Bu rivayetlerin ortak mesajı, neşenin yasaklanması değil; ahlakı zedeleyen eğlence anlayışının reddedilmesidir.
4.5. Müminin Hayatına Hâkim Olan Ruh Hâli Dengedir
Ehlibeyt mektebine göre mümin, hayatın her alanında dengeyi koruyan insandır. Günlük yaşamında güler yüzlü, umutlu ve huzurludur. Bunun yanında Allah'ın huzurunda tevazu sahibidir; günahlarını hatırladığında mahzun olur, mazlumların acısıyla dertlenir ve hak uğruna dökülen gözyaşını bir kulluk nişanesi olarak görür.
Bu sebeple İslam, ne sürekli matem psikolojisini ne de sürekli eğlence kültürünü benimsemektedir. Her iki yaklaşım da insanı fıtratından uzaklaştırmaktadır. Gerçek mümin ise hayatın her alanında hikmetle hareket ederek sevincini de hüznünü de Allah rızası ekseninde yaşamaktadır.
5. Psikoloji Açısından Mutluluk ve Hüzün
İslam'ın bu dengeli yaklaşımı, modern psikolojinin ulaştığı birçok sonuçla da büyük ölçüde örtüşmektedir. Günümüzde psikoloji bilimi, insanın yalnızca neşeli olmasının değil; bütün duygularını sağlıklı biçimde yaşayabilmesinin ruh sağlığı açısından gerekli olduğunu kabul etmektedir.
Mutluluk psikolojinin en zor tanımlanan kavramlarından biridir. Bunun temel nedeni, mutluluğun yalnızca haz veya keyiften ibaret olmamasıdır. Farklı psikologlar ve filozoflar mutluluğu farklı şekillerde tanımlamışlardır.
Bazı araştırmacılara göre mutluluk, hedeflere ulaşılması sonucunda ortaya çıkan olumlu ruh hâlidir. Bazıları ise onu acının bulunmadığı bir yaşam biçimi olarak değerlendirmiştir. Ancak bu tanımların hiçbiri mutluluğu bütünüyle açıklayamamaktadır.
Antik Yunan filozofu Aristoteles mutluluğu üç farklı düzeyde ele almaktadır:
- Haz ve bedensel zevklerden oluşan mutluluk.
- Erdemli davranışlar sonucunda elde edilen mutluluk.
- Hikmet, tefekkür ve hakikati arama yoluyla ulaşılan en üstün mutluluk.
Aristoteles'e göre gerçek mutluluk, üçüncü mertebede gerçekleşmektedir. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik akıl ve düşüncedir. Dolayısıyla yalnızca haz peşinde koşan bir hayat, insanı gerçek anlamda tatmin edemez.
Bu yaklaşım, İslam'ın insan anlayışıyla büyük ölçüde örtüşmektedir. Kur'ân'ın hedeflediği insan modeli de yalnızca haz peşinde koşan değil; düşünen, tefekkür eden, hikmet arayan ve ahlakî olgunluğa ulaşmaya çalışan insandır.
Bu nedenle İslam'da mutluluk; geçici zevklerin değil, iman, ahlak, marifet ve Allah'a yakınlığın meydana getirdiği iç huzurunun adıdır.
6. Psikoloji Açısından Kalıcı Mutluluğun Esasları
Mutluluk, insanlık tarihi boyunca hem dinlerin hem de felsefenin üzerinde en fazla durduğu kavramlardan biri olmuştur. Modern psikoloji de bu konuya geniş yer vermiş; insanın yalnızca haz almasının gerçek mutluluk için yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Bugün psikoloji literatüründe yaygın olarak kabul edilen görüşlerden biri, mutluluğun geçici duygusal hazlardan değil, anlamlı bir yaşamdan beslendiğidir.
İslam'ın mutluluk anlayışı da aynı ilkeye dayanmaktadır. İnsan, yaratılış gayesine uygun yaşadığı ölçüde huzur bulur. Bu nedenle İslam, mutluluğu dış şartlara bağlı geçici bir ruh hâli olarak değil, iman, ahlak ve kulluk temelinde oluşan kalıcı bir iç denge olarak tanımlar.
Gerçek mutluluk, insanın hem kendisiyle hem Rabbiyle hem de çevresiyle barışık olmasıdır. Bu huzur, geçici eğlencelerle değil; hayatın anlamını kavramakla elde edilir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de kalplerin gerçek huzurunun Allah'ı anmakla gerçekleşeceği bildirilmiştir. Bu bakımdan İslam'ın önerdiği mutluluk modeli, modern psikolojinin "anlam merkezli yaşam" anlayışıyla önemli ölçüde örtüşmektedir.
Öte yandan, insan hayatı yalnızca sevinçlerden oluşmaz. Kaygılar, acılar ve musibetler de insanın gelişim sürecinin ayrılmaz parçalarıdır. Ruh sağlığını koruyan unsur, bu sıkıntıların tamamen ortadan kalkması değil; insanın onlarla sağlıklı biçimde baş edebilmesidir. İşte din, bu noktada insana güçlü bir anlam zemini sunarak acıları eğitici bir sürece dönüştürmektedir.
Dolayısıyla İslam açısından mutluluk, hayatın hiçbir zaman zorluklarla karşılaşmaması değil; zorluklar karşısında imanını, umudunu ve dengesini koruyabilmektir.
7. Kalıcı Mutluluğa Ulaştıran Başlıca İlkeler