Düşünce

Şeyh İşrak’ın Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri

01 August 2025 43 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 10

İlmin Türleri

Şeyh İşrak, Hikmetu’l- İşrak adlı kitabının başında insan ilimlerini fıtrî ve gayrı fıtrî diye ayırıyor ve insanın gayrı fıtrî ilimlerinin sonunda fıtrî ilimlerle nihayet bulması gerektiğini, yoksa insana hiç marifet ve kesin bir ilim hâsıl olmayacağını açıklıyor.[46] Yazdıklarının geneline bakacak olursak insan ilimlerini aşağıdaki türlere ayırabiliriz:

  1. Fıtrî ilim: Bu guruptaki ilimlerin tembih ve teveccühe ihtiyacı yoktur. İnsanın diğer bilgileri de buna geri döner. Doğrulukları insan için kesindir. Şeyh İşrak’a göre vahdet ve adet[47] gibi kavramlar, toplumun muhal olması ve emir ve nehiy arasında vasıta imkânının olmaması fıtriyattır.[48]

  2. Duyusal ilim: Duyusal ilim, görme, duyma, tatma, koklama ve dokunma gibi duyu yollarıyla edinilen bilgidir. Şeyh Şehabeddin’e göre duyusal ilmin iki özelliği vardır:

  3. Duyusal ilim yoluyla eşyaların (renk, miktar ve şekil gibi) dış suretleri ve zahirî durumları idrak edilir. Bu yolla küllî manalar ve soyut varlıklar idrak edilemez.

  4. Duyusal ilim, yok olmayan ilimlerle ilgilidir.[49]

  5. Hayalî ilim: Bu ilim, şey ortada olmadan da tahakkuk eder. Duyusal ilimle farkı bu noktadadır. Mesela görmede, görülen şey insanın önünde olmadığı müddetçe görülemez ama görülen şeyin kendisi olmadan tahayyül edilmesi mümkündür.[50]

Şeyh İşrak, hayalî ve temsilî suretlerin mahzeninin insan hayali olduğu görüşünü reddederek şöyle diyor: Hayalî suretlerin tahakkuk ettiği yer zikirler âlemidir, nefis bölgesi değil. Tezekkür, nefisle zikirler âleminin irtibatından başka bir şey de değildir. Yani insan bir şeyi hatırlamaya çalıştığında, zikirler âleminden o şeyin suretini tekrar hatırlama kabiliyeti tahakkuk etmektedir. Nur-ı müdebbir de o sureti zikirler âleminden insan nefsine döndüren şeydir.[51]

  1. Aklî ilim: Şeyh Şehabeddin işrak ekolünden bir filozof olmasına ve şuhûda özel teveccüh göstermesine rağmen akla, mantığa ve delile çok önem vermektedir. Görüşleri kabul veya reddetme ölçüsünün delil olduğuna ve işrak felsefesinin hakikatine ulaşmanın, istidlali felsefede derinleşmeden mümkün olmayacağına inanıyor. Şeyh’e göre mantıkî ve felsefî tefekkürün olmaması, insanı bâtıl ve alçak düşüncelere, saçmalamaya, ne malum ne de meçhul olan varlık ve yokluk arasında vasıta imkânı gibi şeylere inanma belasına duçar kılar.

Sühreverdî, zihni, suretlerin faal akıl ile tecrit veya ittihat yoluyla üzerine yansıdığı bir ayna gibi gören Meşşaîlerin görüşünü reddederek aklî idrakin sadece yukardan gelen nur ve işrak misali olduğu esasına göre açıklanabileceğini söyler. Şeyh, Eflatun’un görüşlerini kabul eder ve külliyat için müstakil bir gerçek varlık olduğunu düşünür. Küllî kavramların haricî şeylerle irtibatlı olduğuna ve küllî kavramlara haricî tahakkuku nefyin şüphecilikle sonuçlanacağına inanır. Bazı deliller sunarak külliyatın idraki sırasında gerçekte ‘teba-ı tam’ külliyatı bize ilga ettiğini iddia eder.[52]

  1. Şuhudî ilim: Allah ve mukarreb melekler, bazı ilimleri rüya, sanı ve mükaşefe yoluyla insanın kalbine ulaştırırlar. Şuhûdî ilim, tıpkı insanın kendisine olan bilgisi, idrakî ve tahrikî kuvveleri, acı, mutluluk ve hüznü gibi, müdrikin nefis karşısında nesnel varlığıyla, suretler vasıta olmadan tahakkuk eder. Şeyh İşrak, şuhûd olmadan felsefenin anlamsız olduğuna inanır. Duyularımızla yıldızların ahvalinden ve maddî olaylardan nasıl haberdar oluyorsak işrakî ve şuhûdî müşahedeyle de marifetin yüce noktalarına ulaşıyoruz.[53] Elbette o iptidaî mükaşefeyi, müşahedenin mukaddimesi, müşahedeyi de mükaşefenin özel bir türü kabul ediyor. Şöyle ki mükaşefede vehmin müdahalesi mümkündür. Oysa müşahede o kadar açık ve nettir ki vehim hiçbir şekilde ona dâhil olamaz. Şuhudî marifet çeşitli suretlerde tahakkuk eder; bazen uykuda, bazen uyanıklıkta.

  2. Rüyada insan nefsi melekût âlemine ittisal ederek bir suret müşahede eder. Kişi bu sureti değiştirir, onu başka bir şeye çevirir. İnsan rüyasında düşman görür, hayali onu kurt şeklinde gösterir. Hayalin değiştirdiği o suret, nefsin şuhuduna uygun olursa bu rüya tabir istemez. Aksi takdirde tabir etmek gerekir.[54]

  3. Uyanıkken de bazen sahih bir sanıyla, delil gerekmeden netice insana malum olur. Bazen de gaybî seslerin duyulması ve melekûtî suretlerin görünmesiyle insan, ilâhî işraklerin ışığında yer alır.[55]

Şuhûdî marifete ulaşmak, bazı mukaddimelerden geçmeden mümkün olmaz. Sâlik, şuhûdî marifete ulaşmanın üç rüknü olduğunu bilmelidir: Maddî ve manevî hicapların kaldırılması, melekût âlemine yol bulmak ve soyut varlıkları müşahede etmek. Aşağıdaki hususlar şuhûdî ilme ulaşmak için gerekli ortamı (fikir letafeti ve nefsin sefası gibi) sağlar:

  1. Vacipleri yerine getirmek ve haramları terk etmek.

  2. İbadet, zikir, teheccüt ve Kur’an tilaveti.

  3. Mücahede ve nefis riyazeti.[56]

  4. Ruhanî meseleler üzerinde tefekkür.[57]

  5. Daima ölümü hatırlamak.[58]

  6. Allah’tan başkasıyla irtibatı kesmek ve tecride devam etmek.[59]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar