Düşünce

Şeyh İşrak’ın Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri

01 August 2025 43 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 10

İnsanın Tanımı

Şeyh İşrak’a göre insan kutsal, ilim ve irade sahibi ve ölümsüzdür. O, ulvî âlemden süflî âleme yolculuk etmiş ve zindana düşmüştür. Göklerdeki menzilinden ayrı düştüğü için sürekli bu dünyada bir yabancı gibidir ve bunalımdadır. İnsan esas yerini unutmaz, bağımlılıklarından kurtularak ve hicapları kaldırarak devamlı kendi yüce makamına ulaşmaya çalışırsa nefsi hak nuruyla münevver olur. İlim ve kudretin güçlü iksiri olan hak nurunun parlaması, insanın diğerlerinin anlamaktan aciz olduğu ilimlere ulaşmasına ve kendisinden alışılmışın üzerinde fiillerin sadır olmasına sebep olabilir. Cihan insanın etkisine girer ve duası yüce âlemde işitilir.[16]

İnsan, bedenden ve nefs-i nâtıkadan oluşan bir varlıktır. Bedenin idarecisi nefs-i nâtıkadır. Ancak nefs-i nâtıka zaman, mekân ve maddeden soyut olduğu için bir vasıta olmadan bedeni idare edemez. Bu durumda nefis ve beden arasındaki vasıta hayvanî ruhtur. Hayvanî ruh, latif bedendir; kalbin sol boşluğundan başlar ve tüm bedene dağılır. İdrak ve hareket etme etkenidir. Bu ruh sağlıklı olduğu sürece nefs-i nâtıka bedende tasarruf eder ve kesildiğinde tasarruf da kesilip biter.[17]

Şeyh İşrak beden için kale anlamına gelen ‘sisiye’ kelimesini, nefs-i nâtıka için de ‘nur-ı isfehbod’[18] veya ‘isfehbod-i nasut’ kelimelerini kullanmıştır.[19]

Nefs-ı Nâtıka ve Sıfatları

Nefs-i nâtıka soyut bir cevherdir. Cismi ve sıfatları bölünebilirlik, zaman, mekân ve duyulardan arınmış ilâhî nurlardan bir nurdur. Nefsin idrak ve hareket kuvveleri vardır. Bunlar hayvanî ruhla sıkı irtibat içindedir. Öyle ki hayvanî ruhta baş gösteren bir karışıklık, zahir ve bâtın idrak kuvvesini etkiler. Nefs-i nâtıka her ne kadar hayvanî ruh yoluyla bedenle irtibat halinde ve onu idare ediyor olsa da bedenin bozulmasında etkilenmez ve yok olmaz.[20]

Şeyh İşrak nefs-i nâtıkanın mahiyetiyle ilgili zikredilen tanımı göz ardı ediyor (ki bu Meşşaîlerin tanımıdır) ve mükaşefe esnasında ulaştığı nefs-i natıkayı şöyle anlatıyor:

Nefs-i nâtıka hâlis varlıktır. Zira nefsin şuhûdu sırasında varlıktan başka hiçbir bölüm veya hususiyet görmüyoruz. Ekleri, sıfatları, mümeyyiz bölümleri ve diğer bütün hususiyetleri nefsi bulduğumuzda buluyoruz. Öyleyse nefs-i nâtıkanın mahiyeti, hâlis varlıktan başka bir şey değildir.[21]

Şeyh Şehabeddin nefsin kuvveleri ve sayıları hakkında Farabî ve İbn Sina gibi Meşşaî ekolünden olanların görüşünü benimsemiştir. Nefsi üç türe ayırmıştır: Bitkisel, hayvanî ve insanî. Bitkisel nefis kuvvelerini beslenme, büyüme ve üreme olarak zikretmiş, beslenmenin de dört kuvveye sahip olduğunu söylemiştir: Cezbetme, tutma, hazmetme ve def etme. İnsanî nefis için bitkisel ve hayvanî nefis kuvvelerinin tamamına ilaveten zahiri beş duyuyu, yani dokunma, görme, işitme, tatma ve koklamayı ve beş batınî duyuyu, yani ortaklık, tasavvur, idrak, tahayyül ve hafızayı zikretmiştir.[22] İnsanın idrak kuvveleri alanında özel görüşleri vardır ki bunlara ikinci bölümde değineceğiz.

Nefs-i natıkanın en mühim özelliği maddeden ve madde özelliklerinden soyut olmasıdır. Nefs-i natıka her ne kadar kendi fiili için bedene muhtaç olsa da zatı ve varlığı, bölünebilirlik, zaman, mekân ve duyular gibi madde ve sıfatlarından arıdır. Sühreverdî nefsin soyutluğuyla ilgili Meşşaîlerin delillerine ilaveten “huzûrî öz bilinç” adıyla işrakî bir delil sunuyor. Şeyh, nefsin sürekli, sabit, hatasız ve yakîne dayalı bir ilim olan (ilmî suretlerden kaynaklanan husûlî değil), huzûrî ilmini nefsin soyut oluşuna delil saymaktadır. Zira her zaman kendisine şahit ve zahir olan bir şey, baştanbaşa hicap ve gaflet olan cisim ve cismaniyetten münezzehtir.[23]

Şeyh İşrak nefsi ispat etmek için felsefî delillere ilaveten hayat, rızıklanmak, şehitlerin Allah nezdinde mutlu olması[24], ruhun emir âleminden olması[25], nefs-i nâtıkaya ruh üflenmesi[26] gibi konularla ilgili ayetlere de dayanmaktadır. Aynı şekilde İmam Ali’nin (a.s) “Allah’a yemin olsun ki Hayber kapısını melekûtî güçle –bedensel değil- söktüm” sözünü[27] ve Peygamber’in (s.a.a) “Nefsin irfanı, Rabbin irfanının yoludur”[28] sözünü nefsin soyutluğuna dair delil olarak sunmuştur.

Şeyh İşrak nefs-i nâtıkanın bedenle beraber ortaya çıktığını söylüyor. Bazı delillerle nefsin, bedenden önce ortaya çıkmasının muhal olduğunu ispatlıyor. Aklî meselelerin ve genel kavramların idraki, nefsin özelliklerinden bir diğeridir. Sonsuzluk da nefs-i nâtıkanın özelliklerindendir. Şeyh Şehabeddin’e göre insan ölümle sadece cismanî aracını, yani bedenini kaybeder, nefs-i nâtıka ölümsüzdür. Buna iki tane delil sunmaktadır: İlki nefs-i nâtıkanın soyut olduğu ve soyut varlıkların ölümsüz olduğu, ayrıca nefsin maddi bedende hulul etmediği için onun zevaliyle de yok olmayacağıdır.[29] İkincisi nefsin illeti (faal akıl) sonsuzdur, öyleyse onun malulü (nefs-i nâtıka) de sonsuzdur.[30]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar