Bu derste, İslam'ın ilk dönemi olan Mekke ve Medine süreçlerinin sosyolojik ve inançsal yapılanması ele alınmaktadır. Üstad Kadir Akaras; İslam dininin tabiat kanunları gibi kusursuz, birbiriyle uyumlu ve çelişkisiz bir nizam üzerine kurulu olduğunu vurgulamaktadır. Ders, Peygamberimizden (s.a.a) sonra ümmetin birliğini sağlayan Hablullah (Allah'ın ipi) kavramı üzerinden, Şia ve Ehl-i Sünnet arasındaki hilafet, ashabın konumu ile siyasal ve dini meşruiyet tartışmalarını analiz etmektedir.
1. İslam'ın İnşa Dönemi ve Mekke-Medine Farkı
Mekke Dönemi (Altyapı): İslam'ın ilk yılları büyük zorluklar içerisinde geçmiş; ibadet hükümlerinden önce tevhid inancı, putperestlikten uzaklaşma ve kabilecilik anlayışının terk edilmesi gibi inanç esaslarının temelleri atılmıştır. Bu sebeple ilk dönem Müslümanlarının ibadet hükümleri henüz tamamlanmamış olsa da iman bakımından yüksek bir konuma sahip oldukları ifade edilmektedir.
Medine Dönemi (Detaylar): Medine döneminde ise haramlar, helaller, ibadetler ve toplumsal hükümler ayrıntılı biçimde hayata geçirilmiştir. Bu süreç, kaba inşaatı tamamlanan bir binanın ince işçiliğinin yapılmasına benzetilmektedir.
2. Kusursuz ve Çelişkisiz Din
Tabiat Gibi Uyumlu: Allah'ın gönderdiği din, tabiatın değişmez ve mükemmel düzeni gibi kendi içinde tam bir uyum ve bütünlük taşımaktadır. Akaid, ahlak ve siyaset birbirini tamamlayan bir sistem oluşturur. Bu ilahi düzende çelişkiye yer yoktur.
Kolaycılığı Aşmak: Din, sadece kolay zikirlerle vicdanı rahatlatan bir sistem değildir. Gerçek dindarlık; zor zamanlarda hakkı savunabilmek, gerektiğinde cihat ve infak sorumluluğunu yerine getirebilmek ve ilahi emirler karşısında kararlı durabilmektir.
3. Hilafet, Meşruiyet ve Makbuliyet
Meşruiyet ve Makbuliyet: İslam'da liderliğin meşruiyeti vahye ve Peygamber'in nassına, yani ilahi belirlemesine dayanmalıdır. Toplumun kabulü ise o liderin görevini fiilen yerine getirebilmesi için gerekli olan makbuliyeti sağlar. Hz. Ali'nin (a.s) yirmi beş yıl sonra zahiren hilafeti üstlenmesi, meşruiyetinin yanında toplumsal makbuliyetin de oluşmasıyla gerçekleşmiştir.
Beşerî Tercihler: Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra uygulanan seçim, vasiyet ve şûra gibi farklı hilafet yöntemlerinin tamamen beşerî tercihler olduğu; bunların ilahi bir zorunluluktan ziyade toplumsal mutabakatı ifade ettiği belirtilmektedir.
4. Birlik Bağı ve Siyasal Dışlama
Hablullah (Allah'ın İpi): Peygamberimizden (s.a.a) sonra ümmeti bir arada tutacak ilahi bağın, Şia inancına göre Ehlibeyt ve Hz. Ali (a.s) olduğu ifade edilmektedir.
Siyasal Tepkilerin Dinî Kılıfı: Şia'ya yönelik mezhebî dışlama ve ötekileştirme çabalarının dinî veya fıkhî bir temelden değil, büyük ölçüde tarihsel ve siyasal süreçlerden kaynaklanan yaklaşımlardan beslendiği vurgulanmaktadır.