Maneviyat

İlahî Maârif Mertebeleri

21 August 2025 47 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 11

ان حديثنا صعب مستعصب، لا يحتمله الا ملك مقرب أو نبي مرسل أو عبد امتحن الله قلبه للايمان أو مدينة حصينة

“Bizim hadislerimiz zor ve güçtür, herkes kaldıramaz. Tahammül edebilecek yalnız; mukarreb melek, mürsel peygamber, Allah’ın kalbini iman ile sınadığı kul ve medine-i hasîne.”

Şuayb “Medine-i hasîne nedir?” diye sorunca İmam şöyle buyurdu: “القلب المجتمع / Toplanmış kalp.”

Bu hadis-i şerifi kısaca şerh etmeden önce başka bir hadisten bir bölümü hatırlatacağım. Bunun açıklamasında söylenecekler, faydalı olacaktır.

Muhammed b. Sinan İmam Ca’fer Sâdık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

ان حديثنا صعب مستعصب، لا يحتمله الا صدور منيرة أو قلوب سليمة أو أخلاق حسنة

“Bizim hadislerimiz zor ve güçtür, herkes kaldıramaz. Tahammül edebilecek yalnız şunlardır; nuranî kalpliler, selim kalpliler ya da güzel ahlâklılar.”

Acaba Peygamber ve Ehlibeyt’inin öğrettiği ilahî maârif ve hadislerin bu mertebesini anlamak üç grupla mı ilgili, dört grupla mı? Ayrıca üç gruba eklenenler kimler?

1. Mukarreb melekler,

2. Risalet sahibi enbiyâ,

3. Sınanmış müminler

veya

1. Nuranî kalpliler,

2. Selim kalpliler,

3. Güzel ahlâklılar.

Şüphe yok ki ikinci tabir, yani nurani kalp, selim kalp ve güzel ahlâk en azından meleklerle uyumlu değildir. Zira kalp ve benzeri, insanın idrak araçlarıdır ve sabit ve değişmez ilme ve idrake sahip olan ve neticede umumi idrak ve mana araçları olmayan soyut varlıklarla uyumlu değillerdir. Bununla beraber bu üç özellik ya sınanmış müminle ilgilidir ya da medine-i hasîn ile.

Medine-i hasînin açıklanması, bu noktanın anlaşılmasına yardım edecektir. Hısn, sağlam ve nüfuz edilemez kale anlamındadır. Hısn sahibi olan bir şehir, nüfuz edilemez askerî kaleye gibi bir şehirdir. Hasîn kelimesinin kullanılması, onun hakikî manasının dikkate alındığını gösterir. Yani kolaylıkla nüfuz edilemese de nüfuz edilmesi mümkün olan insan yapımı kalelerin ötesinde bir şeydir. Eğer hısn kelimesinin rivayetlerde iman ile ilgili usul ve esaslarla ilgili kullanımlarına bakarsak, bu kelimenin ya tevhidin hakikati veya velayetin hakikati hususunda kullanıldığını göreceğiz. Tevhid ve velayetin kalesine ise ne kendi yolu ve sahibinin izni dışında girilebilir, ne orada düşman taarruzuna maruz kalacak biri vardır, ne de kimse oraya ulaşabilir.

 

Hasîn Kelimesinin Kullanıldığı Örnekler

Bahsi geçen maâriflerde bu kelimenin tüm kullanımlarını incelemek ne gereklidir, ne de bu yazıya uygundur. Bu yüzden bu kelimenin kullanıldığı bazı rivayetlere değinmekle yetineceğiz.

1- İmam Ca’fer Sâdık’tan (a.s) nakledilen bir duada şöyle geçmektedir:

اللهم ان هذه النفس ... و تجعلها في حصن حصين منيع، لا يصل اليها ذنب و لا خطيئة و لا يفسدها عيب و لا معصية حتي ألقاك يوم القيمه

Bu kalenin özelliği, orada bulunanlara hiçbir günahın erişmemesi veya onların günah işlemeye karşı bir tür korumaya sahip olmalarıdır. Bununla beraber günahlardan korunma, o kaleye girmenin etkilerinden biridir. Böyle bir özelliğe sahip olan kale nedir? Birçok rivayette takva, tevhid ve velayet, bu kalenin mısdakları unvanıyla tanıtılmıştır.

2- Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurdular:

اعلموا عباد الله، ان التقوي حصن حصين

Kendini koruma, dindarlık ve Allah korkusu, sağlam ve nüfuz edilemez bir kaledir. Başka bir yerde takva, takvanın mertebeleri ve İslâm, iman ve yakinle olan irtibatı konularını ayrıntılarıyla işledik. Bu muhtasar makalede bu konuya değinmemiz bile mümkün değildir. Sadece şunu söyleyebiliriz ki içine giren kimseyi hata, günah, vesvese ve hoş olmayan düşüncelerden koruyan, içgüdülerinden ve dışardaki şeytanlardan zarar göremeyeceği, nüfuz edilemez ilahî bir kale olan takvadan kasıt onun bütün mertebeleri değildir. Sadece tevhid ve velayet ile mütenasip olan mertebelerdir.

3- Resulullah (s.a.a) tevhidi nüfuz edilemez ilahî bir kale şeklinde tanımlamıştır. Allah Teâlâ da tevhidi kale ve nüfuz edilemez kelimeleriyle tanımlamıştır. Örneğin Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

لا اله الا الله، انت حصن كل هارب

Her kim her nereden kaçsa ve korkusunu emniyete, endişesini huzura çevirmek istese tevhid kalesine sığınmalıdır.

Yine şöyle buyurmuştur:

يقول الله جل جلاله: لا اله الله حصني فمن دخل حصني آمن من عذابي

“Lailaheillallah benim sağlam kalemdir, kim benim kaleme girerse azabımdan amandadır.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar