Akademi

İslam Dünyasında İrfani Ve Mistik Akımlar Konferansı

01 August 2025 16 dk okuma 4 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 4

Günümüzde Mistik Akımlar diye adlandırılan (Satanizm gibi) maneviyat ekolleri aklı devre dışı bırakmayı ön görür. İslami irfan ise aklı devre dışı bırakmayı değil aklın anlayamayacağı şeyleri akla yardımcı olacak yardımcı araçlar diye bileceğimiz şeylerle idrak etmeği tavsiye eder. Örneğin Hristiyanlıktaki Teslis (Baba-oğul-kutsal ruh)  inancı gibi. Hıristiyan dünyası bu üçleme inancını tevhit olarak kabul eder. Oysa tevhit 1 demektir. Siz 3’ü 1’e sığdırarak bir tevhit inancı oluşturamazsınız. Akıl bunu reddeder. İşte bu mistik akımlar aklın bu ve benzeri hükmünden kaçmak için aklı devre dışı kabul eder.

Mistik akımların bir başka özelliği tek bir inancı kabul etmemeleridir. Onlar “ne inanca sahip olursan ol” derler. Ama İslami İrfan aşk gibidir. Aşk ise bencildir, hamiyet ve gayret sahibidir. Başka birine yer müsaade etmez.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ:

Öncelikle iki kardeş ülke olan İran ve Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirmek adına bu adımı atan Kevser Yayıncılık ve El Mustafa Üniversitesi’ne teşekkür ederim.

İslam dini tevhit dinidir. Rengi ve dili ne olursa olsun aradaki ayrılıkları bir kenara bırakmalıyız. Bu ayrılıklar ihtilafa değil ittifaka sebep olursa güzeldir. Bu konuda insan her daim kendini sorgulamalıdır. Çünkü nefsin muhakeme edilmesi irfanın en belirgin özelliğidir. En etkili irfan insanın kendisini bilmesidir. Bu konuda Peygamber efendimiz şöyle buyuru:

“Allah’ın rahmeti, kendi kadrini bilip, haddini aşmayan insana olsun.”

Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın konuşmasının ardından sempozyuma ney dinletisi eşliğinde kısa bir ara verildi. Ardından yöneticiliğini Muhammed Nur Doğan’ın yaptığı ikinci bölümün konuşmacıları Senarist-Yazar Ahmet Turgut, El Mustafa Üniversitesi Türkiye temsilcisi Dr. Resul Abdullahi ve Hüccetül İslam Yusuf Tazegün’dü.

Dr. Resul Abdullahi:

Asrımızın tanınmış ariflerinden olan ama siyasi yönünün ağır basması neticesinde irfan boyutunun pek bilinmediği merhum İmam Humeyni, irfanın başlangıç tarihinin insanın yaratılışı ile eş zamanlı olduğunu ve ilk insanın ilk peygamber ve ilk arif olma özelliği taşıdığını söyler.

İmam Humeyni’ye göre irfanın birkaç şartı vardır. İlki Allah merkezli olmasıdır. Çünkü irfan ilahı devre dışı bırakmaz. İkincisi insan irfan her daim bir irşat ediciye muhtaçtır. Üçüncüsü ise şeriatsız (din) irfan olmaz. Çünkü irfan dinin ta kendisidir. Bu nedenle dinden uzak olan irfan, aslında irfansız (dinsiz) irfan anlamına gelir.

Merhum imam Humeyni’nin Cunudu Akl ve Cehl (Akıl ve Cehalet Askerleri) ve Kırk Hadis Şerhi imamın ameli irfanda yazdığı en meşhur iki kitabıdır. Misbahul Hidaye kitabı ise nazari amel alanında yazdığı en etkili kitaptır. İmam, Seyr-u Suluk için hicret kelimesini kullanır ve bu yolculuktaki dereceleri dörde ayırır. İlim, İman, İtminan ve Şuhut makamları

Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan:

Peygamberin vefatından sonra üç halife döneminde İslami kanunlar toplum içerisinde uygulanıyordu. Ama Hz. Ali’nin (a.s) şehadeti ile başlayan ve büyük fitnenin ilk tohumu olan Emevi saltanatı, Peygamberin adalet sistemini zulme dayalı bir sisteme dönüştürdü.

Zamanla din içerisinde paralel düşünceler, paralel peygamberler hatta paralel din yaratma çalışmaları başladı. Biri çıkıp Allah ile görüştüğünü söyledi kimse bir şey demedi. Biri düzenlediği programlara peygamberin iştirak ettiğini söyledi hem de yüzbinlerin karşısında yine kimse bir şey demedi. Öteki kendisine Mehdi dedi. Kitap okumakta elbette fayda vardır ama bazı kitapları Kuran’a alternatif hale getirmek paralel bir inancın doğurduğu şeydir. Dinin sarsılmaz tek kaynağı Kuran-ı Kerim’dir. Din kültür doğurur ama bu kültür dine dönüşmemelidir.

İslam, Kuran’ı anlamayı ve o doğrultuda yaşamayı zorlaştıracak dogmatik ve mistik düşüncelerden uzak olmalıdır. Zira İslam, insan tabiatına aykırı olan ve insana bir şeyler katmak yerine ondan bir şeyler çalıp götüren tüm düşüncelerden uzaktır.

Yazar Ahmet Turgut:

İnsanların hidayeti için gönderilmiş 124.000 peygamberin hepsi batini manada Peygamber efendimizin risaletinin halifesidir. Zahiri ve bedensel olarak peygamberimizden önce olmaları bu hakikati değiştirmez.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar