Köşe Yazıları

Nefis Tezkiyesinden Marifetullaha | Abbas Akyüz

17 August 2026 29 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 7

Beden ile ruhun ihtiyaçları arasındaki fark da burada ortaya çıkar. Beden almakla güçlenirken ruh çoğu zaman vermekle güçlenmektedir. Fedakârlık, cömertlik, infak ve îsâr insanın sadece başkasına yaptığı iyilikler değil, kendi ruhuna yaptığı yatırımlardır.

İnsan kendi ruhunu tanıdıkça aynı zamanda kâinatın en büyük ayetlerinden biriyle karşılaşır. Kur’an’ın insanı kendi nefsindeki ayetleri görmeye çağırmasının sebebi de budur. İnsanın kendi sınırlılığını, muhtaçlığını, fıtratını, iradesini ve ruhunun derinliklerini keşfetmesi onu nihayet Rabbini tanımaya yöneltir.

Bu nedenle İslam ahlakının yolculuğu nefis tezkiyesinden marifetü’n-nefse, marifetü’n-nefsten de marifetullaha uzanan bütüncül bir tekâmül yolculuğudur.

İnsanın karşı karşıya bulunduğu en büyük soru yalnızca nasıl bir hayat yaşayacağı değildir. Bundan daha temel olan soru şudur:

Ben nasıl bir insana dönüşüyorum?

Her tercih, her söz, her davranış ve her niyet bu sorunun cevabını şekillendirir. Çünkü insan yaptığı her iyilikle yalnızca dünyayı değiştirmez; kendi ruhunu da inşa eder. İşlediği her kötülükle de yalnızca dış dünyada bir zarar meydana getirmez; kendi hakikatinin üzerini örter.

Bu sebeple ahlak ilminin nihai çağrısı insanın dışarıya değil önce kendi içine yönelmesidir:

Nefsini tanı, fıtratını koru, ruhunu arındır, değerini bil ve kendini Allah’tan daha aşağı bir hedefe satma.

İşte nefis tezkiyesinin özü ve insanın gerçek kurtuluş yolculuğu budur.

Önceki Sayfa 5 6 7 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar