Ayetullah Şübeyrî Zencanî’den geriye oldukça geniş bir ilmî külliyat kalmıştır. Bunların bir bölümü bizzat kaleme aldığı eserlerden, bir bölümü derslerinin takrirlerinden, bir bölümü de hadis ve rical kitapları üzerine yaptığı değerli taliklerden oluşmaktadır.
Öne çıkan çalışmalarından bazıları şunlardır:
Cer‘eî ez Derya: Makalelerini, ilmî notlarını, rical ve biyografi araştırmalarını ve çeşitli ilmî hatıralarını bir araya getiren en tanınmış eserlerinden biridir.
Kitabü’n-Nikah dersleri, Kitabü’l-Hac, Kitabü’l-Hums, Kitabü’l-İcare, Kitabü’s-Savm, Kitabü’l-İ‘tikaf, Kitabü’l-Bey‘, Tahrîrü’l-Cevahir – Kitabü’l-Hac, Tahrîru Fetava’l-Cevahir – Kitabü’l-Hac, Urvetü’l-Vüska'nın Hac bahisleri üzerine şerh ve araştırmaları, Camiu Ehadîsi’ş-Şîa üzerine talikler, Menasikü’l-Hac, el-Mesailü’ş-Şer‘iyye
Özellikle Cer‘eî ez Derya, onun yalnız fıkhî yönünü değil, Şia alimleri, kitapları ve ilim havzalarının yakın tarihine ilişkin olağanüstü hafızasını da yansıtan önemli bir eserdir.
Ayetullah Zencânî’den Nasihatler
Hayatı boyunca uzun vaazlardan ziyade hal diliyle, mütevazı yaşantısıyla ve talebelerine aktardığı kısa ama hikmetli sözlerle tanınan bu büyük âlimin bazı nasihatleri şöyledir:
1- İlimde, amelde ve yapılan her hayırlı işte temel ölçü Allah rızası olmalıdır; ihlastan uzak bir niyet, yapılan çalışmanın bereketini ortadan kaldırır.
2- Gerçek ilim ve kemal sahibinin tevazusu artar; insan ne kadar çok şey bildiğini sandığı an, aslında ilim okyanusunun büyüklüğü karşısında ne kadar aciz olduğunu idrak etmelidir.
3- İbadetlerde ve hayırlı amellerde süreklilik esastır. Az ama düzenli yapılan amel, düzensiz yapılan büyük işlerden daha değerlidir.
4- Başkalarının haklarına riayet etmek, insan ilişkilerinde en hassas konudur. İnsanların kalbini kırmaktan ve haklarına girmekten şiddetle sakınmak gerekir.
5- Lüzumsuz konuşmalar, gıybet ve boş sözler kalbi karartır. Sükûnet ve ölçülü konuşmak hem selametin hem de hikmetin anahtarıdır.
6- Dünyayı geçici bir konaklama yeri olarak görmek, onu bir amaç değil, ahiret için bir vesile bilmek gerekir; mala ve makama hırsla bağlanmak insanın maneviyatını zedeler.
7- Dini konularda ve fıkhi hükümlerde ahkâm keserken çok ihtiyatlı davranılmalı, ince eleyip sık dokuyarak hakikate varmaya çalışılmalıdır.
8- Başkalarının kusurlarını ve ayıplarını araştırmak yerine onları örtmek, toplumsal huzurun ve kardeşliğin en temel şartıdır.
9- Ömrün her anı ilim, ibadet ve faydalı işlerle değerlendirilmeli; boşa harcanan zamanın telafisinin olmadığını bilerek hareket edilmelidir.
10- Dini ve sosyal hayattaki her türlü taassuptan ve aşırılıktan kaçınarak her meselede hikmet, adalet ve itidalle hareket edilmelidir.
Bir Alimin Ardından
İmam Cafer Sadık'tan (a.s.) nakledilen bir rivayette şöyle buyrulur:
“Alim öldüğünde İslam'da, hiçbir şeyin dolduramayacağı bir gedik açılır.”
Büyük alimlerin kaybını ağırlaştıran, yalnızca bir insanın dünyadan ayrılması değildir. Onlarla birlikte onlarca yıllık tecrübe, hafıza, tahkik ve ilim birikiminin de bir devri kapanmaktadır.
Ayetullah Seyyid Musa Şübeyrî Zencanî, yaklaşık bir asırlık ömrünün büyük bölümünü Ehl-i Beyt (a.s.) mektebinin fıkıh, hadis ve rical mirasına hizmet ederek geçirdi.
Bugün onun ders halkası sona ermiş olsa da geride bıraktığı eserler, ilmî araştırmalar ve yetiştirdiği talebeler bu uzun ilim yolculuğunun devam eden mirası olacaktır.
Ruhu şad, makamı ali olsun. Allah Teala onu Hz. Muhammed ve Al-i Muhammed (s.a.a.) ile haşretsin.