Bu bağlamda ilim havzasının değerli bir görevi var ki, o da öncelikle çağdaş İslâm medeniyetinin ana ve tali hatlarını çizmek, sonra da onu topluma anlatmak, yaymak ve bir kültür haline getirmektir. Bu, “apaçık tebliğ”in en üstün örneklerindendir.
İslâm medeniyetinin şekillenmesinde bir şekilde hem fıkıh hem de aklî ilimler rol oynar. İslâm felsefemizin temel meselelerinin toplumsal bir uzantısını çizmek gerekir. Fıkhımız, perspektifini genişleterek ve çıkarımları yenileyerek bu medeniyetin [sonradan] ortaya çıkan meselelerini iyi tahlil etmeli ve hükümlerini belirlemelidir.
İçtihatta Zaman Ve Mekân Unsurlarına Dikkat Edilmesi Ve Konunun Doğru Anlaşılması
Büyük İmam’ın fakihlik hakkındaki net açıklamaları adeta çığır açıcıdır. Bu açıklamada, istinbat metodu geleneksel fıkıh veya onun deyimiyle, özsel içtihadın kendisidir. Bununla birlikte bu içtihatta “zaman” ve “mekân” iki belirleyici unsurdur. Geçmişte bir konunun belli bir hükmünün olması, ancak siyasete, ekonomiye ve topluma hâkim olan ilişkilerin değişmesiyle birlikte söz konusu hükmün yeni bir anlam kazanması mümkündür. Hükümdeki bu değişiklik, meselenin görünüşte önceki meseleyle aynı olmasına rağmen siyasal ve sosyal ilişkilerdeki değişiklikler vd. sebebiyle dönüşerek yeni bir mesele haline gelmesi ve dolayısıyla yeni bir hükme ihtiyaç duyması sebebiyledir. Ayrıca birbirini izleyen küresel olaylar ve bilimsel ilerlemeler vd. bazı durumlarda yetenekli bir fakihin Kitap ve Sünnet’teki bir senedi yeni bir şekilde anlamasına yol açabilir ve bir hükmü değiştirmek için dinî bir argüman haline gelebilir. Müçtehitlerin fikir alışverişinde bulunmaları sık rastlanan bir durumdur. Her halükârda fıkıh fıkıh olarak kalmalı ve yeni anlayışlar şeriatı heterojenleştirmemelidir.
Söylenenlerle sınırlı kalmak kaydıyla, “ilim havzası” isminin ayrıntılı tanımı ve açıklaması ile derin içeriği hakkında bilgi vereceğim ve yüzüncü yılına yaklaşan Kum İlim Havzası hakkında da özet bir şeyler söyleyeceğim.
Kum İlim Havzası’nın Çeşitli Alanlardaki Canlılığı Ve Büyüyüşü
Bugün Kum İlim Havzası canlı ve gelişen bir medresedir. Bu İslâmî eğitim ve öğretim sistemindeki binlerce hocanın, yazarın, araştırmacının, konuşmacının ve düşünürün varlığı, bilimsel ve tahkikî dergilerin yayımlanması, belirli uzmanlık alanlarına ait ve/ya genel nitelikli makalelerin kaleme alınması vd. gibi kazanımların her biri günümüz toplumu için büyük bir zenginlik, ülke ve milletin geleceği için ise muazzam bir potansiyel teşkil etmektedir. Tefsir ve ahlâk derslerinin yaygınlaşması ve aklî ilim merkezlerinin ve eğitim seminerlerinin çoğalması havzanın devrimden önce erişemediği belirgin bir güçtür. Kum İlim Havzası daha önce [sayıca] hiç bu kadar düşünce üreten öğrenci ve âlimi görmemişti. İnkılâbın bütün sahalarında ve hatta askeri alanda aktif olarak yer alması ve Kutsal Savunma döneminde, öncesinde ve sonrasında şehitler takdim etmesi havzanın en büyük iftiharlarından ve merhum İmam’ın sayısız faziletlerinden biridir. Küresel propaganda sahasına girişin yolunu açması, çeşitli milletlerden binlerce öğrenci yetiştirmesi ve mezunlarının birçok ülkede [aktif olarak faaliyetlerde] bulunması takdire şayan bir başka büyük ve emsalsiz projesidir. Yeni yetişen fakihlerin çağdaş meselelere ve ilgili fıkıh derslerine olan alakaları bilimsel ilerleme ve gelişme açısından da olumlu bir gelecek vaat etmektedir. Genç âlimlerin, özellikle başta Kur’ân-ı Kerîm olmak üzere, sahih İslâm metinlerinin inceliklerine olan yoğun ilgisi Kur’ân’ın ilim havzasında daha fazla önem kazandığına da işaret etmektedir. Bayanlara özel ilim havzalarının kurulması da önemli ve etkili bir girişim olup bunun ebedi mükâfatı merhum İmam’ın tertemiz ruhuna bağışlanacaktır. Bu açıdan bakıldığında Kum İlim Havzası umutları yeşerten, canlı ve dinamik bir komplekstir.