Maneviyat

İmam Zeynelâbidîn’den Şikâyet Edenlerin Münacatı

13 October 2026 2 dk okuma
Yazı Boyutu:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ey benim ilahım! Sürekli kötülüğü emreden, hızla günaha koşan, sana karşı günah sayılan şeylere düşkün olan, gazabına kendini hedef kılan nefsi sana şikâyet ediyorum.

O beni helak olma yollarına sürükleyerek senin indinde en aşağılık hâlde helak olanlardan kılmaktadır.

Hastalıkları çok, arzusu uzundur. Şerle karşılaştığında sızlanıp sabırsızlık eder, hayra ulaştığında (onu diğerlerinden) esirger.

Oyun ve eğlenceye düşkündür. Gaflet ve yanılgıyla doludur. Beni günaha doğru hızla iter ve tövbemi geciktirir.

Ey mabudum! Beni saptıran düşmanı ve beni aldatan şeytanı sana şikâyet ediyorum.

O, kalbimi vesveseyle dolduruyor, gönlümü kuruntularıyla kuşatıyor, heva ve hevese uymada bana destek oluyor, dünya sevgisini bana süslüyor ve benimle (sana) itaat edip yaklaşma arasında engel oluşturuyor.

Ey mabudum! Vesveselerle altüst olan, pas ve (kötü) huya bürünen şu katı kalbi ve senin korkundan ağlamayan, görüp hoşlandığı hiçbir şeye bakmaktan kendisini alamayan şu gözü sana şikâyet ediyorum.

Ey mabudum! Ben ancak senin kudretine dayanarak hareket ve güç elde edebilirim, ancak senin korumanla dünya zorluklarından kurtulabilirim.
O hâlde üstün hikmetin ve geçerli meşiyetin hakkına senden, beni cömertliğinden başka bir şeye yöneltmemeni ve fitnelere hedef kılmamanı diliyorum; düşmanlara karşı bana yardımcı ol, rezillik ve kusurlarımı ört, beni belalardan muhafaza eyle ve günahlardan koru; şefkat ve rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi!

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمـنِ الرّحَيـمِ

اِلهٰي اِلَيْكَ اَشْكُو نَفْساً بِالسُّوءِ اَمّارَةً، وَاِلَى الْخَطيئَةِ مُبادِرَةً، وَبِمَعاصيكَ مُولَعَةً، وَلِسَخَطِكَ مُتَعَرِّضَةً، تَسْلُكُ بي مَسالِكَ الْمَهالِكِ، وَتَجْعَلُني عِنْدَكَ اَهْوَنَ هالِكٍ، كَثيرَةَ الْعِلَلِ، طَويلَةَ الأَمَلِ،

اِنْ مَسَّهَا الشَّرُّ تَجْزَعُ، وَاِنْ مَسَّهَا الْخَيْرُ تَمْنَعُ، مَيّالَةً اِلَى اللَّعِبِ وَالَلَّهْوِ مَمْلُؤةً بِالْغَفْلَةِ وَالسَّهْوِ، تُسْرِعُ بي اِلَى الْحَوْبَةِ وَتُسَوِّفُني بِالتَّوْبَةِ،

اِلهٰي اَشْكُو اِلَيْكَ عَدُوّاً يُضِلُّني، وَشَيْطاناً يُغْويني، قَدْ مَلأَ بِالْوَسْواسِ صَدْري، وَاَحاطَتْ هَواجِسُهُ بِقَلْبي، يُعاضِدُ لِيَ الْهَوى، وَيُزَيِّنُ لي حُبَّ الدُّنْيا وَيَحُولُ بَيْني وَبَيْنَ الطّاعَةِ وَالزُّلْفى،

اِلهٰي اِلَيْكَ اَشْكُو قَلْباً قاسِياً مَعَ الْوَسْواسِ مُتَقَلِّباً، وَبِالرَّيْنِ وَالطَّبْعِ مُتَلَبِّساً، وَعَيْناً عَنِ الْبُكاءِ مِنْ خَوْفِكَ جامِدَةً، وِ اِلى ما يَسٌرُّها طامِحَةً، اِلهٰي لا حَوْلَ لي وَلا قُوَّةَ اِلاّ بِقُدْرَتِكَ، وَلا نَجاةَ لي مِنْ مَكارِهِ الدُّنْيا اِلاّ بِعِصْمَتِكَ، فَاَسْألُكَ بِبَلاغَةِ حِكْمَتِكَ وَنَفاذِ مَشِيَّتِكَ، اَنْ لا تَجْعَلَني لِغَيْرِ جُوْدِكَ مُتَعَرِّضاً، وَلا تُصَيِّرَني لِلْفِتَنِ غَرَضاً،

وَكُنْ لي عَلَى الأَعْداءِ ناصِراً، وَعَلَى الَْمخازي وَالْعُيُوبِ ساتِراً، وَمِنَ الْبَلاءِ واقِياً، وَعَنِ الْمَعاصي عاصِماً بِرَأْفَتِكَ وَرَحْمَتِكَ يا اَرْحَمَ الرّاحِمينَ.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar