el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilciliği, el-Mustafa Üniversitesi Hikmet Kampüsü ve Uluslararası Medeniyetler Araştırma Merkezi (MEDAR) iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Fârâbî Konferansı, İstanbul Topkapı Eresin Otel Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
El-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilciliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Fârâbî Konferansı, Türkiye, İran ve Kazakistan’dan seçkin akademisyenleri bir araya getirdi.
Sunuculuğunu Yusuf Tazegün’ün üstlendiği ve Muhammed Rıza Bijeni’nin Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan konferans, İslam felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan Ebu Nasr el-Fârâbî’nin mirasını tarihsel ve çağdaş bağlamlarıyla ele aldı. Konferans sonunda, konuşmacılara katkılarından dolayı İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Sayın Muhammedi tarafından plaket takdim edildi.
Açılışta “hoş geldiniz” konuşmasını yapan Dr. S. Vahid Kaşani, Fârâbî’nin mirasının “akl-ı selim, adalet ve maneviyatı” yeniden buluşturan bir zemin sunduğunu vurgulayarak, “Bu toplantı, iki dost ve kardeş ülke İran ve Türkiye arasında ilmî ve kültürel diplomasiyi güçlendirecek yeni iş birliklerinin habercisidir” dedi. Kaşani, Fârâbî’nin “Medînetü’l-Fâzıla” idealinin çağdaş siyaset için hâlâ yol gösterici olduğunu belirtti.
Konferansın onur konuğu MEDÂR Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlağa, “Fârâbî, üç medeniyet havzasına (Türk, İslam ve Batı) öğretmenlik eden ‘Muallim-i Sânî’dir. Aklı vahiy ile, bilimi din ile konuşturarak medeniyet teorisi inşa etmiştir” sözleriyle modern dünyanın yaşadığı medeniyet buhranına dikkat çekti ve İslam medeniyetinin kurucu ilkelerinin yeniden okunması çağrısı yaptı.
İlk oturumda Bakır Ulûm Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhammed Mehdi Gürciyan, Fârâbî-İbn Sînâ-Molla Sadrâ ekseninde peygamberliğin tebliğinde hayal gücünün rolünü işledi: “Filozof hakikati açıklar; nebî ise hakikate götüren eli tutar. Bu yüzden vahyin dili, muhatabın idrak mertebesine uygun bir temsil gerektirir.”
Prof. Dr. Ejder Okumuş, yaptığı konuşmada Fârâbî’nin “Erdemli Şehir” anlayışını günümüz toplumuna sosyolojik bir bakışla yorumladı. Şehrin insanın kemale erdiği yer olduğunu vurgulayan Okumuş, erdem (fazilet), adalet ve dayanışma temelli bir toplumsal düzenin modern dünyanın krizlerine çözüm olabileceğini belirtti. “Fârâbî’nin Erdemli Şehri bir ütopya değil, bugün için zorunlu bir ihtiyaçtır.” dedi.
Diğer oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Mahmut Musevi, anlam kaybının başlıca nedenini metafiziğin göz ardı edilmesi ve doğa bilimlerinden türeyen tek boyutlu bilimci dünya görüşü olarak tanımladı. Farabi’nin düşüncesinin, bilim–metafizik ayrımını netleştirerek dinin ve aklın yerini yeniden sağlamlaştırdığını belirten Musevi, “ölçülü akılcılık” çerçevesinde vahyin ve akıl-üstü hakikatlerin payına işaret etti. Musevi’ye göre saadet, bireysel olduğu kadar toplumsal bir hedeftir; sadece bilgi edinmek değil, fiilî sorumluluk almak esastır.
İkinci sunumda Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu, modern “felsefî danışmanlık” pratiğinin Farabi’nin Tahsilü’s-Saâdesiyle tarihsel ve teorik olarak temellendirilebileceğini söyledi. Sarıoğlu, Farabi’de mutluluğun aklî ve ahlakî yetkinleşme ile mümkün olduğuna dikkat çekerek modelin beş ilkesini sıraladı: Amaçlılık (anlam yönelimi), aklî-ahlakî gelişim, bütüncül insan tasavvuru, akıl-irade uyumu ve toplumsal bağlam.
Prof. Dr. Şamil Öcal, İslam düşüncesinde felsefe ile vahiy arasındaki dengeye dikkat çekerek, Farabi’nin mantığı evrenselleştiren bir filozof olduğunu belirtti. Ayrıca yürüttükleri büyük ölçekli akademik projenin tamamlandığını duyurarak, Molla Sadrâ’nın el-Esfâr adlı 9 ciltlik eserinin Türkçe çevirisinin yayıma hazır hale geldiğini açıkladı.
Oturumun devamında Kazakistanlı akademisyen Prof. Dr. Samal Tuluyave, Farabi’nin dil, mantık, metafizik ve siyaset alanlarındaki katkılarını tarihsel bir perspektiften değerlendirdi.
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 2