Maneviyat

Hedef ve Hedefteki Tehlikeler

02 September 2025 16 dk okuma 4 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 4

Hadiste en küçük riyanın bile Allah’a ortak koşmak olduğu buyrulmuştur. Evet, itiraf etmem gerekir ki onun günahı ortadadır ama ben zavallının günahı gizlidir. Sende ucb var; inancında, yeteneğinde, idrakinde, şahsiyetinde kibir var, ucb var. O zaman sen ondan kötüsün, daha aşağılıksın. Şöyle söylememiz gerekir, o adam zahirde kötüdür, açıkta günahta ediyor. Ama bu söylemin onu günaha teşvik etmemesi için dikkat etmemiz gerekir. Saygı göster, günahı terk etmesi için destek ol, Allah’ın onu bu durumdan kurtarması için dua et, onu kucakla, hatta ettiğin günahların bağışlanması için ondan senin için dua etmesini iste.

Sözün kısası, kendini yetiştirmenin başlangıcı insanın kötülüklerini, kirli işlerini tespit etmesidir. Şöyle bir rivayet vardır:

`Birisi eksikliklerini bulmak ile meşgul olursa ve onu gidermeye karar verirse kendisinden uzaklaştırdığı her eksikliğin karşılığında (telafi etmesi için) Allah ona başka bir eksikliğini daha gösterir.`

Yani anlaşılan o ki iyiliklerimiz var, mükemmel yaratılmışız, aynı zamanda bütün kötülüklerde bizde var; bunlar ile dünyaya gelmişiz. Onun için mücadele edip ilahi sıfatları kendimizde zuhur ettirmeliyiz. Onun için buyuruyor ki insan giderdiği eksiklikten dolayı Allah’a şükrederse, eksikliklerini gidermek için mücadele etmek gerektiğini anlarsa, Allah ona bir başka eksikliğini daha gösterir.

Rivayette `mahlûkatın tamamından kopmak` tabiri buyrulmuştur. Bu gerçekleştiğinde ibadet, hakkı ile yerine getirilmiş olur. Neden? Şeytanın bu ibadeti sen yaptın diye vesvese vermesi mümkündür. İyi de bu `sen` kimdir? Bu beden kime aittir? Dünyaya ilk geldiğimde elbisem bile yoktu. Annemden dünyaya geldiğimde küçücük bir bebektim. Ondan önce ne idim? Bir damla nutfe, bir parça et idim. Ondan önce ne idim; bir hiçtim. Annem nerede idi, babam nerede idi? İlk yaratılışına geri döndün; ne talep ediyordun, ne oldu? Her şeyi Allah verdi. Beden verdi, ruh verdi, başarı verdi, akıl verdi, peygamber gönderdi, din gönderdi. Bu yalancı `ben` hala diyor ki her şeyi ben yaptım. Allah bütün bunları lütfetmeden önce sen bir şey değildin. Biz borçluyuz her zaman, mahcubuz.

Halkın tamamının şirkten kurtulması için Allah’ın, İmam-ı Zaman’a (a.f) mühlet verdiğine dair ayet vardır. Yüce Allah bu hususta Nur Suresi 55 inci ayette şöyle buyurmuştur:

`Bana kulluk etsinler ve hiçbir şeyi bana eş koşmasınlar.`

Yani İmam-ı Zaman’ın (a.f) gelip hükümet kurması için herkesin şirkten kurtulması gerekir. Nefis, şeytan, tağut bunların hepsine galip gelmenin, İslami bir hükümet kurmanın, Allah düşmanlarına galip gelmenin yolu nefsi terbiye etmekten geçmektedir. İslam ve iman zorla olmaz. Bazıları İmam-ı Zaman (a.f) geldiğinde insanlara ya Müslüman olun ya da kılıçla kafanızı koparacağım diyeceğini zannediyorlar. Hayır, İslam bu değildir. İmam-ı Zaman’ın (a.f) Allah’a kulluk etmede marifeti olan, Allah’a kulluk etmede takva sahibi olan, Allah’a kulluk etmede adaletli olan, Allah’a kulluk etmede iyi olan kimselerden beklentisi vardır. İmam-ı Zaman’ın (a.f) beklentileri bunlardır. Nudbe duasındaki şu cümle buna güzel bir örnektir:

`Nerededir, o şirk ve nifak binalarını (nizamını) yıkacak olan.`

Kimse fesat ve kötülük metodunu bahane etmesin. Kesinlikle insanın tam bir özgürlük ve rahatlık içinde iken özellikle de muhaliflerin olduğu bir ortamda kendi seçmiş olduğu iman işe yarayacaktır. Sadr-ı İslam’da Müslümanları kırbaçlıyor, işkence ediyorlardı. Buna rağmen Kelime-i Tevhidi haykırıyorlardı. Böyle bir iman sahibi ancak İmam-ı Zaman’ın (a.f) ashabı olabilir.

Bu hususta bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

`Kendisini yetiştirenler, güzel ahlak peşinde olanlar İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhurunu gerçek anlamda bekleyenlerdir.`

Bunlara zuhuru gerçek anlamda bekleyenler denilir. Allah göstermesin, insan sabahtan akşama kadar günah etsin sonra da İmam-ı Zaman (a.f) geldiğinde işler düzelir desin; bu kitaba ve sünnete aykırıdır.

Kendimizin, ailemizin, çevremizin ve bütün insanların kurtuluşu, enbiyanın bizim yetişmemiz için çektiği zahmetlerin boşa gitmemesi için Allah bizleri takvalı, temiz ve dindar kılar inşallah.

`Müjdeci gelip de gömleği gözlerine sürünce Yakup''un gözleri açıldı, görmeye başladı.`

Bu ayet İmam-ı Zaman’ın (a.f) zuhuru hakkında bana çok müjdeleyici geliyor. İnşallah, Hz. Yakup’un on beş yıl aradan sonra Hz. Yusuf’un (a.s.) gömleğini gözüne sürüp şifa bulması gibi aziz Rehberimize itaat etmekle, takvamız ile en yakın zamanda aziz Rehberimizle birlikte, vazifelerimize amel etmenin nuru ve takvanın bereketi ile zuhur ortamının hazır olduğuna şahit oluruz. İnşallah İmam-ı Zaman’ın (a.f) ashabı oluruz.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar