2- Güçlü ve Kararlı İrade
İkinci unsur iradedir.
İnsan Allah’ın kendisini gördüğünü bilmesine rağmen günaha düşebilir. Bunun sebebi, bilginin yanında güçlü bir iradenin bulunmamasıdır.
Takva, insanın nefsine ve şeytanın yönlendirmelerine karşı kararlı olmasıyla mümkündür.
Kur’an’ın; “Gücünüz yettiğince Allah’tan sakının” emri insanın bütün gücünü kullanmasını gerektirir.
İnsan kendi kendisine; “Allah’ın emrine karşılık vereceğim; elimden gelen gayreti göstereceğim.” diyebilmelidir.
Bu iradeyi güçlendiren unsurlardan biri de takva ve murakabenin sonuçlarını bilmektir. Kur’an, hadisler ve insanın kendi hayat tecrübeleri, takvanın manevi ve dünyevi pek çok bereketinin bulunduğunu göstermektedir. İnsan bu sonuçları düşündükçe mücadele azmi güçlenir.
3- Dua ve İlâhî Tevfik
Üçüncü unsur ise dua ve Allah’tan yardım istemektir.
İnsan ne kadar güçlü bir iradeye sahip olursa olsun, manevi yolculuğu yalnızca kendi gücüyle tamamlayabileceği düşüncesine kapılmamalıdır.
Gerçek salik hem gayret eder hem dua eder. Hem iradesini kullanır hem Allah’ın yardımına sığınır. Hem günahla mücadele eder hem; “Allah’ım, bana takvayı nasip et.” diye yalvarır.
İnsanın kendi iradesine aşırı güvenmesi de, hiçbir çaba göstermeden yalnızca dua etmesi de eksik yaklaşımlardır.
Doğru yol; iman, irade ve ilahî yardımın birlikte bulunmasıdır.
11. Murakabenin Tamamlayıcısı: Muhasebe
Manevî yolculukta murakabenin yanında bulunması gereken en önemli ilkelerden biri de muhasebedir.
Allâme Tabâtabâî’nin Haşr Suresi’nin 18. ayetine ilişkin değerlendirmesi bu açıdan önemlidir. Ayette yer alan ikinci takva emri, ilk emri güçlendiren ve tamamlayan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
Murakabe gün içerisindeki dikkati ifade ederken, muhasebe gün sonunda insanın kendi davranışlarını değerlendirmesidir.
İnsan sabahtan akşama kadar dikkatli yaşamaya çalışabilir; ancak yine de gaflete düşmesi mümkündür.
Dilinden yanlış bir söz çıkabilir.
Gıybet edebilir.
Bakışını kontrol edemeyebilir.
Bir kimse hakkında kötü zanda bulunabilir.
Kibir gösterebilir.
Kalbinde yanlış bir niyet oluşabilir.
İşte muhasebe bütün bu hataların fark edilmesini sağlar.
12. Günlük Manevî Muhasebe Nasıl Yapılmalıdır?
Muhasebe yalnızca insanın yanlışlarını araması anlamına gelmemektedir. Günün iki yönlü değerlendirilmesi gerekir.
Hata Varsa Tevbe
İnsan gün içerisinde bir kusur işlemişse bunu fark ederek Allah’tan bağışlanma dilemelidir.
Bu tavır, hatanın manevi etkisinin kalıcı hâle gelmesini önlemeye yardımcı olur.
İnsan: “Bugün şu noktada nefsime yenildim.” “Şu sözüm doğru değildi.” “Şu davranışım Allah’ın rızasına uygun değildi.” diyerek kendisini sorgulamalıdır.
Ardından samimi tevbe ve istiğfar gelmelidir.
Başarı Varsa Şükür
İnsan gününü güzel geçirmiş, ibadetlerini yerine getirmiş ve günahlardan korunmuşsa bu defa başarısını kendisine mal etmemelidir.
Aksine: “Allah’ım, bu murakabeyi ve ibadeti bana Sen nasip ettin.” diyerek şükretmelidir.
Böylece başarı kibir üretmek yerine kulluk bilincini artırır.
Bu nedenle muhasebenin iki sonucu bulunmaktadır: Kusur karşısında istiğfar, başarı karşısında şükür.
Her ikisinin sonucu da insanın yeniden Allah’a yönelmesidir.
13. Manevî Hayattaki Dalgalanmaların Sebebi
Manevî hayat yaşayan birçok insan zaman zaman şu durumdan yakınmaktadır:
“Bir gün çok iyi durumdayım, ertesi gün bütün manevi hâlim kayboluyor.”
Bu değişimlerin sebeplerinden biri, insanın fark etmeden içine düştüğü gafletlerdir.
Bazen küçük görülen bir söz, bir bakış, kötü zan, kibir veya başka bir ahlakî hata insanın manevi huzurunu etkileyebilir. İnsan bunun sebebini fark etmediğinde, yaşadığı değişimi açıklamakta zorlanır.
Muhasebenin önemi burada ortaya çıkmaktadır.
İnsan her gün kendisini değerlendirdiğinde, hangi davranışların kalbinde karanlığa ve hangi davranışların manevi açıklığa sebep olduğunu zamanla daha iyi tanımaya başlar.
Böylece manevi hayat tesadüfî dalgalanmalardan çıkarak daha bilinçli bir gelişim sürecine dönüşür.