Gündem

Kum Havzası’nın Yeniden Kuruluşunun 100. Yıldönümü Bildirisi

01 August 2025 46 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 11

Siz genç ve faziletli öğrenciler; tertemiz ve lekesiz kalplerinizle, doğru sözlülüğünüzle ve işe önce kendinizden başlamanız şartıyla bugünün genç neslini ahlâkî yönden eğitme görevini elbette ki başaracaksınız. Amelde ihlâslı olmak ve zenginliğin, şöhretin ve makamın cazibesine kapılmamak maneviyatın ve hakikatin güzel atmosferine girmenin anahtarıdır. Böylece kültürel mücadelenin bu zorlu görevi hem tatlı bir vazifeye hem de etkili bir girişime dönüşecektir. Bu durumda talebeliğin zorlukları tebliğin mücahitçe duruşuna engel olmak şöyle dursun, onun için güçlü bir irade ve kararlılığın vesilesi dahi olacaktır.

Dinî tebliğ alanını hiçbir zaman rakipsiz/düşmansız bir alan olarak görmememiz ve bu alana sürekli olarak dâhil edilen iphamlar ve safsatalarla mücadele etmeyi bir an bile ihmal etmememiz gerektiğini vurguluyorum.

Bu bölümde “apaçık tebliğ” sanatına yönelik bir güç yetiştirmenin yanı sıra, ülke sisteminde ve yönetiminde belirli görevlere yönelik güçler takviye etmek ve havzanın iç düzenini sağlayacak güçleri yetiştirmek gibi hususlar da ayrıca ele alınması gereken konulardır.

3 – Düşmanın Çeşitli Alanlardaki Tehditlerine Karşı Durmanın Ön(Cü) Cephesi

Bu, ilim havzalarının ve âlimlerin bir bütün olarak işlevlerinin en az bilindiği hususlardan biridir. Şüphesiz ki İran ve Irak’ta son yüz elli yıldır âlimlerin öncülüğünde veya katılımlarıyla gerçekleşmeyen hiçbir ıslah ya da inkılap hareketine rastlanmamıştır. Bu, ilim havzalarının doğasının önemli bir göstergesidir. Bu dönemde sömürgeci ve baskıcı liderlerin yönettiği tüm olaylarda sahaya ilk çıkanlar sadece âlimler olmuş ve çoğu kez halkın da desteğiyle düşmanı alt etmişlerdir. Onlardan başka konuşan veya meseleyi doğru bir şekilde anlayan hiç kimse olmamıştır. Başkaları ancak âlimlerin itirazları üzerine seslerini yükseltebilmişlerdir. Âlimlere karşı muhalif tavırlarıyla bilinen Kesrevî, Meşrutiyet hareketinin başlangıcının Seyyid Behbehânî ve Tabâtabâî adlı iki seyyidin bilgece birlikteliğinden doğduğunu itiraf etmektedir. Evet, o günlerde İran’da zulmün bayrakları dalgalandırıldığında dinî merciler ve âlimler dışında hiç kimse sesini çıkarmaya cesaret edemiyordu.

Bu dönemde yapılan utanç verici anlaşmalar âlimlerin muhalefetleri ve engellemeleriyle bozulmuştur. Reuters anlaşması Tahran’ın büyük âlimlerinden Hacı Molla Ali Kenî’nin engellemeleriyle, Tütün anlaşması yüce taklit mercii Mirza Şîrâzî’nin ve İran’ın diğer büyük âlimlerinin hükmüyle, Vusûku’d-Devle anlaşması Müderris’in ifşasıyla, ithal dokuma ve tekstil ürünlerine karşı çıkma Âğâ Necefî İsfehânî ve beraberindeki İsfahan ve Necef âlimlerinin desteğiyle bozulmuş olup, bunlar gibi daha nice örnekler mevcuttur.

Kum İlim Havzası’nın kurulduğu yıllarda Irak’ın bazı bölgeleri ile İran’ın sınırları arasında kalan Necef ve Kûfe’de, âlimlerle İngiliz işgal güçleri arasında silahlı çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu çatışmalara sadece öğrenciler ve öğretmenler değil, Seyyid Mustafa Kâşânî gibi bazı ünlü âlimler de katılmış, bunların bir kısmı şehit edilirken, diğer bir kısmı ise daha sonraları uzak İngiliz sömürgelerine sürgün edilmiştir.

Büyük dini mercilerin Filistin meselesine yönelik faaliyetleri –hem Siyonistlerin Filistin’de silahlanma ve silahlandırma politikası uyguladığı yüzyılın başlarında hem de Filistin’in önemli bir bölümünün resmen Siyonistlere teslim edildiği ve sözümona Siyonist devletin ilan edildiği yüzyılın üçüncü on yılında– ilim havzasının iftihar ettiği alanlardan biri olup, bu konudaki mektupları ve açıklamaları tarihin en değerli belgeleri arasında yer almaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar