Kevser Akademi tarafından düzenlenen aylık seminerler dizisinin bu ayki konuğu araştırmacı-yazar Dr. Lütfü Özşahin oldu. "Hegemonyanın Çöküşü" başlığıyla gerçekleştirilen seminerde, İslam dünyasının mevcut durumu, Batı emperyalizmi ve bölgesel direniş hatları kapsamlı bir analiz çerçevesinde ele alındı.
Kevser Akademi'nin aylık eğitim ve kültür seminerleri kapsamında gerçekleştirilen program, Ehlibeyt âlimlerinden Yakup Kumak'ın Kur'ân-ı Kerîm tilavetiyle başladı. Yoğun katılımla gerçekleşen programın açılış konuşmasını Kevser Akademi adına Yusuf Tazegün yaptı.
“Hegemonyanın Çöküşüne Şahitlik Ediyoruz”
Açılış konuşmasında müminlerin zorlu fakat onurlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Yusuf Tazegün, Kur'ân-ı Kerîm'de müminlere vaat edilen ilahî yardım ve zafer müjdelerine dikkat çekti. Günümüzde yaşanan gelişmelerin, uzun yıllar yenilmez olarak gösterilen güçlerin kırılganlığını ortaya koyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Yenilmez denilen orduların nasıl yenildiğini, Müslümanların zulme karşı nasıl birlik olduğunu bugün bütün dünya görüyor. Bu, hegemonyanın çöküşü demektir. Süper güç denilen yapıların aslında sadece söylemlerle ayakta durduğu ortaya çıkmıştır. Direniş cephesi bunu bütün dünyaya göstermiştir ve biz bu direniş ruhunu Şehit Rehberimizden öğrendik."
“İsrail, İslam Dünyasındaki Çürümenin Sonucudur”
Açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen araştırmacı-yazar Dr. Lütfü Özşahin, İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu krizleri ve küresel hegemonyanın zayıflayan yapısını tarihî ve sosyolojik açıdan değerlendirdi.
İsrail meselesine farklı bir perspektiften yaklaşan Özşahin, İsrail'in tek başına bir sebep değil, İslam dünyasında yaşanan ilmî, siyasi ve toplumsal zafiyetlerin sonucu olduğunu ifade etti. Bu değerlendirmesini İbn Haldun'un toplumların içten çöküşüne dair tespitleriyle ilişkilendirerek, esas çözümün içerideki zaafların giderilmesi olduğunu vurguladı.
“Batı'nın Söylemleri Gazze'de İflas Etti”
Konuşmasında Batı'nın demokrasi ve insan hakları söylemlerini de değerlendiren Özşahin, bu kavramların uluslararası siyasette çoğu zaman hegemonik politikaların meşrulaştırılması amacıyla kullanıldığını ifade etti. Gazze'de yaşanan gelişmelerin bu söylemlerin inandırıcılığını ciddi biçimde sarstığını belirterek, küresel güçlerin uluslararası hukuk ve insan hakları konusundaki çifte standartlarına dikkat çekti.
“Mezhepçilik, Emperyalizmin En Büyük Silahlarından Biridir”
Dr. Özşahin, İslam dünyasında mezhep, etnik kimlik ve milliyet temelinde oluşturulan ayrışmaların küresel güçler tarafından bilinçli şekilde derinleştirildiğini ifade etti. Sünni-Şii, Arap-Fars ve Türk-Arap ayrımlarının emperyal politikaların önemli araçlarından biri hâline getirildiğini belirterek, ümmet bilincinin ve vahdet anlayışının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Konuşmasının devamında, Hüseynî duruşun belirli bir mezhebin değil, zulme karşı hakkı savunmanın ortak adı olduğunu ifade ederek, adalet ve özgürlük mücadelesinin evrensel bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi.
Hegemonya Çöküyor
Seminerin sonunda Dr. Lütfü Özşahin, Batı medeniyetinin artık insanlığa yeni değerler üretemediğini, varlığını büyük ölçüde askerî ve ekonomik güç üzerinden sürdürmeye çalıştığını ifade etti. Buna karşılık Müslüman toplumların ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir bilinç etrafında hareket etmelerinin, adalet merkezli yeni bir dünyanın inşası açısından büyük önem taşıdığını belirtti.