Rivayetlere ve Kur''an ayetlerine müracaat ettiğimizde pek çok sarhoşluğun bulunduğunu görüyoruz. Mesela “Günah sarhoşluğuna dikkat et.” buyuran Hz. Rasül''ün (a.s) sözlerindeki dinin hakikatini anlamaya kör ve bariz maarifi işitmeye sağır olan kişi gibi. Anlaşılıyor ki günahın da sarhoşluğu vardır. Öyleyse günaha bulaşan insanın tevbe etmeden namazlarında kalp huzuru bulunamayacağı bellidir. Dolayısıyla günahtan gusül ve teyemmüm yapmalı, abdest almalıdır.
Başka bir rivayette Emirulmüminin Ali''nin (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmektedir: “Sarhoşluk dört tanedir.” Şarap sarhoşluğu, mal ve servet sarhoşluğu, çok uyuma sarhoşluğu ve makam sarhoşluğu. Diğer bir nuranî beyanında ise şöyle buyurur: “Kudret ve ilim sarhoşluğu.” Çünkü insan ilmiyle sarhoş olabilir ve kendisini zamanın büyük âlimi sanıp diğer ulemaya haset besleyebilir. Yine “gençlik sarhoşluğu”na dikkat çekiyor. Bu nedenle fakihin dinin zâhirî hükümlerini istinbat etmek için ayet ve rivayetlerin zâhirinden istifade etmesi gibi, dinin ibadet ve itikatlarda bâtını olduğunu kabul ediyorsak, dinin bâtınını bize açıklayacak ve Kur''an''ın güzel beyanıyla dinimize ruh kazandıracak talimat ve hükümler mecmuasına da ihtiyacımız vardır.
Ayetullah Saadetperver (rh) şu ayeti çok tekrarlardı:
“Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah''a ve Resûlü''ne icabet edin.”
Bu çağrının müminlere yapıldığına ve tahsis içerdiğine dikkat edilmelidir. “اسْتَجِيبُوا لِلهِ” kesinlikle ve kesinlikle Allah ve Rasülü''nün çağrısına cevap verin demektir. Bu çağrının vurguladığı şey nedir? “Size hayat verecek şeyler”. Size ruh, neşe ve yüksek akıl verecek şeyler. Sizi mertebe mertebe yükseltecek ve sonunda en yüce makam olan muhleslik makamına çıkartacak ve muhles olanların makamına oturtacak şeylerdir onlar. Hayat bahşedilmesi işte bu emirler vesilesiyle olacaktır. Bu bakımdan devamında şöyle buyurulur:
“Bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer.”
Yani bilin ki, Allah, bu emirlerin neticesinde sizi aynu''l-yakin makamına, hatta daha da üstüne, Allah''ın size kendinizden bile yakın olduğunu anlayacağınız yere, hakku''l-yakin makamına yerleştirir.
Pratik ve Uygulamalı Emirlerin Tümüne Giriş
Merhum Allame Tabatabaî''nin (rh) ekolünün teorik prensipleri hakkındaki noktaların tamamından bir özet çıkarılmış oldu. Şimdi çağımızın bu büyük şahsiyetinin vefat yıldönümünde pratik bir hisse de çıkarabilmek için bu mektebin bir kısım talimatlarına kısaca değinelim.
Amellerin Muhasebesi
Rivayetlerde şöyle buyurulur:
“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”
Yani insan görüş, söz, davranış ve inançlarını dikkatle muhasebe etmelidir.
Daha önce işaret edildiği gibi, onun mektebi ma''rifetu''n-nefs eksenlidir. İnsan hakikati tanıyabilmek için muhtelif emirleri muhasebetu''n-nefs esasına göre adım adım izlemelidir. Dolayısıyla ma''rifetu''n-nefs mecrasında hareketin pratik temel şartlarından biri muhasebetu''n-nefs, kendini sürekli hesaba çekme ve hep kendine dikkat etmektir. (Merhum Allame Bahru''l-Ulûm, Risale-i Seyru Süluk’ta kendine dikkat etme ve muhasebetu''n-nefs bahsine değinmiştir.)
Süluk Menzillerinin Erbainiyyat Olarak Taksimi
Diğer bir nokta da menzilleri erbainiyyat olarak kısımlara ayırmasıdır. Yani sâlik her menzile kırk gün devam etmelidir. Bu talimin kaynağı, ismet-taharet Ehl-i Beytinin (a.s) çeşitli beyanlarıdır. Bir insan bir amale başladığında onu kalıcı hale getirmek için en az kırk gün bu işi tekrarlamalı ve ona devam etmelidir. “Allah azze ve cellenin en sevdiği amel, kulun devam ettiği ameldir. Az bile olsa.” Az ama sürekli olanlar en iyi amellerdir. “Rabbimiz Allah''tır deyip sonra da doğrulukta devam edenler” “Rabbimiz Allah''tır” beyanını takip eden bu istikamet bir ilkedir. Yani Rabbinin ardında olan kişi, “Rabbimiz Allah''tır” beyanından sonra onun yolunda dosdoğru ve devamlı olmalıdır. Bu durumda diğer bir pratik ilke, amelde istikamet ve süreklilik olmaktadır. En az kırk gün süreyle.
Allame''nin Mektebinde Sülukun Aşamaları
1. Tevbe
Pratik bakımdan ele alınması gereken diğer bir önemli şart tevbe meselesidir. Yani insan bir aşamada dinin bâtını olduğunu anlar, uyanıp dinin zâhiriyle yetinmenin insanı bir yere götürmeyeceğini, dine ruh ve hayat kazandırmak gerektiğini kavradığında tevbe etmelidir.
Hz. Emirulmüminin Ali''den (a.s) rivayete göre tevbenin mertebelerini izah
Merhum Allame''nin mektebinde tavsiye edilen tevbe, Emirulmüminin Ali''nin (a.s) buyurduğu şeydir. Yaşanan olay şöyledir: