Cimrilik, malın harcanması harcanmamasından daha önemli olduğu yerde malı tutup harcamamaktır. Başkasına malından vermek, her zaman hayır olarak değerlendirilmez. Verdiğimiz mal, günah yolunda kullanılacaksa, malı vermemek daha iyidir. Kişiye içki almak için mal verilmez.
Yüce Allah Kur’an’da insandaki cimrilik hastalığını şu şekilde dile getirmektedir:
“Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.”[28]
Malı çok olduğunda, elinde olanı insanlardan esirger. Onu Allah yolunda infak etmez, Allah’ın malındaki hakkını ödemez, malı aşırı derecede sahiplenir, insanlara vermez.
Yine Allah insandaki mal sevgisinin, üst seviyede olduğunu haber vermektedir:
“Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.”[29]
Bu konu hakkında İmam Zeyn’ul Abidin (as) şöyle buyurmuştur: “Ben, kardeşlerimden birini görünce kendisi için Allah’tan cenneti istediğim halde, dinar ve dirhem hususunda kendisine cimrilik etmek ve kıyamet günü bana, “Cennet senin olsaydı şüphesiz cennet hususunda daha cimri, daha cimri, daha cimri olurdun.” denilmesi hususunda Rabbimden hayâ ederim”[30]
3. Sabırsız
İnsanın sabırsız olması, yani en ufak bir sıkıntı gördüğü zaman hemen sızlanması, belâlara, sıkıntılara tahammül edememesi demektir.
Yüce Allah, Kur’an’da insanın bu özelliğini şöyle dile getirmektedir:
“Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.”[31]
Malı azalıp, fakir düştüğünde feryat eder, sabredemez, çok sızlanır ve büyük bir üzüntüye kapılır.
İnsana bir ağrı, sıkıntı, yoksulluk, hastalık gibi bir acı dokundu mu kıvranır, sızlanır, feryat eder, dayanamaz ve başkalarından medet bekler. Sabredersem Allah bana mükâfat verir düşüncesi aklına gelmez. Sadece başına gelen sıkıntıyı düşünür. Aklı başka şeylere çalışmaz hale gelir.
İmam Ali (as) şöyle buyurmuştur: “Eğer sabredersen, Allah’ın senin hakkındaki takdir ettiği şeyler uygulanır ve sen sevap elde edersin. Eğer sabretmezsen yine de Allah’ın senin hakkındaki şeyleri uygulanır ve sen günahkâr olursun.”[32]
4. Nankör
Yüce Allah yarattıkları içerisinde en çok insana değer vermiştir. Kâinattaki her şey bir nevi insanın var olmasından dolayı vardır. Her şey insanın hizmetine sunulmuştur. İnsan, kâinattaki her şeyi kendi rahatı ve mutluluğu için kullanmaktadır. Fakat insanların çoğu Allah’ın bunca nimetine karşılık nankörlük etmektedir.
Bunu Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:
“Size hayat veren O’dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.”[33]
Âdemoğlu, Allah onu güzel bir şekilde yaratıp, yeryüzündeki her şeyi onun emrine verdiği halde başka ilâhlar edinip, kulluğu yalnız O’na yapmayı terk etmekle O’na nankörlük etmiştir. İnsan, nimetleri bütün açıklığına rağmen inkâr eder. Yine insan, peygamberlerin getirdiği gerçeği açık bir şekilde gördüğü halde onu reddeder.
İnsan, Allah’ın nimetlerine karşı nankördür. Allah’ın insana verdiği nimetler saymakla bitmez. Başka hiçbir şeyi düşünmesek bile insanın sahip olduğu beden yapısı, zekâsı, aklı onun için en büyük nimettir. Bu nimetleri Allah’ın razı olduğu şeylerde kullanırsa O’na şükretmiş, rızasına aykırı yerlerde kullanırsa nankörlük etmiş olur.
“De ki: “Söyleyin bakalım, eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalplerinize mühür vurursa, Allah’tan başka onları size getirecek tanrı kimdir?”. Dikkat et, ayetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlar?”[34]
Biz onlara, bunca deliller, uyarılar, ibretler ortaya koyduğumuz halde, yine de öğüt almıyorlar. Allah’a karşı nankörlük; O’nun insanlar için koymuş olduğu kurallara göre bir hayat yaşamamak demektir. Emrettiği şeyleri yapmamak; yasakladığı şeyleri yapmak demektir.
5. Tartışmacı
Bazı insanlar tartışmayı çok sever. Hele ki kendisini güçlü hissettiği bir konu olduğu zaman onu durduramazsınız. Önüne ne gelirse ezip geçer. Rakibi kendisinden öne geçtiği zaman köpürmeye başlar. Eğer altta kalmaya devam ederse söylediği kelimeler daha da seviyesizleşir, biraz daha ileri giderse küfür etmeye başlar.
Yüce Allah, Kuran’da insanın bu tartışmacı niteliğinin şöyle dile getirmektedir: