Allame Tabatabaî''nin Eğitim Bakışıyla Marifet ve Kemal Yolu
Muhammed Taki Feyyazbahş
İslam ve İmanın Mertebeleri
1. Mertebe
İslam''ın ilk mertebesi, Allah''ın emir ve yasaklarını ve zâhiri hükümleri kabul etmektir. Bu da kalple tasdik ederek olsa da olmasa da dille şehadet getirmektir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
“Bedeviler, ''İman ettik'' dediler. De ki: ''Siz iman etmediniz; ancak ''İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir.” (Hucurat 14)
2. Mertebe
İslam''ın ikinci mertebesi, birinci mertebenin karşısında yer alan, kalple imanın gereğini yerine getirmektir. Yani hak itikadın tafsilatına kalpten teslimiyet ve bağlılık, bunun sonucu olarak da -bazı konularda hataya düşülse bile- salih amele devam etmek. Özetle, bu aşamada bulunulması bazı günahların işlenmesine aykırılık oluşturmaz. Allah Teala İslam''ın bu merhalesi hakkında şöyle buyurur:
“Onlar ayetlerimize iman etmiş ve Müslüman olmuşlardır.” (Zuhruf 69). Yine şöyle buyurur: “Ey iman edenler, hepiniz topluca ''barış ve güvenliğe (Silm''e, İslam''a) girin” (Bakara 208)
3. Mertebe
Allah''ın ve Rasul-i Ekrem''in (a.s) tüm buyruklarına kâmil anlamda tâbi olmaktır. Bu İslam hakkında Allah Teala şöyle buyurur:
“Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.” (Nisa 65)
4. Mertebe
“Mü''minler gerçekten felah bulmuştur. Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır. Onlar, ''tümüyle boş'' şeylerden yüz çevirenlerdir.” (Mü''minun 1-3)
5. Mertebe
Bakara 131: “Rabbi ona: ''Teslim ol'' dediğinde (O:) ''Alemlerin Rabbine teslim oldum'' demişti.”
Bakara 128: “Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.”
6. Mertebe
İhsan Âlemi
Bakara 112: “Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah''a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”
“Haberiniz olsun; Allah''ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.” (Yunus 62)
“Ey Eba Zer, Allah''ı görüyormuş gibi ona ibadet et. Sen onu göremiyorsan da O azze ve celle seni görüyor. Bil ki Allah''a ibadetin evveli onu tanımaktır.” (el-Emâlî, et-Tusî, en-Nas 526)
Allame''nin Ekolünde Tevhid (Nefsi Tanıma)
1) Tevhid Kur''an''da Kesin Prensip Yapılmıştır ve İspata Muhtaç Değildir (Tevhid Bariz Gerçektir).
İmam Hüseyin’in (a.s) Arefe duasından: “Kendisi kendi varlığında sana muhtaç olan şey senin varlığına nasıl delil olsun? Senin zuhuruna vesile olacak senden başka sende olmayan bir zuhur olur mu? Sen ne zaman gizlendin ki seni bulmaya kılavuzluk yapacak bir delile ihtiyaç duyalım? Ne zaman uzaklaştın ki alametlerin bizi sana ulaştırsın? Sen izlediğin halde seni görmeyen göz kör olsun.”
2) Kur''an''da Allah''ı Kesin İlke Olarak Beyan Eden Ayetler
Fussilet: “Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? (53) Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, her şeyi sarıp-kuşatandır. (54)”
3) Allah Tek Mutlak Hakikattir ve Onun Mefhumu Muhalifi de Allah''tan Başka Hakikat Yoktur, Yani Bâtıl Vardır
Hac 62: “İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O''nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah yücedir, büyüktür.”
4) Tevhidi Tanıma Kendini Tanımaya Önceliklidir
Enfal 24: “Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah''a ve Resûlü''ne icabet edin. ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O''na götürülüp toplanacaksınız.”
5) Kendini Tanıma Hakikati Tanımak Demektir
Rum 30: “Öyleyse sen yüzünü Allah''ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah''ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah''ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.”
Sonuç:
Esas itibariyle Kur''an''da insanın nefsine odaklanılmışsa ve onun varlığının kabulü ebedî kesin ilkelerden ise hakikate yönelme ve onu kabul etme nefse öncelikli sayılmış demektir.
Sonuç olarak da onun varlığının, onun için her varlığın nefsinden ebedî olduğu bariz ortadadır.
A''raf 172: “Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: ''Ben sizin Rabbiniz değil miyim?'' (demişti de) onlar: ''Evet (Rabbimizsin), şahid olduk'' demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: ''Biz bundan habersizdik'' dememeniz içindir.”