Kuran-Ehlibeyt

Hz. Resulullah''ın Vefatı

22 August 2025 5 dk okuma
Yazı Boyutu:

28 Safer, Allah’ın kulları için seçmiş olduğu elçilerin sonuncusu, canlı Kuran ve insanların en değerlisi Hz. Muhammed Mustafa''nın (s.a.a) vefat yıldönümü, bu acı matem tüm Müslümanlara tesliyet olsun.

 

Selam olsun sana ey güzellikler elçisi, ey yeryüzü meleği, insanları göklere çıkarmak, onları gerçeklerle tanıştırmak ve en güzel insani kemallere ulaştırmak için göklerden yere inen kutlu dost. Senin ayrılığında yerler gökler kan ağladı, güneş bile batışını değiştirip kızıllara büründü ve ümmetin karalar bağlayarak mateme durdu…

 

Kuran’ın da açıkça buyurduğu gibi O, insanların içinden seçilen birisiydi, diğer insanlar gibi doğup yaşayıp ve takdiri ilahi geldiğinde vefat edecekti. Rab’ul âlemine ulaşmadan önce bunu bizzat kendisi defalarca buyurmuştu. Veda haccını yaparken, hacdan dönüş esnasında, Gadir-i Hum''da ve Medine’de ashabıyla birlikteyken, bir süre sonra aralarından ayrılacağını buyurdu. Allah Resulü (s.a.a) ölümüne bir ay kala şöyle buyurdu:

 

“Sizden ayrılmam ve Yüce Allah''ın huzuruna varmam çok yakındır. Ben öleceğim ve Allah’ın davetine icabet edeceğim; fakat size iki ağır emanet bırakıyorum, biri Allah''ın kitabı ve diğeri Ehlibeyt’imdir. Her şeyi bilen Allah, bu ikisinin hiçbir zaman birbirinden ayrılmayacağını ve Kevser havuzunun başında yanıma geleceklerini bildirdi. Öyleyse bu iki emanetime nasıl davranacağınızı iyice düşünün.”

 

Veda haccında şeytan taşlama esnasında ise herkese şöyle buyurdu:

 

“Hac amellerini şimdi benden iyice öğrenin, belki bir daha hacca gelemeyeceğim ve beni buralarda görmeyeceksiniz.”

 

Bir gün Peygamber Efendimizin yanına gelerek, o Hazret’e: “Vefat edeceğiniz için insanlar çok üzgün ve tedirgin durumda” diye arz ettiler. Resulullah da Fazl b. Abbas ve Hz. Ali b. Ebu Talip’e (a.s) yaslanarak camiye gitti ve Allah’a en güzel övgülerden sonra orada bulunanlara şöyle buyurdu:

 

“Bana öleceğim için endişeli ve üzgün olduğunuzu söylediler, benden önce hangi peygamber ölümsüz oldu ki ben de ölümsüz olayım! Unutmayın, hiç şüphesiz ben Allah''ın rahmetine kavuşacağım ve sizler de bir gün onun rahmetine ulaşacaksınız.”

 

Başka bir günde Hz. Ali (a.s) ve bir grup sahabesinin yardımıyla Baki kabristanına giderek orada bulunanlar için Allah’tan bağışlanma diledi, sonrasın da İmam Ali''ye dönerek şöyle buyurdu:

 

“Dünyada ebedi olarak kalmayı bana sundular, dünyada yaşamakla, ölüp Allah’a ulaşmak arasında bir seçim yapmamı istediler, fakat ben ölerek Allah’a kavuşmayı ve onun cennetinde kalmayı tercih ettim.”

 

Vefatına birkaç gün kala camide sabah namazını kıldırdıktan sonra şöyle buyurdu:

 

“Ey insanlar! Fitne ateşleri alevlenmiş ve gecenin karanlık dalgaları gibi üzerinize gelmiştir. Kıyamet gününde ben sizin önünüzde ilerleyeceğim, sizler de Kevser havuzunun başında bana ulaşacaksınız. İşte o zaman, şüphesiz size bırakmış olduğum iki ağır emaneti (Kuran ve Ehlibeyt) soracağım, her şeyi bilen Allah bu ikisinin kıyamete kadar birbirinden ayrılmayacaklarını bana bildirdi, öyleyse bu ikisine nasıl davranacağınıza dikkat edin. Sakın onlardan öne geçmeyin yoksa dağılıp, parçalanırsınız ve sakın onların hakkında kusurda bulunmayın yoksa helak olursunuz.”

 

Hz. Resulullah (s.a.a) bu konuşmayı yaptıktan sonra, halkın gözyaşları ve uğurlamalarıyla evine doğru ilerledi. Hz. Ali''ye kendisine gusül vermesini, kefenlemesini ve namaz kılmasını vasiyet etti, Hz. Ali de: “Ya Resulullah! Ben buna nasıl dayarım” dedi. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali''yi yanına çekti, parmağındaki yüzüğü çıkarıp onun parmağına taktı, kalkan ve diğer savaş gereçlerini getirmelerini istedikten sonra hepsini Hz. Ali''ye verdi.

Ertesi gün Allah Resulü’nün hastalığı iyice ilerledi, ama yine de herkesi etrafına toplayarak insanların haklarına dikkat etmelerini öğütlüyordu, sonra şöyle buyurdu:

 

“Kardeşim ve dostumu çağırın buraya gelsin.”

 

Ümmü Seleme: `Hemen Ali''ye söyleyin gelsin, çünkü Peygamber’in tek kardeşi ve tek dostu Ali''dir” dedi.

Sonra Ali geldi, Peygamber’e yaklaştı, Peygamber de Ali''yi kucakladı, kucakladığı halde kulağına bir şeyler buyurdu, öyle ki bayıldı. Bunu gören torunları Hasan ve Hüseyin, Allah Resulü’ne sarılarak ağlama başladılar. Hz. Ali onları Peygamber’in üzerinden kaldırmak istedi, birden Peygamber gözlerini açtı ve şöyle buyurdu:

 

“Ali, onları bırak, bırak ben onları koklayayım onlar da beni, ben onlardan faydalanayım onlar da benden.”

 

Herkes ağlamaya başladı, dünya artık Hz. Fatıma için zifiri karanlık olmuştu,

Hz. Ali ayakta zor duruyordu, Hasan, Hüseyin ve orada bulunan herkese ağlamaya başladılar.

Çünkü onlar yeryüzünün, insanlığın ve alemin kimi kaybettiğini biliyorlardı, artık kıyamete kadar vahiy kesilecekti, artık en sevgili aralarında olmayacaktı.

Ve Allah Resulü ruhunu yaratıcıya teslim etti.

Selam olsun doğduğu güne, yaşadığı güne ve öldüğü güne…

 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar