Köşe Yazıları

Erbain: Bir Yürüyüşten Daha Fazlası | Kadir Akaras

07 August 2026 8 dk okuma 2 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 2

 Modern dünyanın insanı yalnızlaştırdığı, çıkarın kardeşliğin önüne geçtiği, savaşların ve tüketim kültürünün merhameti yorduğu bir çağda Erbain, bambaşka bir medeniyet dili kuruyor.

 Orada zengin ile fakirin arasında mesafe yoktur.

 Irklar birbirine üstünlük taslamaz.

 Milliyetler duvar örmez.

 Diller farklı olsa da gözyaşının dili ortaktır.

 Bir bardak su uzatan el, hangi milletten olduğunu sormaz.

 Çünkü Kerbelâ mektebinde insan olmak yeterlidir.

 Belki de Erbain yürüyüşünü anlamakta zorlananların en büyük yanılgısı buradadır.

 Onlar milyonları görüyor; fakat o milyonların yürüttüğü ortak vicdanı göremiyor.

 Oysa bu yürüyüşün asıl gücü sayılarda değil, anlamındadır.

 Her adım, zulme karşı atılmış sessiz bir itirazdır.

 Her kilometre, adalet uğruna verilmiş bir sözdür.

 Her yorgunluk, insan onurunun satın alınamayacağını ilan eden bir bildiridir.

 Dünyada nice meydanlar, kalabalıkların öfkeyle toplanıp sonra sessizce dağılmasına şahit olabilir ancak Erbain, sloganın değil, sadakatin yürüyüşü olarak onlardan çok farklıdır.

 Erbain öfkenin değil, bilinçli direnişin yürüyüşüdür.

 Çünkü Hüseyin'in mirası, nefret üretmek değil; zulme boyun eğmeyen bir insan inşa etmektir.

 Bugün İran’da Gazze'de, Yemen'de, Lübnan’da ve dünyanın unutulmuş köşelerinde, mazlum coğrafyaların sessiz sokaklarında yankılanan direniş ruhu da aynı kaynaktan beslenmektedir. Adaletin uğruna bedel ödemeyi göze alan her insan, farkında olsun ya da olmasın, Kerbelâ'nın açtığı yolda yürümektedir.

 Bu yüzden Erbain yalnızca geçmişi anmak değildir.

 Geleceğe ahlâk taşımaktır.

 İnsanlığa umut aşılamaktır.

 Vicdanı diri tutmaktır.

 Belki de milyonlarca insanı aynı yolda buluşturan sır, tam da burada gizlidir.

 Çünkü insan ruhu, hakikati unutsa bile onu özlemeyi bırakmaz.

 Kerbelâ o özlemin adıdır.

 Erbain ise o özlemin yürüyüşüdür.

 Ve dünya ne kadar değişirse değişsin, zulüm hangi elbiseyi giyerse giysin, Hüseyin'in sesi insanlığın vicdanında yankılanmaya devam edecektir.

 Çünkü bazı insanlar ölmez; onlar yürüyen bir hakikate dönüşürler.

 Ve bazı yollar hiçbir zaman bitmez.

 Necef'ten Kerbelâ'ya uzanan yol da işte böyledir.

 O yol aslında şehirler arasında değil; kalpten hakikate uzanan en uzun ve en aydınlık yoldur.

 

Önceki Sayfa 1 2 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar