2 – Arınmış Ve İşlevsel Kadroların Eğitimi
Kurumsal havza dışa dönüktür. Onun her düzeydeki mezunu, insanın ve toplumun düşüncesine ve kültürüne hizmet eder. Havza, “apaçık bir tebliğ” ile görevlidir. Bu tebliğ çok kapsamlı olup tevhidin yüce öğretilerinden kişisel dinî görevlere, İslâm nizamını, yapısını ve görevlerini anlatmaktan hayatın diğer alanlarına, boyutlarına, yaşam tarzına, çevreye ve doğayı ve hayvanı korumaya dek uzanan çok geniş bir yelpazeyi içine alır. İlim havzaları öteden beri bu ağır görevi/sorumluluğu üstlenmiş; çeşitli ilmî düzeylerdeki mezunlarının büyük bir kısmı ise dini yaymak için çeşitli yöntemlere başvurmuş ve hayatlarını buna adamışlardır. Devrimden sonra, havzadaki bu tebliğ hareketlerinin içeriğini örgütleyecek ve belki de tutarlı hale getirecek pek çok kurum ortaya çıkmıştır. Bu kurumların ve diğer profesyonel şahsiyetlerin dinin tebliği yolundaki değerli hizmetleri kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
Burada önemli olan, toplumun entelektüel-kültürel ortamını tanımak ve halka, özellikle gençlere tebliğe yönelik katkılar sunmak ile entelektüel ve kültürel gerçeklikler arasında bir denge oluşturmaktır. Havza bu konuda birtakım sorunlarla yüz yüzedir. Bu yanıltıcı bilgi seli karşısında yüzlerce makale, dergi, parlamento ve televizyon konuşması vd. “apaçık tebliğ” görevini gerektiği ve uygun olduğu şekilde yerine getirememektedir.
Din Mübelliğinin, İçerikleri Ve Tebliğ Yöntemlerini Öğrenmeye Olan İhtiyacı
Havzada şu iki anahtar unsurun boşluğu hissedilmektedir: “Talim” ve “Tehzip”. Güncel, boşluk dolduran ve dinin amacını gerçekleştiren bir mesajın ulaştırılması elbette ki belli bir eğitim ve öğretimi gerektirir. Bir kurum bu misyonu üstlenmeli ve öğrenciye ikna gücünü, diyalog kurma yöntemini, kamuoyuyla, medyayla ve sanal ortamla etkileşim biçimini, karşıt unsurla yüz yüze gelme disiplinini öğretmeli, uygulama ve pratiklerle onu –yukarıda belirttiğimiz– sınırlı zaman diliminde bu alana girmeye hazırlamalıdır. Bir yandan en son teknik araçları kullanarak en son ve en yaygın fikrî ve ahlâkî telkinleri ve şüpheleri bir araya getirmeli ve bunlara zamanın gereklerine uygun bir edebi formla en iyi, en açık ve en güçlü cevabı vermelidir. Diğer yandan ise günün kültürel ve düşünsel durumuna uygun düşen en gerekli dinî bilgileri, genç nesillere ve ailelere uygun düşünce ve kültür paketleri halinde derlemelidir. Bu biçim ve içerik bütünü bu bölümdeki eğitimin en önemli konusunu teşkil etmektedir.
Tebliğ Çalışmalarında Kültürel Bir Mücahit Yetiştirmek
Tebliğde, savunmacı bir duruştan ziyade, müspet ve hatta atılımcı bir duruş [sergilemek] daha önemlidir. Şüphe ve vesveseleri defedip dağıtmak noktasında söylenenler, tebliğ aygıtını, dünyada ve muhtemelen ülkemizde de yaygın olan sapkın kültürlerin Müslümanlara yönelik saldırısını ihmal etmek noktasında gaflete sürüklememelidir. Batı’nın dayatmacı propaganda kültürü, giderek artan bir hızla sapkınlığa ve dejenerasyona sürükleniyor. Felsefeci ve mütekellim havza, şüphelere karşı [sadece] savunma yapmakla yetinemez. Bilakis bu sapkınlık ve dejenerasyona karşı düşünsel meydan okumalar ortaya koyar ve sapkın iddia sahiplerini bunlara cevap vermeye zorlar. Bu eğitici aygıtın tedariki havzanın öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu, “kültür mücahitleri” yetiştirmek demek olup, özellikle bazı önemli alanlardaki güçlerini aktif olarak artıran din düşmanlarının faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda hızlandırılması ve oldukça ciddiye alınması gerekir.
Din Mübelliğlerinin Nefsi Arındırmaya Odaklanmaları
Eğitimin yanında bir diğer gereklilik de arınmaktır. Tehzip, münzevi bireyler yetiştirmek demek değildir. Kültür mücahidinin faaliyetinin önemli bir bölümünü, nefsin tezkiyesi ve İslâm ahlâkının ihyası çağrısı oluşturmaktadır. Davet edenin davet ettiği şeyden yoksun olması, [davetçiliğinde] etkisiz ve sonuçsuz bir girişimdir. Havzanın ahlâkî tavsiyelere vurgu yapmak noktasında geçmişe kıyasla daha aktif olması gerekmektedir.