Ey Ebuzer! Kıyamet günü Allah katında durumu en kötü olan kimse, ilminden faydalanmayan âlimdir. Her kim ilmi sırf insanların yüzüne vurmak (üstünlük taslamak) için talep ederse, cennetin kokusunu alamaz.
Ey Ebuzer! Her kim ilmi insanların teveccühünü kendisine çekmek için talep ederse, cennetin kokusunu alamaz.
Ey Ebuzer! Bilmediğin bir şey hakkında soru sorulduğunda “Bilmiyorum” de ki (olumsuz) etkilerinden kurtulasın. Bilmediğin bir şey hakkında insanlara fetva verme ki kıyamet gününde Allah’ın azabından kurtulasın.
Ey Ebuzer! Kıyamet günü cennet ehlinden bir grup, cehennem ehlinden bir gruba bakar ve şöyle derler: “Sizi cehenneme götüren şey neydi? Hâlbuki bizler, sizin terbiyeniz ve öğretmeniz neticesinde cennete gittik.” Onlar şöyle cevap verirler: “Biz hayrı emrederdik ama kendimiz ona amel etmezdik.”
Ey Ebuzer! Şüphesiz senası yüce olan Allah’ın hakları, kulların yerine getirebileceklerinden çok daha büyüktür. Allah’ın nimetleri de kulların sayabileceklerinden çok daha fazladır. Lakin sizler sabah akşam tövbe ederek O’na dönün.
Ey Ebuzer! Sizler, gece ve gündüz geçtikçe azalan ömürlere ve (amel defterinde) korunan amellere sahipsiniz. Ve ölüm aniden gelir. Her kim hayır ekerse, hayır biçmesi ümit edilir; her kim de şer ekerse, pişmanlık biçmesi ümit edilir. Her çiftçi, ektiğini biçer.
Ey Ebuzer! Ağır davrananın nasibini bir başkası alamaz; hırslı olan da kendisine takdir edilenden fazlasına ulaşamaz. Kime bir hayır verilmişse şüphesiz onu Allah vermiştir ve kim bir şerden korunmuşsa şüphesiz onu da Allah korumuştur.
Ey Ebuzer! Takva sahipleri efendiler, fakihler ise önderlerdir; onlarla oturmak ilmin ve faziletin artmasına vesile olur. Mümin, günahını başının üstünde duran ve üzerine düşmesinden korktuğu bir kaya gibi görür. Kâfir ise günahını burnunun önünden uçup geçen bir sinek gibi görür.
Ey Ebuzer! Şüphesiz Mübarek ve Yüce olan Allah bir kula hayır dilediğinde, onun günahlarını gözlerinin önünde canlanmış bir şekilde ve ona ağır bir vebal olarak karar kılar. Bir kula da şerri dilerse, ona günahlarını unutturur.
Ey Ebuzer! Günahın küçüklüğüne bakma. Lakin kime karşı isyan edildiğine bak.
Ey Ebuzer! Müminin nefsinin günahtan duyduğu rahatsızlık, bir serçenin tuzağa düştüğünde çırpınarak duyduğu rahatsızlıktan daha şiddetlidir.
Ey Ebuzer! Kimin sözü fiiliyle uyum içinde olursa, o (saadetten) payını almıştır. Kimin de sözü fiiliyle çelişirse, (mükâfatların dağıtılacağı zaman) sadece kendini kınayacaktır.
Ey Ebuzer! Şüphesiz insan, işlemiş olduğu günahtan dolayı (kendisine takdir edilmiş olan rızkından) mahrum kalır.
Ey Ebuzer! Sana bir faydası olmayan her şeyi terk et; sana fayda sağlamayacak konular hakkında konuşma ve paranı koruduğun gibi dilini de koru.
Ey Ebuzer! Şüphesiz senası yüce olan Allah, bir grubu cennete götürür ve onlara o kadar nimet verir ki artık yorulurlar. Onlar kendi üzerilerinde, makamı kendilerinden daha yüksek olan bir gruba bakarlar, onları tanırlar ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Onlar bizim kardeşlerimizdi ve biz dünyada onlarla birlikteydik. Hangi sebepten dolayı onları bize üstün kıldın?” Onlara şöyle denir: “Heyhat, heyhat! Sizler tokken onlar açtı; sizler susuzluğunuzu gidermişken onlar susuzdu; sizler uyurken onlar ibadet için kalkıyorlardı ve sizler evlerinizde otururken onlar Allah için dışarıda koşturuyorlardı.”
Ey Ebuzer! Senası yüce olan Allah, gözümün nurunu namazda kılmıştır. Namazı bana, aç olanın yemeği ve susuz olanın suyu sevdiği gibi sevdirmiştir. Aç olan yemek yediğinde doyar, susuz olan su içtiğinde suya kanar. Ama ben namazdan asla doymuyorum.
Ey Ebuzer! Her kim gece ve gündüz farz namazların dışında on iki rekât sünnet namaz kılarsa, Allah’ın onun için cennette bir ev bina etmesi O''nun üzerine vacip bir haktır.
Ey Ebuzer! Namazda olduğun müddetçe, Cebbar olan Padişahın (Yüce Allah''ın) kapısını çalıyorsun demektir. Her kim padişahın kapısını çok çalarsa, o kapı ona açılır.