Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Sana yalvarıyorum ey her yerde var olan! Sesime cevap vereceğini ümit ederim. Fakat Suçum büyüktür ve hayâ duygum azalmış.
Mevlam ey Mevlam! Hangi korkulu hali hatırlayayım, ya da hangisini unutayım? Sadece ölüm korkusu bile yetmez mi? Hâlbuki ölümden sonrası daha da dehşetlidir.
Mevlam ey Mevlam! Ne zamana dek bu dehşet ve korku? Bu kadar üst üste kınamalar ne zamana dek? Sonra artık sözlerimi tutmadığımı görürsün.
Senden yardım diliyorum, senden… Allah’ım! Nefsime galip gelen heveslerden dolayı, bana musallat olan düşmandan dolayı, bana süslü görünen dünyadan dolayı, kötülüğe emreden nefisten dolayı.
Mevlam ey Mevlam! Benim gibi birini affettinse, beni de affet! Benim gibi birini kabul ettinse beni de kabul et! Ey sihirbazları dahi affeden! Beni de affet!
Ey her zaman güzelliğini söylediğim Rabbim! Ey sabah akşam beni nimetleri ile doyuran! Sana tek başına geleceğim günde bana acı. Gözümü senin merhametine dikmişim, az bir amelle. Tüm varlıkların benden kaçıp uzaklaşacağı o gün. Hatta babam ve annem de, kim için emek ve çaba harcadıysam…
Sen bana acımazsan kim bana acır? Kim dehşetli kabirde bana dost olur? Amelimle baş başa kalınca kim benimle konuşur?
Cevabını benden daha iyi bildiklerini bana sorarsın, “Evet” dersem, senin adaletinden nereye kaçayım? Desem suç işlemedim, diyeceksin ki “Ben sana şahit değil miydim?”
Affını bekliyorum ey efendim. Azap yağdırmadan önce affet.
Affını bekliyorum ey efendim. Cehennem ve ateşten önce affet.
Affını bekliyorum ey efendim. Kollarım boynuma bağlanmadan önce affet.
Ey merhametlilerin rahmet kaynağı ve affedenlerin en hayırlısı! Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!
اُناجیکَ یا مَوْجُوداً فی کُلِّ مَکانٍ لَعَلَّکَ تَسْمَعُ نِدائی فَقَدْ عَظُمَ جُرْمی وَ قَلَّ حَیآئی
مَوْلایَ یا مَوْلایَ اَیَّ الاَهْوالِ اَتَذَکَّرُ وَ اَیَّها اَنْسی وَ لَوْلَمْ یَکُنْ اِلا الْمَوْتُ لَکَفی کَیْفَ وَ ما بَعْدَ الْمَوْتِ اَعْظَمُ وَ اَدْهی
مَوْلایَ یا مَوْلایَ حَتّی مَتی وَ اِلی مَتی اَقُولُ لَکَ الْعُتْبی مَرَّةً بَعْدَ اُخْری ثُمَّ لا تَجِدُ عِنْدی صِدْقاً وَ لا وَفاءً فَیاغَوْثاهُ ثُمَّ واغَوْثاهُ بِکَ یا اَللَّهُ مِنْ هَویً قَدْ غَلَبَنی وَ مِنْ عَدُوٍّ قَدِ اسْتَکْلَبَ عَلَیَّ وَ مِنْ دُنْیا قَدْ تَزَیَّنَتْ لی وَ مِنْ نَفْسٍ اَمّارَةٍ بِالسُّوءِ اِلاّ ما رَحِمَ رَبّی
مَوْلایَ یا مَوْلایَ اِنْ کُنْتَ رَحِمْتَ مِثْلی فَارْحَمْنی وَ اِنْ کُنْتَ قَبِلْتَ مِثْلی فَاقْبَلْنی یا قابِلَ السَحَّرَةِ اقْبَلْنی یا مَنْ لَمْ اَزَلْ اَتَعَّرَفُ مِنْهُ الْحُسْنی یا مَنْ یُغَذّینی باِلنِّعَمِ صَباحاً وَ مَسآءً اِرْحَمْنی یَوْمَ اتیکَ فَرْدَا شاخِصا اِلَیْکَ بَصَری مُقَلِّداً عَمَلی قَدْ تَبَرَّءَ جَمیعُ الْخَلْقِ مِنّی
نَعَمْ وَ اَبی وَ اُمّی وَ مَنْ کانَ لَهُ کَدّی وَ سَعْیی فَاِنْ لَمْ تَرْحَمْنی فَمَنْ یَرْحَمُنی وَ مَنْ یُونِسُ فِی الْقَبْرِ وَحْشَتی وَ مَنْ یُنْطِقُ لِسانی اِذا خَلَوْتُ بِعَمَلی وَ سآئَلْتَنی عَمّا اَنْتَ اَعْلَمُ بِهِ مِنّی فَاِنْ قُلْتُ نَعَمْ فَاَیْنَ الْمَهْرَبُ مِنْ عَدْلِکَ
وَ اِنْ قُلْتُ لَمْ اَفْعَلْ قُلْتَ اَلَمْ اَکُنِ الشّاهِدَعَلَیْکَ فَعَفوَکَ عَفْوَکَ یا مَوْلایَ
قَبْلَ سَرابیلِ الْقَطِرانِ عَفْوَکَ عَفْوَکَ یا مَوْلایَ قَبْلَ جَهَنَّمَ وَ النّیران
عَفْوَکَ عَفْوَکَ یا مَوْلایَ قَبْلَ اَنْ تُغَلَّ الاَیْدی اِلَی الاَعْناقِ یا اَرْحَمَ الرّاحِمینَ وَ خَیْرَ الْغافِرینَ