Gündem

Kum Havzası’nın Yeniden Kuruluşunun 100. Yıldönümü Bildirisi

01 August 2025 46 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 11

İlerici Ve Öncü Havza

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

 

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. En faziletli salât ve selâm, efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) ve onun pak âilesinin ve bilhassa âlemlerdeki Bakiyyetullah’ın (Hz. Mehdi) üzerine olsun.

Kum İlim Havzası: Korkunç Olayların Ortasında Benzersiz Bir Fenomen

Hicrî Şemsî XIV. yüzyılın başlarında mübarek Kum havzasının kurulması, büyük ve korkunç hadiselerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşen eşsiz bir olaydır. Bunlar Batı Asya coğrafyasının atmosferini karartan ve milletlerinin hayatlarını kaosa ve yıkıma sürükleyen hadiselerdi.

Sömürgeci Devletler: Batı Asya’daki Acının Kaynağı

Bu yaygın ve uzun süreli acının kaynağı, yer altı zenginlikleriyle dolu bu hassas coğrafyayı ele geçirmek ve egemenlik altına almak için her yolu deneyen ve amaçlarına askeri güçle, siyasi entrikalarla, rüşvetle, içerdeki hainleri satın almakla, propagandalar ve kültürel araçlarla ve mümkün olan her yöntemle ulaşmaktan çekinmeyen sömürgeci devletlerin ve I. Dünya Savaşı’nı kazananların müdahaleleridir. Irak’ta önce İngiliz hükümeti ve sonra kukla bir monarşi kuruldu. Şam bölgesinde bir tarafta İngiltere, bir tarafta Fransa, diğer tarafta hanedanlık sistemi kukla bir yönetim kurmak suretiyle bölge genelindeki halka, özellikle Müslümanlara ve âlimlere baskı uygulayarak emperyalist işgallerini genişlettiler. İran’da acımasız, tamahkâr ve şahsiyetsiz bir Kazak, yavaş yavaş başkanlığa ve ardından krallığa yükseltildi. Filistin’de, Siyonist unsurların kademe kademe Filistin’e göç ettirilmesi ve silahlandırılması aşamasına geçildi. Tedrici olarak İslâm dünyasının bağrında kanserli bir tümörün oluşmasına zemin hazırlandı. Adım adım yürüttükleri bu planlara karşı nerede –Irak’ta, Şam’da, Filistin’de ve İran’da– bir direniş varsa onu bastırdılar ve Necef gibi bazı şehirlerde işi âlimleri topluca tutuklamalara, hatta Mirza Nâînî, Seyyid Ebu’l-Hasan İsfahanî ve Şeyh Mehdi Hâlisî gibi büyük otoriteleri aşağılayıcı bir şekilde sürgüne göndermeye kadar vardırdılar ve mücahitleri tutuklamak için ev ev aramalar yaptılar. Milletler dehşete kapılmış ve şaşkınlığa düşmüş, ufuklar karanlık ve ümitsiz bir atmosfere bürünmüştü. İran’da Gilân, Tebriz ve Meşhed’deki mücahitler ortadan kaldırılmış ve yerlerine haince anlaşmaları uygulayanlar iş başına getirilmiştir.

Kum İlim Havzası: Uzlaşmasız Bir Zamanda Yetişen Mübarek Bir Fidan

İşte bu acı olayların ortasında ve böyle ışıksız bir gecede Kum’un yıldızı doğdu. İlâhî kudret eli büyük, dindar ve tecrübeli bir fakihin Kum’a hicret etmesini, terk edilmiş, kapatılmış olan bu medreseyi ihya etmesini ve o uzlaşmasız zamanın sarp arazisinde, Hz. Mûsâ ibn Cafer’in (a.s) mübarek kızının (s.a) türbesinin yanı başında ve o bereketli topraklarda yeni ve mübarek bir fidan dikilmesini sağladı.

Âyetullah Hâirî’nin Geçmiş Deneyimlere Dayanarak Kum İlim Havzası’nı Kurma Sanatı

Âyetullah Hâirî geldiğinde, Kum büyük âlimlerden yoksun değildi. Âyetullah Mirza Muhammed Erbâb ve Şeyh Ebu’l-Kâsım Kebîr gibi büyük âlimler ve daha niceleri bu şehirde yaşamaktaydılar. Fakat bir medrese, bir ilim-âlim ve din-dindar yurdu kurma sanatı, tüm incelikleri ve stratejileriyle ancak Âyetullah Hacı Şeyh Abdülkerim Hâirî (Allah cennetlerdeki ruhunu yüceltsin) gibi bir şahsiyetin eliyle vücut bulabilirdi. Erak’taki bu başarılı bir medreseyi kurmada ona önceden medrese idareciliğinde edindiği sekiz yıllık tecrübe, bundan yıllar önce Samarra’da büyük Şiî lider Mirza Şîrâzî ile kurduğu yakın ilişki ve bu şehirdeki medresenin kuruluşuna yakından tanıklık edip idaresindeki stratejileri gözlemlemesi rehberlik etmiş; dirayeti, cesareti, motivasyonu ve umudu onu bu zorlu yolda ileriye taşımıştır.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar