
Sunumların Türkçe ve Farsça olarak yapıldığı konferans simultane olarak her iki dile de tercüme edildi. Yine bu konferans el-Mustafa Kur’an TV sitesinden ve Youtube kanalından canlı yayınlandı.
Yurtiçi ve yurtdışından 10 konuşmacının sunumlarını yaptıkları konferans, el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilcisi Dr. S. Vahid Kaşani’nin açılış konuşmasıyle başladı. Dr. Kaşani açılış konuşmasında katılımcıları selamladıktan sonra şunları dile getirdi:
“Molla Sadrâ felsefî, kelâmî, irfânî ve Kur''ân ile hadis öğretilerini kullanarak, kendi selefi olan filozof ve ilahiyatçıların fikir ve görüşlerini araştırmacılığı, irdeleyiciliği ve eleştirel yaklaşımı ile aralarında bir bağ kurmaya çalışmış ve nihayetinde ‘Aşkın Hikmet’ denilen yeni bir felsefî akımı bizlere miras bırakmıştır. Molla Sadrâ''nın görüş ve düşüncelerini hakkıyla tanıtılması, özellikle İslam dünyasındaki önemli yönetici akımlardan biri olarak batı felsefesinin modern insanın felsefî ve epistemolojik sorunlarını çözümlemedeki açmazına karşı Hikmet-i Müte''âliye’nin yeteneklerini açığa çıkarmak düşünür ve felsefecilerin en önemli görevlerinden birisidir.
Türkiye üniversitelerinin kıymetli üstatları ve Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi’nin değerli hocalarının katılımıyla gerçekleştirilen ‘Molla Sadrâ ve Felsefî Düşünceleri Konferansı’ aslında Hikmet-i Müte''âliye ve kapasitelerini tanıtmak için güzel bir adım olmuştur. Bu minvalde Türkiyeli akademisyenler ile Uluslararası el-Mustafa Üniversitesi’nin öğretim görevlileri arasında diyalog ve fikir teatisi imkânı sağlanarak, iki ülkenin bilim ve araştırma merkezleri arasındaki bilimsel etkileşimler ve fikir alışverişi alanının artacağını umuyoruz.”
el-Mustafa Rektörü Prof. Dr. Ali Abbasi konferansa gönderdiği video mesajda şunları dile getirdi:
“Molla Sadrâ İslam tarihimizin kesinlikle önde gelen bilgelerinden biridir. Bir diğer tabirle tüm asırların en büyük filozoflarından sayılmaktadır. Molla Sadrâ Muhammed Şîrâzî’nin felsefî bir ekolün kurucusu olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Yeni bir mektebin, felsefî bir akımın kurucusudur. Bugün Hikmet-i Mûtealiye olarak bildiğimiz konu Molla Sadrâ tarafından öne sürülmüş ve dile getirilmiştir. Molla Sadrâ’nın önemli felsefi görüşleri vardır. Asaletu’l vücud, teşkiku’l vücud, vahdet-i vücud Molla Sadrâ’nın görüşünün temelini oluşturmaktadır. Hamdolsun bu aklî ve hikmetli akım kendi ilim havzalarımızda yaygındır ve umarız sizlerin himmeti ve bu tür ilmî konferansların düzenlenmesiyle bu düşüncenin ve ekolün farklı coğrefyalarda da tanınması sağlanır. Ben tekrar bu konferansı tertipleyenlere teşekkür ediyor, bu ilmî konferansa katılan katılımcılara başarılar diliyorum.”
Konferansın düzenlenmesinde çokça emeği geçen Prof. Dr. Mustafa Çevik ise şunları söyledi:
“Sadra felsefeyi salt epistemoolji olarak görmez. Ona göre felsefe bilgelik eğitimi ve olmak biçimidir. Felsefe sadece bir “kal” sorunu değil “hal” sorunudur. Ona göre felsefe “insan-ı kamil” olma yolunda bir eğitim sürecidir. Metafiziğini kaybetmiş bir sosyal bilim kalıcı bir doğru bilgi üretemez. Üretilen bilginin taşıyıcısı durumuna mecbur kalır. Bugün dünyada egemen olan sosyal bilimler hem metodolojisiyle hem de amacıyla metafiziği ve ontolojisi olmayan bilgi üretmektedir. Bunun için İslam dünyası olarak günümüz sorunlarına yeniden bakmaya ve yeni bir güncel İslam Felsefesi paradigmasına ihtiyacımız vardır. “
Açılış konuşmalarından sonra tebliğlerin sunumuna ve oturumlara başlanmış oldu. Moderatörlüğünü Yusuf Tazegün hocamızın yaptığı oturumlarda, Molla Sadra felsefesinde uzman konuşmacıların aktardığı bazı konu başlıkları şunlardı:
Prof. Dr. Hamit Rızâniyâ , el-Mustafa Üniversitesi Felsefî İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi: