Günümüz İhtiyaçlarına Cevap Verecek Fakihin Sahip Olması Gereken Özellikler Ve Havzanın Güncel Çalışma Yöntemleri Hakkındaki Bazı Hususlar
Bu vasıflara sahip olmanın önemli şartlarından ilki, fakihin her alanda, bütün boyutlarıyla dinî bir bilgiye sahip olması; ikincisi de insanî bilimler alanında ve insan hayatına ilişkin bilgilerde beşerin günümüzdeki bulgularına vakıf olmasıdır. Mevcut çalışma biçimindeki bazı eksikliklerin fark edilip ehil bir el tarafından düzeltilmesi koşuluyla, havzadaki bu bilgi birikiminin, öğrenciyi bu bilimsel yetenek düzeyine ulaştıracak derecede olduğu kabul edilmelidir. Bu hususlardan biri, tahsil süresinin uzunluğudur. Öğrencinin okuma süreci sorgulayıcı bir biçimde yürütülür. O, büyük bir âlimin kalın ve ilmî bir kitabını ders kitabı olarak okumak zorundadır. Bu kitap aslında öğrencinin içtihadî tahkik sahasına giriş yaptığı döneme aittir. Ona, ilgili kitabın bu aşamada verilmesinin doğurduğu tek sonuç, metin okuma sürecini uzatmaktır. Öğrencinin tahkik aşamasına girmesinden önceki bu sınırlı süreçte [okuyacağı] ders kitabının uygun bir içerik ve dile sahip olması gerekir. Âhûnd-i Horâsânî, Şeyh Hacı Abdülkerim Hâirî ve Hacı Seyyid Sadrüddin Sadr gibi büyük şahsiyetlerin Kavânîn, Resâil ve Fusûl kitaplarının yerine Kifâye, Dürrü’l-Fevâid ve Hülâsatü’l-Fusûl gibi eserleri ikame etme yönündeki başarılı veya başarısız çabaları hep bu mühim noktanın zaruretine yönelikti. Kaldı ki onlar, öğrencilerin günümüzde olduğu gibi çok sayıda zihinsel ve pratik girdiler ve yükümlülüklerle karşı karşıya olmadıkları bir dönemde yaşamışlardı.
Bir diğer husus ise fıkhî öncelikler hususudur. Günümüzde İslâmî sistemin şekillenmesi ve İslâmî tarzda bir yönetimin hayata geçirilmesiyle birlikte, havzada daha önce üzerinde durulmayan önemli konular öncelikli hale gelmiştir. Devletin, halkıyla ve diğer devlet ve milletlerle olan ilişkileri, “nefy-i sebîl” (Allah’ın Müslümanlar aleyhine kâfirlere bir yol vermeyeceği) meselesi, ekonomik sistem ve bunun temel dayanakları, egemenliğin İslâm açısından kökeni, halkın bunda oynadığı rol, önemli hadiseler ve egemen sistem karşısında alınan cephe, adalet kavramı, bu kavramın içeriği ve daha onlarca temel ve bazen hayati önem taşıyan konular ülkenin bugünü ve geleceği için önemli olup, fıkhî bir cevap beklemektedir. (Bunlardan bazılarının, kendi yerinde incelenmesi gereken kelâmî boyutları da bulunmaktadır).
Havzanın mevcut çalışma programına bakılırsa, fıkıh bölümünde bu önceliklerin yeterince hesaba katılmadığı görülmektedir. Bazen görüyoruz ki, şeriatın hükmüne ulaşmada araçsal ve önsel bir yönü bulunan bazı ilmî becerilerin veya önceliklerin dışında kalan bazı fıkhi meseleler ya da ilkeler fakihi ve araştırmacıyı o cazip tatlılıklarıyla bu hususlara öyle bir daldırıyor ki, zihnini o temel ve öncelikli meselelerden tamamen uzaklaştırıyor. Bir daha ele geçirilmeyecek fırsatları, insanî ve malî sermayeyi bu uğurda feda ediyor, küfrün saldırılarına rağmen İslâmî hayat tarzını açıklamaya ve toplumu yönlendirmeye yardımcı olmuyor.
Eğer ilmî çalışmanın amacı, ilmî bir üstünlüğü ortaya koyup bunun duyulmasını sağlamak ve erdemli görünme yarışına katılmak ise, bu, maddeci ve dünyacı bir eylemin ve “Nefsini ilâh edindi”[1] buyruğunun bir örneği olur.