Düşünce

İnsanlardaki Farklılıkların Felsefesi

01 August 2025 19 dk okuma 4 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 4

Farklılıkla Ayrımcılığın Farkı

Varlıkların yaratılışında farklılık vardır ama ayrımcılık yoktur. Farklılık, eşit olmayan şartlarda fark koymak demektir ama ayrımcılık eşit şartlarda ve eşit haklarda fark koymak demektir. Başka bir deyişle ayrımcılığı veren taraf yapmaktadır. Örneğin bir öğretmen eşit şartlarda olan öğrencilerine farklı notlar verirse bu ayrımcılıktır. Ama sınavla ve her öğrencinin yeteneğine göre not verirse farklılıklar ortaya çıkacaktır.[5]

Varlıkların farklılıkları onların kendi zâtında olup sebep ve sonuç kanununun gereğidir. Çünkü bütün âlem başlangıçtan sona kadar ayrı ayrı iradelerle değil, bir ilahi iradeyle ve de mücerred bir iradeyle var olmaktadır. Nitekim Kur’an-ı Kerim buyuruyor:

“Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır. Bizim emrimiz bir göz kırpması gibi bir şeydir.”[6]

Bu inanca göre yaratılış için belli bir düzen vardır. Bu yüzden sebep ve sonuç kanunu veya sebepler ve sonuçlar düzeni doğmaktadır. Yani her sonucun belli bir sebebi ve her sebebin belli bir sonucu vardır. Sebep ve sonuç nizamında her varlığın belli bir yeri vardır. Yani her sonuç belli bir şeyin, belli bir sebebin sonucudur. Dolayısıyla sonucun sebebe karşı gelmesi imkânsızdır. Örneğin insandan hayvan, hayvandan da insan türemez. Zira sebebin belli bir sonuç için olması, bir sonucun da belli bir sebebe dayanması anlaşmayla değildir.

Aksine sebep ve sonuç kendi varlıklarının yapısından kaynaklanan özellikten dolayıdır. Bu özellik bir gerçektir, anlaşmayla değildir, arazî değildir, değişmez. Bu yüzden sebep tüm zâtıyla sonucun ortaya çıkmasının kaynağıdır. Her şeyin kendine ait belli bir yeri vardır ve onun başka bir yerde farzedilmesi, zâtını kaybetmesi demektir. Kur’an da bu noktaya işaret etmiştir.[7]

Varlık düzeninin insan bedeni gibi çeşitli uzuvlardan oluşması gerekmekte ve her uzuv kendine uygun olan yerde olmalıdır. Başka bir deyişle, uzuvlar birbirlerinden farklı olmalıki bütün ortaya çıkabilsin ve her uzuv kendi özel yerinde olmalıki en güzel nizam gerçekleşsin.[8]

Âlemdeki farkılıklar gereklidir. Her şeyi bir bütün olarak ele aldığımızda genel nizam ve ölçüde dertler, kederler, başarılar, başarısızlıklar, üstünlükler, aşağılıklar vs. hepsi lazımdır. Varlıkta farklılıklar olmasa değişik varlıklar da olmayacaktır. Âlemin azamet ve güzelliği onun geniş bir çeşitlilik yelpazesine sahip olmasındadır. Çirkinlikler güzellikleri ortaya çıkarır. Çirkinlikler, âlemin bütününün bir parçası ve genel nizamın onlara bağlı olmasının yanı sıra güzellikleri ortaya çıkarması ve onlara cilve vermesi açısından da gereklidir. Güzellikle çirkinlik arasında bir yakınlık olmasaydı güzel de güzel olmazdı ve çirkin de çirkin olmazdı. Herkes eşit olsaydı ne bir hareket olurdu, ne de cazibe ve aşk; çünkü seviyeler eşit olduğunda bütün güzellikler, iyilikler, heyecanlar ve tekamüller yok olur gider.

Âlem; göz, kaş, ben ve hat gibidir
Her şey yerinde olduğunda güzeldir

“Çirkinliğin falan faydası vardır.” sözünün manası “Falanca güzel olacaktı da güzelliğin değeri bilinsin diye kasıtlı olarak çirkin yaratıldı” değildir. Böyle olsa idi o zaman: “Niçin tersi olmadı?” diye sorulabilirdi.

Yukarıdaki sözün manası şudur: Her varlık kendisi için mümkün olan azami kemal ve cemali almanın yanı sıra, bu farklılığın ortaya koyduğu güzelliğin değer kazanması, cazibe, hareket, heyecan vb. gibi güzel eserleri de vardır. Ayrıca varlık âlemi sebep ve sonuçlar bütünüdür ve her sonuç belli bir sebebin eseridir, onun gerektirdiğinden başka bir şey olması imkânsızdır.[9]

Peki insanların yaşantısında neden hep bela ve musibetler vardır?

Cevabı şudur:

1- İnsanın kendi işlerinin sonucu olan belalar: Buna örnek olarak insanın kendi eliyle kendine zarar vermesini örnek verebiliriz. Böyle belaları Allah’tan bilmemek lazım. Kur’an-ı Kerim, yeryüzünde zulüm ve fesat varsa bunun, zalim insanların kendi amellerinin neticesinde olduğunu belirtmiştir.

2- Başkalarının ihmali sonucu insanın yaşamında meydana gelen belalar: Örneğin anne ve babanın dikkatsizliği sonucunda çocuğunun hasta ya da sakat doğması gibi. Bu tür belaların Allah’tan kaynaklandığını söylemek doğru değildir.

Daha önce de söylenildiği gibi, varlık âlemi sebepler ve sonuçlar bütünüdür. Her sebep kendi sonucunu doğurur. Örneğin kusurlu bir sebep kusurlu ve hasta sonucu doğurur.İnsandan insan, hayvandan da hayvan dünyaya geldiği gibi buğdaydan buğday, arpadan da arpa çıkar. Bununla birlikte Yüce Allah böyle bir insana kendi sonsuz lütuf ve kereminin gereği, fazl ve bağışından ahirette karşılık verecek, onun çektiklerini telafi edecektir.

3- Günahları temizleyen belalar: Bunun Allah’ın adaletine aykırı bir yönü olmadığı gibi rahmet ve lütfundan kaynaklanmaktadır. Zira bunlar gerçekte ahirette insanın günahlarını hafifletmek için günahların keffaresidirler. Dünyada bela ve musibete düçar olan, ahirette azaptan korunmuş olur.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar