4- Çoğu insanın Allah’a yönelmesine neden olan belalar: Belalar, Allah’tan gafil olanları gafletten uyandırır ve onların geçmişte yaptığı hatalarını anlamalarına neden olur. Bu da Allah’ın lütuf ve rahmetindendir.
5- Bela ve dertler insanların olgunlaşıp gelişmesini sağlar. İnsanlar günümüzde bir çok ilerlemeler kaydetmişse bunun nedeni yaşadıkları bir çok sorundan dolayıdır.
6- Belalar insanların imtihan edilmesi veya Allah dostlarının derecelerinin yükselmesi içindir. Kur’an’ın buyruğuna göre bu, ümmetlerin her zaman değişmez sünnetidir. Nitekim şöyle buyuruyor:
“Muhakkak sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele.”[10]
Kimine rızık veriyor, kimine de vermiyor konusuna gelince, bu doğru bir görüş değildir. Çünkü yeryüzündeki (ve gökteki) canlı olan her şeyin rızkı Allah’ın üzerinedir:
“Yeryüzündeki her canlının rızkı Allah’a aittir.”[11]
Ondan başka kimse rızık veren değildir. Ancak mukadder olan rızığı elde etmek için çaba sarfetmek gerekir. Rızık peşinde koşmak kulların görevidir; işlerin düzenlenmesi ve genellikle kulların elinde olmayan, görülen ve görülmeyen sebepler ilahi takdire göredir.[12]Allah başlangıçta kimseden rızkı esirgemez. Mukadder olan rızkı kazanmak için çaba sarfetmeyen kimse ondan mahrum olur. Kısacası rızıka ulaşıp ulaşmamak Allah’ın ilim ve izniyledir, rızık ve diğer şeyler kimsenin elinde değildir.
Rivayetlerde rızık iki kısıma ayrılmıştır: Talep eden rızık, talep edilmiş rızık. Talep eden rızığın kendisi insanları bulur ve her zaman onları takip eder. Böyle bir rızığın kaynağı ilahi takdirdir ve değişmez. Talep eden rızık varlık, ömür, imkânlar, aile ortamı, yetenekler vs. dir. Rızkın bu kısmı gerekli güç, dikkat vs. şeyler bir işin yapılması için meydana gelir.
Talep edilmiş rızık insanların peşinden gittiği rızık olup isteyen için mukadder olunmuştur. Onun peşinden gidilir ve elde etmek için lazım olan şart ve imkânlar hazırlanırsa ona ulaşılır.[13]
Allah neden kimilerini hidayet eder, kimilerini de saptırır, sorusu hakkında da kısaca şöyle diyebiliriz: Allah’ın hidayeti iki kısıma ayrılır: Tekvinî ve teşriî hidayet.
Tekvinî hidayet de iki kısımdır:
1- Varlık âleminde bütün varlıklara şamil olan genel tekvinî hidayettir.
2- Özel kullara has olan özel tekvinî hidayet. İlahi hidayetin yanı sıra Allah’ın emir ve yasaklarına (teşriî hidayet) uyanlar özel ilahi inayete nail olurlar. Bu tür hidayete ‚ikincil hidayet’te denilebilir.
Resullerin gönderilmesi ve kitapların indirilmesiyle gerçekleşen teşriî hidayet, mümin-kâfir herkese şamil olmaktadır. Ama kötü seçim neticesinde birçokları ilahi yolun dışında başka bir yolu seçtikleri için azaba müstehak olurlar. Fakat ilahi saptırma asla iki kısıma ayrılmaz. Allah başlangıçta kimseyi saptırmaz. Ama insan ilahi nimetlere şükretmez, mevlasının emir ve yasaklarına uymaz, fıtratının aksine kötülüğe giderse Allah da onu kendi haline bırakır. Kendi haline bırakıldığı anda ise sapar ve uçuruma sürüklenir. İlahi saptırmanın manası işte budur. Daha fazla bilgi için tefsir vs. kitaplara başvurunuz.[14]
[1] Murtaza Mutahharî, Adl-i İlahi, s. 54-60; Molla Sadra, Esfar-ı Erbaa, c. 2, Kainatın Varolma Şekli, c. 2.
[2] Murtaza Mutahharî, a.g.e., s. 23, İntişarat-ı Sadra, h.ş. 1380; Ayetullah Subhanî, İlahiyyat, c. 1, s. 273-292.
[3] Necm, 42; Murtaza Mutahharî, a.g.e., s. 30.
[4] Murtaza Mutahharî, a.g.e. s.9 7; Maarif-i İslami, s. 94-104, İntişarat-ı Simmet, h.ş. 1376.
[5] Murtaza Mutahharî, Adl-i İlahi, s.101.
[6] Kamer, 49-50.
[7] Saffat, 164.
[8] Muhammed Hüseyin Tabatabâî, el-Mizan, c.13, s. 194; Nihayetu’l-Hikme, 8. Merhale, s.156; Murtaza Mutahharî, Adl-i İlahi, s.107; Molla Sadra, Esfar-ı Erbaa, İllet ve Malul konusu, c. 2, s. 268, Muhammed Taki Misbah Yezdî, Amuzeş-i Akaid, 35 ve 36. Dersler.
[9] Murtaza Mutahharî, Adl-i İlahi, s.143-144.
[10] Bakara, 155; Ayetullah Subhanî, İlahiyyat,c.1, s. 290; Maarif-i İslami, s.100; Molla Sadra, Esfar-ı Erbaa, Şurur (Şerler) konusu, s. 445; Muhammed Hüseyin Tabatabâî, Nihayetu’l-Hikme, 12. Merhale, 17 ve 18. fasıllar, s. 308; İmam Humeynî, 40 Hadis Şerhi, 39. Hadis.
[11] Hud, 6.
[12] İmam Humeynî, 40 Hadis Şerhi, s. 560.
[13] Bkz. Nehcu’l-Belağa, 31. Mektup.
[14] el-Mizan, c.1, s.43-45…; Abdullah Cevad Amulî, Tefsir-i Tesnim, c. 1, 457-478, 493, 516-527, yine c. 2, s. 515-521 ve Hidayet der Kur’an.