlak bağlılık hissi, herhangi bir zihinsel form aracılığıyla meydana gelmez. O, bu duygunun Tanrı hakkındaki apriori bilginin bir kısmıyla kayıt altına alınamayacağını da açıkça belirtir. (Schleiermacher, 1924: 403) Buna göre söz konusu duygu, kavram ve inançlardan bütünüyle bağımsızdır.
Schleiermacher bu iddiayı şöyle temellendirir: “Tanrı” kelimesi anlamını, fayda düşüncesinden tamamen arınmış mutlak bağlılık hissinden alır; yahut teorik zeminlerde bulunan delaletlere dayanır. Yine şöyle yazar:
“Birinci örnekte Tanrı, bizim için yalnızca bu duyguda belirlenmiş şeye delil oluşturur ve biz varlığımızı böyle bir halde ondan biliriz. O halde her türlü ilave muhtevayı, onun için tayin edilmiş bu temel mananın dışından getirmek gerekir.”
(Schleiermacher, 1924: 404)
Görüldüğü üzere Schleiermacher, kavramlardan bağımsız ve vasıtasız şuuru, hem bilincin yerini koruyacak hem de bu duygunun kavramlardan bağımsızlığını, akletmeyi ve bilinci zedelemeyecek şekilde açıklamaya çalışmaktadır. Başka bir ifadeyle o, bilinci bu hissiyat ve tecrübenin varlığından doğmuş kabul eder; bunun tersini değil.
Bu nazariyeyi temellendirmek için hüzün, mutluluk, öfke ve benzeri durumlara başvurur. Ona göre bu tür duygular kavramlardan bağımsız olarak tecrübe edildiğine göre, mutlak bağlılık hissi de bunlara benzer şekilde kavramlardan bağımsız kabul edilmelidir.
Schleiermacher, dinin dilini de diğer dillerden bağımsız görür ve bu konuda iki husus üzerinde ısrar eder:
-
Dinî unsur, insanın derunî alanında açık biçimde tavsif edilebilir. Bu tavsif de yalnızca Tanrı’ya bağlılık hissinden ibarettir.
-
Dinî unsur, kültürel etkenlere ve kavramlara bağlı değildir. Bilakis bu kavramlar, dinin cevherinden ve onun asli unsurundan kaynaklanır.
Bu nedenle Schleiermacher’e göre dinin dili, tasdik ve tekzip edilebilen önermelerden oluşan tasvirî bir dil değildir. Aksine dinî dil, açıklayan ve ifade eden bir dildir. Ona göre iki tür dil vardır:
-
İradeye bağlı olmayan doğal dil:
Bu dil, düşünülmeksizin duygulardan doğrudan dile dökülür. Acı hissi sırasında inleme, ağlama ve feryat; şaşkınlık anında gülme gibi tepkiler buna örnek verilebilir. Schleiermacher, dinin dilini bu türden kabul eder. -
İradeye bağlı ve biçimsel dil:
Bu dil, vazedilmiş, doğal olmayan ve mecazi nitelik taşıyan bir beyan tarzıdır.
Nihayetinde Schleiermacher, bilimsel dilin betimleyici olduğunu; buna karşılık din dilinin ifade etme ve açıklama işlevine sahip bulunduğunu vurgular. Böylece dini ve dinî dili eleştiri sahasının dışına çıkarmaya çalışır.
Fakat onun bu girişimde ne ölçüde başarılı olduğunu değerlendirebilmek için bazı eleştirilere bakmak gerekir. Schleiermacher’in ortaya koyduğu çerçeveye yöneltilen veya yöneltilmesi mümkün olan eleştirileri ele almadan önce, onun nazariyesini belli eksenler etrafında özetlemek ve ardından her bir eksenle ilgili eleştirileri göstermek yerinde olacaktır.
Schleiermacher’in Düşüncesinin Önemli Eksenleri
Schleiermacher’in din anlayışı, birkaç temel eksen etrafında özetlenebilir:
-
Din, duygu kategorisine aittir.