Köşe Yazıları

Aşura Kıyamı’nın Kalpteki Etkisi | Bülent Özbaş

26 August 2025 19 dk okuma 5 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 5

Kur’ân müfessiri merhum Allame Tabatabai, kalp hakkında şöyle buyuruyor: “Kalp, insanın akıl ettiği şeydir. Onunla hakkı batıldan, hayrı şerden ve faydalıyı zararlıdan ayırt eder. Dolayısıyla eğer kalp akıl etmez ve bu ayrıştırmaları yapamazsa, varlığı yokluğu gibi olur. Çünkü herhangi bir eseri yoktur ve varlığıyla yokluğu birbirine eşittir.”[1]

Allame Tabatabai; “Al­lah, ye­min­le­ri­niz­de­ki beyhudelikle si­zi so­rum­lu tut­maz; ancak kalplerinizin kazandıkları ile sorumlu tutar.”[2] ayetinde geçen kalp hakkında şöyle diyor: Birçok de­lilde olduğu gi­bi bu ayet-i ke­ri­medeki ‘kalp’ kav­ra­mı ile kas­te­di­len şe­y, ne­fis ve ruh an­la­mın­da biz­zat in­sa­nın ken­di­si­dir.[3]

Molla Sadra Şirazi ve Gazali gibi âlimlerin de dediği gibi; kalp, nefs-i natika yani insanın hakikatidir.[4]Kur’ân-ı Kerim’e de müracaat edildiğinde bu manayı elde etmek mümkündür. Kur’ân-ı Kerim, idrak ve duyguyu kalbe istinat etmektedir. Kur’ân-ı Kerim husulî(zahirî),[5]huzurî (bâtıni)[6]ve vahiy[7]olmak üzere üç çeşit idrak türünden bahsetmektedir. İdrakin her çeşidi kalbin işidir ve sağlıklı kalp bunları rahatlıkla elde edebilir. Ancak vahyin idraki ise oldukça sırlı ve sadece peygamberlere mahsustur. Kur’ân-ı Kerim; huşu,[8]sükûnet,[9]iman,[10]takva,[11]merhamet,[12]tövbe,[13]temizlik,[14]itminan,[15]ülfet,[16]hastalık,[17]hasret,[18]katılık,[19]sertlik,[20]korku,[21]ürperme,[22]gaflet,[23]öfke,[24]şüphe,[25]sapma,[26]taassup,[27]inkâr,[28]nifak[29]gibi bazı içsel ve bâtıni duyguları kalbe istinat etmektedir. Kalbi maddi ve manevi olarak ikiye ayırdığımızda ve Kur’ân-ı Kerim’de kullanıldığı yerlere baktığımızda, manevi boyutunun kastedildiği anlaşılmaktadır.

Kur’ân müfessiri merhum Allame Tabatabai bu hususa değinerek, Enfal Suresi 24. ayetin konumuzla ilgili olan kısmında şöyle buyuruyor: “Bilin ki Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer...”[30] Haylule yani araya girmek; iki şeyin ortasına girip ayırmak demektir. Kalp; bildiğimiz organın adıdır. Kur’ân’da genellikle insanın eşya ve olayları algılamasını sağlayan yetenek anlamında kullanılır. İnsanın sevgi, nefret, korku, ümit, temenni ve bunalım gibi içsel duygularına ilişkin yargılar onun aracılığıyla belirginleşir. O hâlde kalp, yargılayan ve hükmedendir. Bir şeyi severken, bir başkasından nefret eder. Korkan, uman, temenni eden, sevinen ve üzülen odur. Gerçekte kalp, insanın nefsidir, kendisidir. Sahip kılındığı güçler ve içsel duygular aracılığıyla işlevini görür.[31]

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar