Şafağın Kılıcı: Kudüs’ün Göğünde İman İhtilali
Zamanın durduğu, sözün bittiği, kılıcın ve ateşin konuştuğu o kutlu andayız.
Bugün yeryüzü, Hayber’in kapılarını sarsan o kadim nidanın yankısıyla titriyor.
Bu, sadece iki gücün çarpışması değil; bu, mutlak imanın, mutlak küfürle nihai hesaplaşmasıdır!
Ebabillerin pençesindeki ateşten taşlar gibi, semadan süzülen her bir kıvılcım; mazlumun ahı, yetimin gözyaşı ve asırlık bir direnişin çelikleşmiş iradesidir.
Şehirler yanarken, sahte saltanatların kuleleri birer birer devrilirken; karanlığın bağrını yaran o altın parıltılı kılıç, adaletin bizzat kendisidir.
`İmanın tamamı,` bugün bütün gövdesiyle, bütün ruhuyla ve sarsılmaz azmiyle meydandadır. Karşısındaki şer ittifakı ne kadar devasa, hilesi ne kadar karanlık olursa olsun; Zülfikar’ın varisi olanlar için korku bir durak değil, sadece geçilecek bir eşiktir.
Gökyüzünden yağan her ateş, bir uyanışın müjdecisi; yere düşen her kor, hürriyetin meşalesidir.
Bu kavga, son nefer düşene dek değil, zafer bayrağı Mescid-i Aksa’nın burçlarında güneşle buluşana dek sürecektir.
Çünkü biz biliyoruz:
Batıl, parıltılı saraylarında titrerken; iman, ateşin ortasında gül bahçesi kuranların yoldaşıdır!
