Maneviyat

Allame Tabatabaî''nin Eğitim Bakışıyla Marifet ve Kemal Yolu

02 September 2025 40 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 10

Haşr 19: “Kendileri Allah''ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir.”

1. Bu ayetin Hz. Ali''den (a.s) gelen rivayetle bağı (Kim nefsini tanırsa onu tanımış demektir)

2. Ayet, rivayetten daha yüksek bir mesajı ortaya koyuyor. Bunu açıklayınız.

3. Tevhidin doğru tanınması huzurî marifettir.

- Tevhide bakış açısının itikat ve amellerdeki diğer dinî rükûnlara (nübüvvet, imamet, mead) etkisi

- Tevhide bakışın değişmesiyle dinin öne çıkan anlamlarında, özellikle de tevhidde değişim

Nisa 126: “Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah''ındır. Allah, her şeyi kuşatandır.”

Fussilet 54: “Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, her şeyi sarıp-kuşatandır.”

 

Tevhide Huzurî Bakışın Sonuçları

Tevhide bu bakışın teorik ve pratik alanlarda paha biçilmez etkileri vardır.

İtikadî Konularda

Tevhid, insanın varlığının en derin katmanlarında ve insanın kendi kendisine de yakında zuhur eder.

Sonuç olarak:

1. Allah''ı doğru tanımanın yolu nefsi tanımaktır.

2. Nefsi tanıma huzurî ilim olduğundan Allah''ı doğru tanıma da huzurî ilimlere dahildir.

3. Nefsin derinlemesine ve detaylı araştırılması aynı zamanda tevhidin derinlemesine ve detaylı araştırılmasıdır.

Velayet (nübüvvet ve imamet)

Eğer tevhide odaklanmak huzurî ise ve ebedî kesin ilkelerden biriyse Allah''ın zâtî isimlerine yönelmek de tevhidin konularındandır ve apaçık kesin ilkelerdendir. Tıpkı kudret, ilim, hayat, irade ve meşiyet gibi.

Velayet Allah''ın ism-i a''zamındandır

Nübüvvet ve imamet, velayet makamının en yüce konularındandır.

(Bakara 124: Hani Rabbi, İbrahim''i birtakım kelimelerle denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim''e): ''Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım'' dedi. (İbrahim) ''Ya soyumdan olanlar?'' deyince (Allah:) ''Zalimler benim ahdime erişemez'' dedi.)

Sonuç:

İmamet meselesine bakışın değişmesi (Allah Rasülü (a.s) ilk imam ve diğer Masumlar (a.s) sonraki imamlar)

İnsanın, Allah Rasülü (a.s) ve Masum İmamlar (a.s) gibi Allah''ın evliyasıyla ilişkisine bakışın değişmesi

Kelamî bakışta bu ilişki yöneticinin ahali ile ilişkisi, daha üst seviyede öğretmenin öğrenci ile ilişkisi, daha üst seviyede de hidayet edenin muhtedi ile ilişkisi şeklindedir.

Bu bakışta: İmamete odaklanmak, zâtî tevhide odaklanmak gibidir ve huzurî ilimler kategorisindendir.

Pratik Konularda Değişim

Kelam ıstılahındaki taabbüdün manasında değişim (taabbüd, bir taraftan kendi yokluğunu müşahede ve diğer taraftan kendi içindeki varlığa şahitliktir)

Sonuç itibariyle itikadî meselelerde kelamî kanıtların en büyüklerinden olan lütuf kanıtında değişim

Tevhide Bakışta Değişimle Sağlanan Nihaî Sonuç

Birincisi, tevhidi bilmenin teorik mertebedeki getirisi, imanın en aşağı seviyesi, yani ilmu''l-yakini armağan eder ve elbette imanın sonraki mertebelerine giriş için yakın mukaddimedir.

 Tekasür: Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız (5) Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. (6) onra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne''l Yakîn) görmüş olacaksınız. (7)

İkincisi, imanın daha yüksek mertebelerine giriş için kendini tanımaktan başlamak gerekir. Böyle bir tanımanın sağlayacağı getiri, aynu''l-yakin makamında tevhidi bilmektir ve daha üst seviyesi de hakku''l-yakindir.

Üçüncüsü, böyle bir tanımanın yolu da amel, nefsi donatmak, kalpten ve insanın tevhidî fıtratından pası gidermek ve perdeleri kaldırmaktır. Bunun sağlayacağı sonuç, nefisle ilgili huzurî marifet ve Rabbe dair huzurî marifete giriştir. (Nefsini bilen Rabbini bilir).

Dördüncüsü, tevhidle ilgili böyle bir tanımanın yolu, insanın en yüksek kemal-i nefis mertebelerini, yani nefsin ilahî velayet ve hilafet mertebesini bilmektir. (Nefsini bilen Allah''ın nefsi üzerindeki velayetini bilir.) (Küçük önerme)

Beşincisi, ilahî velayete dalmakla ve kendini görmeyip Hakkın tam zenginliği karşısında kendindeki kâmil fakirliği müşahede etmekle nefsinde Rabbanî tevhid yükselir. (Allah''ın kendi nefsindeki velayetini bilen Rabbini huzurî olarak bilir). (Büyük önerme)

Sonuç: Huzurî olarak kendini bilen Rabbini de huzurî olarak bilir. Tıpkı nefsini huzurî olarak bilmek gibi.

Altıncısı, bu yolun katedilmesi, Allah''ın evliyasının, özellikle de Rasul-i Ekrem''in (a.s) ve ismet- taharet Ehl-i Beyt''inin (a.s) velayet ve imamet makamını tanıma vasıtasıyladır.

Sonuç itibariyle kulluğa dalıp tevhidî fıtrattan şirki temizlemekle, birinci derecede, Masum İmam''ın (a.s) velayet makamı insana açılır. Bu da tevhidin amelle beyanıdır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar