Düşünce

Dr. İbrahimi Dinani'nin Dilinden Allame Tabatabai

02 September 2025 58 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 14

 İnsanlar akıllarını hisarlara hapsediyor. İktisadi akla, siyasi akla, hesap aklına, maaş aklına hapsediyorlar. Elbette bunların hepsi akıldır; ama akıl bu sınırlılıkta mahpus kalmıyor. Akıl bu aşamaların hepsinin üstüne çıkıyor ve durmuyor. Arifler işte bu akılla süluk ediyorlar. Süluk aklın işidir, akıl olmadan süluk olmaz. Arifin süluku, aklın değişimidir. Yoksa sülukun hiçbir anlamı yoktur. Süluk etmek, seyr-u sefer etmek demektir, bu seyir ve hareket tefekkürledir, ayakla değildir. Arifin seyri ve süluku tefekkürü, teemmülü ve teakkuludur (akletmesi).

 

Laricani: Allame Tabatabai bir şiirinde şöyle diyor:

Hemi guyem o goftem barha

Buved kiş-i men mehr-i dildarha

Perestiş be mestist der kiş-i mehr

Burunend zin zerge hoşyarha

 

Hep söylerim söyledim defalarca

Benim dinim âşıkların sevgisidir

Aşk dininde tapınmak sarhoşluğadır

Ayık olanlar bu zümrenin dışındadır.

 

Üstat Dinani: “Sarhoşluğa tapınmak”; merhum Allame Tabatabai''nin çok güzel ve şairane bir ifadesidir. Ben bir yerde demiştim ki aklın da sarhoşluğu vardır. Akıl eğer âşık olmazsa durur. Aşk akla aittir. Aşk eğer akıl olmadan sadece nefsaniyete ait olursa çok kötü ve kerihtir. İster mecazi isterse hakiki aşk olsun eğer aşkta dirayet bulunmaz ve nefsaniyet olursa böylesi bir aşk çok müptezel ve kötüdür. Dolayısıyla müteali (yüce) aşkta dirayet ve aşkınlık vardır. Ben bunu bir yerde ‘aklın sarhoşluğu'' olarak ifade ettim. Akıl da sarhoş olur ve bunun hiçbir sakıncası da yoktur. Akıl, durmaz, her zaman süluk ve hareket halindedir. (Akıl, âşık olmasaydı yerinde sayardı.)

 

Laricani: Üstat, konu, çok güzel bir yere geldi. Ariflerimiz akli oldukları ölçüde akılları kutsi sahaya daha da yaklaşıyor ve daha arif oluyorlar. Bu çok güzel bir neticedir. Biz bunu Allame''nin hayatında görüyoruz. Allame Tabatabai, Risaletu''l-Vilayet kitabında kelâmcıların hatta bazı Şii kelâmcıların aksine imameti, riyaset veya toplumsal-siyasal yöneticilik makamının çok üstünde görür. Yani buradaki imamet hem toplumsal ve siyasi liderlik, hem de gönüllerin liderliği olabilir. Allame Tabatabai, bu şekilde velayet konusunda güzel bir alan açıyor.

 

Şimdi sorum şudur: Bizim irfanda tanımladığımız velayet, yani irfanın cevheri olarak gördüğümüz velayet, Allame Tabatabai''ye göre imametle aynı olabilir mi? Siz bu soruya kısaca bir giriş yapın inşallah daha sonraki programda bu konuyu biraz daha geniş bir şekilde ele alalım.

 

Üstat Dinani: Evet önemli bir meseleyi gündeme getirdiniz. Daha önce de söylediğimiz gibi Allame Tabatabai, hem filozof hem de arifti. Teorik ve pratik olarak süluk ehliydi.

 Bakınız imamet ve velayet bir esasa dayalıdır. Bu son derece önemli olan esas ise ‘insan-ı kâmil''dir. Biz eğer bu teoriye yani ‘insan-ı kâmil'' esasına, temeline sahip olmazsak insanlık tarihinin, hatta dinlerin çok şekilsel kalacağını görürüz. Yani dinler bile bir şekle dönüşür. Tüm ilahi dinlerin esası ‘kemâl''dir, hiç ayrımsız tüm ilahi dinler kemâle davet eder, insan-ı kâmile davet eder. İnsan-ı kâmil gerçekleşmeyecek bir varsayım değildir. İnsan-ı kâmil gerçekleşmiş, tahakkuk etmiştir, eğer aksi olsaydı âlem vücuda gelmezdi. Hiçbir dönem de ‘insan-ı kâmil''siz olamaz. Dolayısıyla insan-ı kâmil her dönemde var oldu…

 Demek istiyorum ki sizin işaret ettiğiniz o velayet insan-ı kâmildir ve ilahi dinlerin esası da o kâmil velayete ulaşmaktır. Yani insan bu hedefe doğru hareket etmelidir. Peygamberlerin insan hayatı için getirdiği öğretiler, emirler, insanı o hedefe yöneltmek içindir. Peygamberliğin arkasında işte o mutlak velayet ve insan-ı kâmil gerçeği vardır.

 

Laricani: Çok teşekkürler üstat, programımızın süresi doldu; izin verirseniz bahsimize bir sonraki programda devam edelim. 

 

***

2. Bölüm

İsmail Mansuri Laricani: Bismillahirrahmanirrahim 

Selam aziz seyirciler, Allame Tabatabai''nin şahsiyeti ve düşünceleri ile ilgili programımıza Sayın Üstat İbrahimi Dinani ile birlikte devam ediyoruz.

 

Programımızın önceki bölümünü takip edenler hatırlayacaktır, üstada Allame Tabatabai''nin Risaletu''l-Velayet adlı kitabından hareketle velayet hakkında soru sormuştuk.

 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar