Şeyh Tusî ahlakın mahiyeti hakkındaki farklı görüşleri beyan ederken, ahlakı tabiî bir oluşum görmeyenlerin ve ahlakın alışkanlık nedeniyle değişebileceğini öne sürenlerin görüşlerini kabul ettiğini beyan etmektedir. Bu noktayı doğrulayan beyanı şöyledir:
“O halde eğer ahlak tabiî olsaydı, bu durumda aklî olarak çocukların eğitilmeleriyle, gençlerin temizlenmeleriyle, onların ahlak ve alışkanlıklarıyla ilgili program belirlenmezdi ve bunun için girişimlerde bulunulmazdı.”[14]
Şeyh Tusî’ye göre, eğitim ilmi (ahlakî eğitim), insan tabiatını kemale ulaştırma konusunda söz konusu edilen beşeri sanatların bir parçasıdır. O tabiatı, Yüce Allah’ın bir işi olarak görmekte ve İlahî meşieti gereği tabiatı kendi kontrolüne aldığına inanmaktadır. Şeyh Tusî, insanın tabiattan alacağı ilhamla ve tedbir ve düşünce gücünden faydalanarak kendinde ikinci tabiatı (tabiat-ı insanî) oluşturabileceğine de inanmaktadır.
Ahlakî Eğitimin Hedefleri
Kant’a göre ahlakî eğitimin ilk ve en temel hedefi, (insan) tabiatının oluşması ve şekillenmesidir. Bu konuda kendi sözü şöyledir: “Ahlakî eğitimde ilk çaba, tabiatı şekillendirmektir.”[15]
Kant’ın tanımlamasına göre insan tabiatı, kendi karşılaştırmalı aklının yardımıyla oluşan temellere iradenin ciddi yönelişidir.[16]
Kant’a göre insan tabiatı itaat, sadakat ve toplumsal yetkinlik olmak üzere üç temel bileşene sahiptir ki bunların çocukların ve gençlerin doğasına yerleşmesi ahlakî eğitimin en önemli amaçlarından sayılmaktadır. Başka bir tabirle, insan tabiatı, çocukların o yolda yönlendirilmesi gereken içsel disiplindir. Kant sadakati tanımlarken şöyle demektedir: “Sadakat, insanın kendisiyle sözleşmesidir; yani adam olmak.”[17]
Bundan dolayı çocuklarda ve gençlerde sadakatin oluşturulması, tabiatın şekillendirilmesinin en temel göstergesidir. Sosyal yetkinlik veya insanlarla iyi ilişkiler, tabiatın şekillendirilmesinde diğer bir hedeftir. Bunda “bireyin başkalarına ilgisi” göz önünde bulundurulmaktadır. Kant’ın üzerinde durduğu “başkalarıyla derin dostlukların inşası” bu tabiat ile mana kazanmaktadır.
Kant’a göre “insanın kendi görüşlerine uyması” ahlakî değişimin bir merhalesidir ve bunu ahlaki eğitimde “ahlakî bağımsızlık” başlığı altında zikretmektedir. Kant’a göre bu sadece insan varlığına veya her akıllı varlığa aittir. Kant şöyle demektedir: “Ahlakî eğitimin en yüksek derecesi olan özgür insan yetiştirilmesi ve insanın “kendi görüşlerine uyması”na yönlendirilmesi, tabiatının şekillendirilmesine bağlıdır. Ahlakî eğitim ancak, özgür insan yetiştirirse bir eğitimdir.”[18]
Vicdanın, güzel davranışların ve aynı şekilde usulünce şekillenmiş insan tabiatının güçlendirilmesi de, Kant’a göre ahlakî eğitimin amaçlarından sayılmaktadır.[19]
Kant’a göre ahlakî eğitimin diğer amaçları da şunlardır: Özgür, mantıklı, bağımsız bireylerin yetiştirilmesi, tanı gücü elde edilmesi, ahlakî eylem usullerinin derk edilmesi, insanların bir eşya olarak değil insan olarak görülmesi, diğer insanların alaka duydukları şeylere ilgi göstermek, kendisini ve başkasını hiçbir durumda araç olarak görmemek, başkalarının saadete ulaşmasına yardımcı olmak ve çektikleri eziyetleri azaltmaya çalışmak.[20]
Hace Nasuriddin Tusî açısından ahlakî eğitimin temel amacı bireyi saadete ulaştırmaktır ki bu nefsani kuvvetlerin (şeheviyye, gazabiyye ve natıkiyye) arınması ve bunlar arasında dengenin kurulması sonucu gerçekleşir. Şeyh Tusî’ye göre Eflatun ve Aristo tarafından beyan edilen, bireyde dört erdemin (iffet, cesaret, ilim ve adalet) oluşturulması, ahlakî eğitimin temel hedefidir.