Kevser Akademi tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gören eğitim programları kapsamında, İranlı değerli âlim Üstad Ayetullah Furuği'nin katılımıyla "Marifetullah ve Kulluk" başlıklı iki oturumluk kapsamlı bir seminer gerçekleştirildi. Seminerde, insanın varlık dünyasındaki yeri, kulluk şuuru ve manevi uyanış konuları derinlemesine işlendi.
Kadir Akbalık ve Muhammed Karaduman hocalarımızın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın birinci oturumunda, gerçek âlimlerin toplum üzerindeki etkisine dikkat çekilerek, bu şahsiyetlerin duruşları ve yaşantılarıyla Allah'ın sıfatlarını yeryüzünde nasıl tecelli ettirdikleri vurgulandı.
Üstad Furuği, insanın "Ahsen-i Takvim" (en güzel yaratılış) ile "Esfel-i Safilin" (aşağıların en aşağısı) arasındaki manevi yolculuğuna değindi. Hz. Ali'nin “İnsan, okunması gereken bir kitaptır” hadisine atıfta bulunarak, insanın manevi kemale erebilmesi için kendi nefsini tanımasının zorunlu olduğunu belirtti.
Seminerin ikinci oturumunda ise insanın yaratılış gayesi ve kâinatla olan ilişkisi üzerinde duruldu. İnsanın sadece maddiyattan ibaret olmadığı; hayal, akıl, kalp ve sır âlemlerinden oluşan çok katmanlı bir varlık olduğu ifade edildi.
Üstad Furuği konuşmasında, “Ey insan, sen kendini küçük bir beden mi zannediyorsun? Oysa bütün kâinat sende gizlidir” diyerek insanın manevi potansiyeline dikkat çekti.
Yaratılışın asıl gayesinin Allah'ı tanımak (Marifetullah) olduğunu belirten Üstad, bu yoldaki en büyük engelin insanın "benlik" (nefis) davası olduğunu ifade etti. Marifete ulaşmanın yegâne yolunun, Allah'ın karşısında acizliğini kabul edip "hiçlik" makamına erişmekten ve tam bir teslimiyetle kulluk görevlerini yerine getirmekten geçtiği vurgulandı.
Yakaza (manevi uyanış), Ehlibeyt'e tevessül ve şeriata bağlılığın hakikat yolundaki üç temel esas olarak sıralandığı seminer, katılımcıların manevi sıkıntılarının giderilmesi ve İmam Mehdi'nin zuhuru için edilen toplu dualarla sona erdi.
Kevser Akademi yetkilileri, toplumsal bilinçlenmeye katkı sunan bu tür manevi ve ilmi eğitim programlarının periyodik olarak devam edeceğini duyurdu.
Seminerin Özet Metni
İnsanın Yaratılışı: Ahsen-i Takvim ve Esfel-i Safilin
Allah, bu varlık âlemindeki en güzel ve mükemmel varlık olarak insanı yaratmıştır (Ahsen-i Takvim). İnsan, potansiyel olarak en yüce hedeflere (nur âlemine) ulaşabilecek kapasitededir. Ancak, Allah'ın istediği gibi yaşamadığı ve marifet yolunda ilerlemediği takdirde "Esfel-i Safilin" (aşağıların aşağısı) derecesine, hatta hayvani bir seviyeden bile daha aşağıya düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Okunması Gereken Bir Kitap Olarak "İnsan"
Hz. Ali'nin bir hadisinden yola çıkılarak insan, "okunması gereken bir kitaba" benzetilmiştir. İnsanın öncelikle kendi iç dünyasına bir yolculuk yapması, kendini gözden geçirmesi ve kendi varlık kitabını okuması gerekir. İnsan ancak nefsini ve kendini tanımaya başladığında Allah'ı tam manasıyla tanıyabilir ve marifete ulaşabilir. Şeytan ise yalanlar, iftiralar ve kötülüklerle bu "nefis kitabımızı" tahrif edip bizi doğru yoldan saptırmaya çalışır.
Allah'ın Zuhuru ve "Ya Hazır, Ya Nazır" Bilinci
İnsanın asıl amacı, her geçen gün Allah'ın bir sıfatını kendinde oluşturarak esma-ül hüsna'nın yeryüzündeki bir tecellisi olmaktır. Aslında bütün âlem Allah'ın zuhurudur ve O'nun olmadığı hiçbir yer yoktur; ancak gözlerimizin önündeki dünyevi perdeler bunu görmemizi engeller. Büyük ariflerin hayatından verilen örnekle, Allah'ın her yerde "Hazır ve Nazır" (var olan ve gören) olduğu bilincine ulaşan bir insanın, Allah'ın huzurunda ve gözlerinin önünde günah işlemesinin imkânsız olduğu anlatılmıştır.
Marifetullah'a (Allah'ı Tanımaya) Giden Yoldaki 3 Temel Adım
Üstad, insanın manevi kemale ermesi ve hakikat âlemine ulaşması için üç temel şartı şöyle sıralamıştır:
1. Yakaza (Uyanış): İnsanın bir anda silkelenerek kendisine gelmesi; "Ben neredeyim, nereye gidiyorum, ne yapıyorum ve sonum ne olacak?" diyerek manevi uykudan uyanmasıdır. Hz. Peygamber'in "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" hadisine atıfla, ölmeden evvel bu bilinçsel uyanışı yaşamanın önemi belirtilmiştir.
2. Ehlibeyt'e Tevessül: Uyanış hâlini kaybetmemek, o manevi rahmeti kalıcı kılmak için atılması gereken adımdır. İmam Hüseyin'in yoluna sarılmak ve manevi meclislerde bulunarak bu bağı güçlü tutmak tavsiye edilmiştir.