Kuran-Ehlibeyt

Peygamber Efendimizin Ebuzer''e Nasihatleri

30 March 2026 34 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 8

Ey Ebuzer! Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki; eğer dünyanın Allah katında bir sivrisineğin ya da bir sineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire ondan bir içimlik su bile içirmezdi. 

Ey Ebuzer! Dünya ve içindeki her şey melundur (değersizdir); ancak onunla Allah’ın rızasının talep edildiği şeyler müstesnadır. Allah’a dünyadan daha çok nefret edilecek bir şey yoktur. Allah onu yarattı ve daha sonra ondan yüz çevirdi. Kıyamet kopuncaya kadar da ona bakmayacaktır. Aziz ve Celil olan Allah’a, O’na iman etmekten ve O’nun terk edilmesini emrettiği şeyi terk etmekten daha sevimli bir şey yoktur. 

Ey Ebuzer! Şüphesiz Mübarek ve Yüce olan Allah kardeşim İsa’ya şöyle vahyetti: `Ey İsa! Dünyayı sevme, zira ben onu sevmiyorum. Ahireti sev, zira o dönüş yurdudur.` 

Ey Ebuzer! Şüphesiz Cebrail, dünyanın hazineleriyle birlikte süslü bir katırın üzerinde bana geldi ve şöyle dedi: `Ey Muhammed! Bunlar dünyanın hazineleridir. Ondan istifade etmen, Rabbinin katındaki nasibinden hiçbir şeyi eksiltmeyecektir.` Ben şöyle dedim: `Ey Habibim Cebrail! Benim ona ihtiyacım yoktur. Doyduğum zaman Rabbime şükrediyorum ve acıktığımda ise O’ndan istiyorum.` 

Ey Ebuzer! Aziz ve Celil olan Allah bir kula hayır dilediğinde, onu dinde fakih (derin kavrayışlı) ve dünyada da zahit kılar; ona nefsinin ayıplarını gösterir. 

Ey Ebuzer! Dünyada züht içinde yaşayan her bir kul için Allah, hikmeti onun kalbinde sabit kılar; dilini o hikmetle konuşturur; ona dünyanın ayıplarını, derdini ve devasını gösterir ve onu dünyadan sağ salim esenlik yurdu olan ahirete çıkarır. 

Ey Ebuzer! Kardeşinin dünyada zahitçe yaşadığını görürsen ona kulak ver. Zira o, hikmet telkin ediyordur.

Ben şöyle dedim: `Ey Allah’ın Resulü! İnsanların en zahidi kimdir?`

O, şöyle buyurdu: “Kabirleri ve kabirde çürümeyi unutmayan; dünyanın fazla ziynetini terk eden; baki kalanı fani olana tercih eden; yarını kendi günlerinden (ömründen) saymayan ve kendisini ölülerden sayandır.” 

Ey Ebuzer! Mübarek ve Yüce olan Allah bana mal toplamamı vahyetmedi. Lakin bana şöyle vahyetti: `Rabbini hamd et ve secde edenlerden ol. Yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.` 

Ey Ebuzer! Şüphesiz ben kaba elbiseler giyiyorum, yerde oturuyorum, (yemekten sonra) parmaklarımı yalıyorum, eyersiz bir bineğe biniyor ve arkama da birisini bindiriyorum. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir. 

Ey Ebuzer! Mal ve makam sevgisi, insanın dinini; bir sürüye saldıran ve sabaha kadar zarar veren iki yırtıcı kurdun o sürüye verdiği zarardan çok daha fazla ortadan kaldırır. O iki kurt, o sürüden geriye hiçbir şey bırakmazlar ki...

Ebuzer diyor ki: `Şöyle dedim: Ey Allah’ın Resulü! Acaba Allah’tan korkanlar, huşu duyanlar, mütevazı olanlar ve Allah’ı çokça zikredenler mi insanlardan en önce cennete girecekler?`

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu:

`Hayır, lakin Müslümanların fakirleri insanların omuzlarına basarak (onları geçerek) cennete girerler. Cennetin hazinedarları onlara şöyle derler: ''Yerinizde kalın, hesap vermeden geçemezsiniz.'' Onlar şöyle cevap verirler: ''Hangi sebepten dolayı hesap verelim? Allah’a yemin olsun ki biz bir şeye malik olmadık ki bağışta bulunduk mu veya adaletle davrandık mı diye hesap verelim. Bize fazladan bir şey verilmedi ki cimrilik mi ettik yoksa elimiz açık mıydı diye hesap verelim. Lakin bizler Rabbimize ibadet ettik; sonunda Rabbimiz bizi davet etti ve biz de O''na icabet ettik.''` 

Ey Ebuzer! Şüphesiz dünya, kalpleri ve bedenleri meşgul eder. Mübarek ve Yüce olan Allah, bizlere nimet olarak verdiği helal şeylerden bile sorguya çekecektir. (Öyleyse) haram olarak elde edilenlerin hesabı nasıl olacaktır? 

Ey Ebuzer! Şüphesiz ben, beni sevenlerin rızkının (sadece) yetecek kadar olması ve bana buğzedenlerin ise mal ve evladının çok olması için Allah’a dua ettim. 

Ey Ebuzer! Dünyada züht içinde yaşayıp ahirete yönelenlerin ne mutlu haline! Onlar; yeryüzünü kendilerine mekân, toprağı sergi ve suyu da kendilerine güzel koku olarak seçmişlerdir. Allah’ın kitabını kendilerine şiar (iç elbise) ve duayı da dîsâr (dış elbise) edinmişlerdir. Dünyayı da (sahip çıkmayıp) âdeta ödünç vermişlerdir. 

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar