Maneviyat

Allame Tabatabaî''nin Eğitim Bakışıyla Marifet ve Kemal Yolu

02 September 2025 40 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 10

Kur''an''da ne uhrevî gayelerden ne de dünyevî gayelerden bahseden, bilakis halis tevhidden söz eden bazı ayetler görüyoruz. Şöyle ki, birçok meselede açık emir, müminin tevhide yönelmesidir. Tıpkı ayet-i şerifede geçtiği gibi, mümin çeşitli musibetlere düçar olduğu ve musibetler onun tahammül gücünü yükseltmek istediğinde Allah, tahammül gücünü arttırmak için musibetin uhrevî sevabına odaklanmak gerektiğin buyurmaz. Ya da onun dünyevî sonuçları dikkat edilmesini istemez. Yahut hatta insanın insanlık onuruna yönelmesini buyurmaz. Bilakis genel kalıp halinde der ki: “Mümin tevhide odaklanmalı”. Şöyle takdim eder: “Biz Allah''a aitiz ve ona döneceğiz.”[2] İşte bu makamda huzur bulur. Öyleyse anlaşılıyor ki diğer mecralar şeytanın menzili içindedir. Yani şeytan sâlike, bu mecralarda hareket ettiği ve en yüksek mertebelere çıktığında dahi hamle yapıp onu yere çalabilir.

Tevhidî Gayeler

Allame Tabatabaî (rh) sözlerinin devamında şöyle der: Allah, bir grubu, şeytanın onlara hamle yapabilmesinden istisna tutmaktadır. Bu grup ‘muhlesîn’dir. Bu konunun şahidi, mübarek Hicr suresinin ayetlerinde ve mübarek Sad suresindedir.[3] Hicr suresinde şeytanın sürülmesinden ve şeytanın Allah''ın karşısında kararlılıkla yemin etmesinden bahsedilir. Der ki: “Ben kesinlikle tüm insanları aldatacağım ve senin dosdoğru yolunda hareket etmelerine izin vermeyeceğim.” Sonra şeytanın kendisi muhles kulları istisna eder.[4] Şeytanın bu istisnası merhamet ve şefkatten değildir. Çünkü şeytan Allah''ın kullarına düşmandır.[5] İnsanın kesin düşmanı olan kimse ona asla merhamet etmez. Şeytan muhles olanlara da merhamet gösterecek ve bu merhametle onlara hamle yapmayacak değildir. Bilakis şeytan muhleslere saldıramaz. Buradan anlaşılmaktadır ki sülukun mertebelerinde bir menzil ortaya çıkabilir ve sâlik için bir yol açılabilir. Sâlik de “onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.”[6] denilen kimselerin sülukunda yerini alır. Yani Allah''ın kendi evliyasına verdiği vaat, muhles olanlar için tahakkuk edecektir. Zira o makamda bunlar artık şeytanın şerrinden kurtularak şeytandan kaygılanıp üzülmeksizin Mabuduna yalvarıp niyazda bulunacaktır.

Bu konu, merhum Ağa Seyyid Gazi Tabatabaî''nin (rh) “tarika-i ahrakiyye”[7] adını verdiği ve Molla Hüseyinkulî Hemedanî (rh) mektebinin kendine has eğitim yolu olan şeyin ta kendisidir. Aynı tarik, Allame Tabatabaî''nin (rh) mektebinde de kanıta dayandırılmış, insicamı sağlanmış ve mühendisliği yapılmış olarak tarikat sokağının sâliklerine sunulmaktadır.

Bu Makamın Kur''an''daki Yeri ve Mertebesi

1. İlahî rızanın razı olunan tavsifi: Saffat: “Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir. (159) Ancak Allah''ın muhles kulları başka. (160)”

2. Nefislerdeki kıyametin zuhuru nedeniyle ufuklardaki kıyamete vakıf olunması:

Saffat: “Fakat onu yalanladılar; bundan dolayı gerçekten onlar, (azab için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır. (127) Ancak Allah''ın muhles kulları başka. (128)”

3. Kıyamette hesaptan muaf olunması:

Saffat: “Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız. (39) Ancak Allah''ın muhles kulları başka. (40)”

4. Şeytanın ulaşamaması:

Hicr: “Dedi ki: ''Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.'' (39) ''Ancak onlardan muhles kulların müstesna.'' (40)”

 

Ma''rifetu''n-Nefs: Allame Tabatabaî Mektebinin Odağı

Diğer bir nokta, talimatların ma''rifetu''n-nefs ekseninde gelmesidir. Bunun sebebi de ma''rifetu''n-nefsin tam anlamıyla ma''rifetu''r-Rab olmasıdır. Çünkü Peygamber-i Ekrem (a.s)[8] ve Emirulmü''minin Ali (a.s) muhtelif beyanlarında bu noktaya değinmişlerdir: “Nefsini bilen Rabbini bilir.”[9] Yahut Emirulmü''minin Ali (a.s) başka bir nuranî beyanında şöyle buyurur: “Nefsini bilmenin cahili olan herşeyin cahilidir.”[10]

Şu halde ma''rifetu''n-nefs, Allame Tabatabaî''nin (rh) mektebinde ciddi bir eksendir. Çünkü muhles olma makamına ve saf tevhide ulaşmak için aslî yol, aynı zamanda kestirme, en az zahmetsiz, en yakın ve en emin yol ma''rifetu''n-nefse dikkat, odaklanma ve yönelme tarikidir. Çeşitli açıklamalar bu anlama delalet etmektedir. Allame Tabatabaî, kıymetli kitabı el-Mizan''da bu delillerden bazılarına değinmiştir. Elbette ki el-insan Kable''d-Dunya fi''d-Dunya ve Ba''de''d-Dunya üçleme risalesinde ve el-velaye risalesinde de özel olarak bahsi geçen konular için bu kısa makalede ele almaya fırsatımızın olmadığı hem kanıt ikame etmiş hem de ayetler ve rivayetler zikretmiştir. Ama başlangıç seviyesinde aşinalık için Kur''an''dan bu meselelerle ilgili bazı ayetleri gözden geçireceğiz.

Paha biçilmez el-Mizan tefsirinde Maide suresinin 105. ayetini yorumlarken bu konudan genişçe bahseder. Ayet şöyledir:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar