Gündem

Kum Havzası’nın Yeniden Kuruluşunun 100. Yıldönümü Bildirisi

01 August 2025 46 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 11

Âyetullah Hâirî’nin Kararlılığıyla Kum İlim Havzası’nın Kalıcılığı

Havza ilk yıllarında, dinin şiarlarını ve temellerini ortadan kaldırmaya çalışırken büyük küçük hiç kimseye acımayan Rıza Han’ın elinden, Hâirî’nin ihlâslı ve mütevekkil azmiyle sağ salim çıkmıştır. Bu zalim tiran yok olmuş, yıllardır onun azami baskısı altında olan havza ise varlığını sürdürmeye ve büyümeye devam etmiş; ondan Ruhullah (İmam Humeynî) gibi bir güneş doğmuştur. Bir zamanlar öğrencilerinin, kendi canlarını kurtarmak için şafak vakti şehrin dışındaki köşelere sığındığı, ders çalışıp araştırdığı, geceleri ise karanlık hücrelere çekildiği bu havza, kuruluşundan bu yana geçen kırk yılda Rıza Han’ın habis hanedanına karşı mücadele ateşini yakıp tüm İran’a yayan bir merkez haline gelmiş, solgun ve ümitsiz kalpleri coşturmuş ve bir köşeye çekilmiş gençleri sahanın ortasına çıkarmıştır.

İlmin Zirvesine Ulaşmaktan İslâm Cumhuriyeti’ni Kurmaya Kum İlim Havzası’nın Bereketleri

Bu havza, kurucusunun vefatından kısa bir süre sonra, büyük otorite Âyetullah Burûcerdî’nin gelişiyle birlikte dünyada Şiîliğin bilim, tahkik ve tebliğ merkezi ve zirvesi haline gelmiştir. Nihayet aynı havza altmış yıldan az bir sürede manevi gücünü ve halk nezdindeki itibarını öylesine artırmıştır ki, halkın eliyle o hain, bozguncu ve fasık monarşi rejiminin kökünü kazımış ve asırlar sonra İslâm’ı, her türlü yeteneğe sahip büyük ve kültürlü bir ülkenin siyasi egemenlik makamına oturtmuştur. İran’ı İslâm dünyasında ve hatta tüm dünyada İslâmcılığın örneği ve dindarlığın öncüsü yapan da bu mübarek havza olmuştur. Onun peygamberî hitabıyla kan kılıca galip gelmiş ve idareciliğiyle İslâm Cumhuriyeti doğmuştur. Cesaret ve tevekkülüyle, İran milleti tehditlere göğüs germiş ve birçoğunu da etkisiz kılmıştır. Bugün onun dersleri ve [köklü] mirasıyla ülke, hayatın pek çok alanında engelleri aşmakta ve ilerlemektedir.

Yüce Allah’ın daimî rahmet ve rızası bu mübarek ve muhteşem kurumun, bu bereketli şecere-i tayyibenin (faziletli ağacın) kurucusunun, yüce, bilgin ve mübarek insan, âlim ve yakînin sükûnetiyle süslenmiş Âyetullahu’l-Uzmâ Şeyh Hacı Abdülkerim Hâirî’nin üzerine olsun.

İlerici Ve Öncü Bir İlim Havzasına Ulaşmanın Yolu

Şimdi, bugünde ve gelecekte ilim havzasını [yakından] ilgilendirdiğine inanılan birkaç konu hakkında bir şeyler söylemek icap ediyor. Bu hususların, şu anda da muvaffak olan ilim havzasının “ilerici ve öncü” bir havza olma yolunda ilerlemesine yardımcı olması ümidiyle…

“İlim Havzası” Unvanının Kurucu Unsurları Ve İşlevleri

İlk konu “ilim havzası” unvanı/ismi ve onun derin içeriğidir.

Bu konudaki mevcut literatür yüzeysel ve yetersizdir. Bu literatürün öne sürdüğünün aksine, “havza” yalnızca bir eğitim ve öğretim kurumu değil, aynı zamanda bilim ve eğitimden müteşekkil toplumsal ve siyasal işlevlerin bir birleşimidir. Bu anlamlı sözcüğün çeşitli boyutlarını genel olarak aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Belirli uzmanlık alanlarına sahip bilimsel bir merkez,

  2. Toplumun dinî ve ahlâkî yönden irşadı için arınmış, işlevsel bir güç yetiştirme merkezi,

  3. Düşmanların tehditleriyle çeşitli alanlarda yüzleşmenin ön(cü) cephesi,

  4. İslâm’ın sosyal sistemler hakkında düşünceler üretmesini ve bunları açıklamasını sağlama merkezi; siyasal sistemin ne olduğundan onun biçim ve içeriğine, ülkenin yönetimine ilişkin sistemlerden aile sistemine ve kişisel ilişkilere kadar her şey İslâm fıkhına, felsefesine ve değerler sistemine dayanmaktadır.

  5. İslâm’ın küresel mesajı çerçevesinde gerekli olan medeni yeniliklerin ve geleceğe dönük düşüncenin merkezi ve belki de zirvesi olmak.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar